Peki, böyle bir filmi çekmek hangi koşullarda gerçekleştirilebilir? Tamamen hayali koşullarda. Böyle bir filmin çekilebilmesi için, olağanüstü bir kameranın gece gündüz bir insana odaklanarak tüm hareketlerini durmaksızın kayda alması gerekir. Ayrıca, gösterimi bir insan yaşamı boyunca sürecek bu filmi ancak kendi yaşamlarından vazgeçip, başka birine ait bir yaşamın detaylarına ilgi gösterecek kişiler izleyebilir. Bu tür koşullarda bile, bir insanın yaşamının gerçekliği yalnızca onun bulunduğu yerde aranamaz. Hayal gücünün sınırlarını zorlayan bu film basit bir nedenden ötürü gerçekçi olarak nitelendirilemez. Birinin yaşamını filme çekerken onun yaşamını şekillendiren başka yaşamları, ilk olarak sevdiği insanların, aynı zamanda ona yabancı, güçlü ve değersiz insanların yaşamlarını, yani onunla aynı ülkede yaşayan insanların, polislerin, öğretmenlerin, madenlerin ve şantiyelerin görünmez yoldaşlarının, diplomatların ve diktatörlerin, din reformcularının, yolumuza ışık tutan mitlerin yaratıcıları olan sanatçıların, en sıradan davranışlarımız üzerinde hüküm kurmuş yüce talihin en alçakgönüllü temsilcilerinin yaşamlarını da bu filme dahil etmek gerekir. Bu yüzden mümkün olan yalnızca bir tane gerçekçi film vardır; o da görünmez bir kamera aracılığıyla dünyanın ekranına durmaksızın yansıtılan filmdir. Bu bağlamda tek gerçekçi sanatçı, eğer gerçekten varsa, Tanrı olabilir. Onun dışında kimse gerçeğe ihanet etmeden eser üretemez.