"Daren," diye fısıldadı.Sesi kıtalar arasında yankılandı. "Bir gün beni gururlandıracağını biliyordum."
"Çıkarlarımız söz konusu olduğunda sırtımızdan çıkardığımız bıçakları bilememiz gerektiğini bana öğreten sendin ne de olsa." diye yanıt verdi Ateş Lordu. Belki.
Cehennem Lordu.
"Seninle konuşmayı özlemiştim."
Badem şeklindeki gözleri güneş yansımalarıyla bal rengini almıştı.Mücevheri andıran gözlerinde yorgun bakışlar yatıyordu.Onu son gördüğümde savaş meydanında Tanrıçalara diklenen, dostlarının tarafında olduğunu tereddüt etmeden söyleyen güçlü bir vâristi.Çocukluğunu bildiğim dostumun yapamadığını yapmıştı.
Bu kalbimin daha da kırılmasına neden oldu.
"Ben de bir dostla konuşmayı özledim."
Hepimizin üzerine düşenler çiğ damlaları değildi, fırtınanın kendisiydi.Benim saçlarımı okşuyor ona ise bir zırh gibi tutunuyordu.
"Nasıl göründüğünü değiştitebilirsiniz, gözlerinin rengini değiştirebilirsiniz ama nasıl baktığını değiştitemezsiniz." Beni kolunun altından ayırmadı ama dünyayı yerinden döndürdüğünü hissettim.Yağmur damlaları bir araya geldi ve hepimizi içine alan devasa bir girdaba dönüştü. "Ve milenyumlar da sürse bunun bedelini ödeyeceksiniz."