Biliyordum, dinlediğimiz uzaklar aynı değildi. O geçmişi, ben geleceği dinliyordum. İçinde yaşadığımız zamanın kulak kabarttığımız uzakları bile farklıydı. Bir tek kalplerimiz yakında onunla ve ben diğer bir çok şeyi önemsizleştiren bu yakınlığı yıllar geçtikçe daha çok anlayacaktım. Zaten hep böyle olmaz mı? Hayat demek, biraz da zamanında anlamadıklarımıza karşı duyduğumuz pişmanlıklar demek değil midir?
İnsanın yalnızca kardeşi olduğu için birini tanımış sayılmayacağını, bazı huylarını bildiğimiz insanları bütünüyle tanıdığımızı sandığımızı, ama günün birinde hiç beklenmeyen şeyleri yapanların da o bizim huylarını bildiğimizi, kendilerini tanıdığımızı sandığımız insanlar arasından çıktığını düşünüyor.