Yaşama tutunma konusunda inatçı olan batıl inançların, sofuluklarin, yobazliklarin, dogmalarin, tum bu hortlaklarin sis perdelerinin altında dişleri ve tırnakları vardir; onlarla göğüs göğüse mücadele etmek, hic durmadan savaşmak gerekir; çünkü hayaletlerle sonsuza dek çatışmaya mahkum olmak insanlığın bahtsizliklarindan biridir. Karanlığı yakasından yakalayıp yere sermek zor iştir.
Bir ülkede manastırlarin cok sayıda bulunması onlari hareketliliğin dugumlendigi noktalar, gelişmenin önünü tıkayan engeller haline getirir, is merkezlerinin olmasi gereken yerde açılan manastirlar tembelliğin kurumsallasmasina yol açar. Büyük insan topluluklarında manastır cemaatleri, meşenin uzerindeki okseotunun, insan derisindeki sigilin yerini tutar. Gelişmeleri ve refahlari ülkenin yoksullasmasi anlamına gelir. Uygarlığın başlangıç dönemlerinde, şiddeti maneviyatla azaltmak konusunda yararlı olan manastir düzeni halkların güçlenmesine engeldir.
Kolelik hala zarafeti, zaafiyeti, guzelligi, anneligi temsil eden kadinlar uzerinde erkeklerin buyuk yuz karalarindan biri olarak uygulaniyor ve buna fahiselik deniyor.