Ama her şeyden önce ebediyen çekiçle vururcasına seğirip giden ritimde sadece tek bir sözcük hissettim: Gitmek! Gitmek! Gitmek! Kalp atışlarım kafatasımın ardında şakaklarıma çivi gibi vuruyordu: Gitmek! Gitmek! Gitmek!
Ve bizim hep ruh, tin, his gibi havalı isimler verdiğimiz, acı dediğimiz şu şeyin aslında nasıl da güçsüz, acınası, zayıf bir töz olduğunu dehşete kapılarak duyumsuyorum;