Osmanlı zayıflama döneminden itibaren özellikle Batılılaşma adı altında yürütülen projeler aslında birer "batırma" hamlesi niteliğindeydi. Bu projelerin en hassas hedeflerinden biri de Müslüman hanımların tesettürüydü.
Bazı kızlarımız ve kadınlar nasıl şunu ifade ediyor: "Hocam Tesettürün ALLAH'ın emri olduğunu biliyoruz; bunu inkar etmeyiz ama nefsimize söz geçiremiyor, çevrenin ve mahallenin baskısından çekiniyoruz. Bunu aşmak için ne yapmalıyız?" Onlara bu konuda dua ediyor ve şunu söylüyoruz: Tesettür aslında nefsin ve hayatın özgürlüğüdür. Tesettüre girerek bütün bakışların odağını güzelliğimize değil, ahlakımıza yoğunlaştırırız. Böylece her türlü kötülükten ve çirkinlikten korunmuş oluruz. Çünkü dış güzellik saklandığı ve muhafaza edildiği takdirde ön plana ahlak ve karakter çıkacaktır.
Tesettür benim kimliğimdir; onunla tanınırım.
Tesettür benim şahsiyetimdir; onunla kıymete binerim.
Tesettür benim izzetimdir; onunla yaşarım.
Tesettür benim kalkanımdır; onunla korunurum.
Tesettür benim vakarımdır; onunla olgunlaşırım.
Tesettür RABB'imin beni muhatap almasıdır; onunla sevinir ve her daim "Emrin başım üstüne!" derim.