Birinin önünde tırmanması gereken beş küçük basamak varken diğerinin önünde o beş küçük basamağın toplamı yüksekliğinde tek bir basamak vardır; birinci kişi o beş basamağın dışında yüzlerce ve binlercesini daha tırmanmak zorunda kalacak ve harika, yoğun bir yaşam sürecektir ama çıktığı hiçbir basamak ona kıyasla ikinci kişi için var gücüne rağmen adım atamadığı, ötesine geçmek şöyle dursun daha tırmanamadığı o ilk ve tek basamak kadar anlamlı gelmeyecektir.
Zira ölüm ya tam bir hiçlik ve bilinçsizlik halidir ya da bize söylendiği gibi, ruhun bir alemden diğerine göç etmesi durumudur. Şayet ölüm bir bilinçsizlik hali, uyuyanın rüya bile görmediği bir çeşit uyku ise bu durumda ölmek kişi için olağanüstü bir mükafattır. Farz edelim ki bir kişi uyku esnasında hiç rüya görmediği gecelerden birini seçip, bunu hayatının diğer günleri ve geceleriyle kıyaslasın. Sonra da ona ömrü boyunca bu geceden daha iyi kaç gün ve geceye tanıklık ettiğini soralım. Değil sıradan biri, büyük bir kral bile pek fazla gün ve gece sayamayacaktır. O halde ben de diyorum ki, ölüm bir mükafattır çünkü bu durumda sonsuzluk tek bir gece olacaktır.