Gece, şehrin üstüne usulca çökerken insanın içindeki gürültü daha da belirginleşiyor. Kalabalıkların arasında kaybolduğunu sananlar yanılıyor; asıl kayboluş, insanın kendi içinde başlıyor. Söylenmemiş cümleler birikiyor zamanla, boğazına düğümlenen kelimeler gibi… Ne tam susabiliyorsun ne de gerçekten konuşabiliyorsun. İşte o arada kalmışlıkta, insan en çok kendine yabancılaşıyor.