Tercihlerimizin trajedi ise şu ki; bağlılıklarımızla kendimizi boğazımızdan zincirliyor, sonra da niye boğulduk ki biz diyoruz. Asıl havayı bir yana bırakıyor, sonra da niye nefes alamadığımızı merak ediyoruz. Tek gıdamızdan vazgeçiyor, sonra da açlıktan ölmekten yakınıyoruz. En sonunda da bıçağı bağrımıza saplıyor ve acıyor diye ağlıyoruz. Hem de çok. Ama ne yaptıysak kendimiz yaptık.
Ama er ya da geç kendimize sormamız gereken asıl soru gerçekte kime kulluk ettiğimiz: Hediyeye mi onu Veren'e mi? Güzelliğe mi güzelliğin Tanımı ve Kaynak'ına mı? Rızka mı Rezzak'a mı? Yaratılana mı Yaratan'a mı?
Namazı ertelemek veya kaçırmak bile kolay bir hale gelir, yeter ki toplantımdan, filminden, gezimden, alışverişimden, dersimden, partimden veya basketbol oyunundan mahrum olmayayım. Faizli kredi almak ya da alkol satmak kolay, yeter ki kar payından ya da saygın kariyerimden mahrum olmayalım. Son model arabamdan, aşırı lüks evinden olmayayım. Haram bir ilişki veya flört edinmek kolay, yeter ki "sevdiğim"den olmayayım. Başörtüsünü çıkarmak ya da hiç takmamak da kolay, yeter ki güzelliğimden, evlilik tekliflerinden ya da insanlar nazarındaki görüşünden olmayayım. ALLAH'ın güzel dediği tevazuyu bir kenarı bırakmak kolay, yeter ki toplumun güzellik olduğunu söylediği dar kot pantolonumdan olmayayım.