📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Durmadan hiç olmamış bir sevginin peşinde koşarak aradığımız, aslında kendi yıkımımız. Sevginin tam da onun hiç alamayacağımız yerde olduğuna inanıyoruz. Bu şekilde, yaşamımızın ilk yıllarında yaşadığımız reddedilişi tekrar yaşıyoruz ve alabileceğimiz bir şey olmadığını kendimize sürekli kanıtlıyoruz. Her şeye rağmen gerçek sevgiyle karşılaşacak olduğumuzda da onu reddediyoruz, çünkü bu kadar yetersizken bizi kimsenin sevmeyeceğine inanıyoruz.
Kadınların kendilik değeri duygusunun, erkeğe özgü örneklere göre yönlendiği noktada, kadınlar kendileri olmaktan vazgeçiyorlar ve sonunda kendi kadınlıklarını küçümsemeye başlıyorlar. Erkeğin kurbanı olduğu (veya olabileceği) için kadın, erkeğin kendi üstünlüğüne olan inancını ve kadını küçümsemesini benimsiyor. Bu yüzden de kendinden nefret ediyor.
Aşk adına niçin onca cinayet işlenmektedir? Aşıklar ve sevilenler, karılar ve kocalar birbirlerini çok fazla sevdikleri için mi öldürmektedirler? Delicesine sevdalanmanın aşkın kendisiyle ilgisi yoktur. Bu, insanın kendi iç mücadelelerinden kurtulmak için bir başkasının sevgisini zorlama girişimidir. Bu mücadelelerin nedeni de insanın kendisini gerçekten sevme yetisine sahip olmamasıdır.