Sevgi, iki insanın birbirlerine varlıklarının özünden bağlanması, dolayısıyla herbirinin de kendisini varlığının özünden tanıması durumunda doğabilir ancak.
Tanrı sevgisi, gelişmeye çaresizlik içinde bir ana Tanrıça'ya bağlılıkla başlamış, babaya benzer bir tanrıya boyun eğilen bir evreden geçmiş, Tanrının artık bir dış kuvvet olmadığı, insancıl sevgi ve adalet ilkelerini kendi içinde topladığı, insanın Tanrıyla bir olduğu ve sonunda Tanrıdan yanlızca şiirsel ve simgesel bir dille söz ettiği evreye ulaşmıştır.
Tanrı kavramının tarihsel koşullardan doğduğunu açıkça belirtmem yerinde olur. Tanrı fikriyle insanlar, üstün güçlerini, belli bir tarih aralığında hakikati bulma ve birolma yolundaki özlemlerini dile getirmişlerdir.
Çağımızda kitle üretimi nasıl eşyaların tek tip olmasını gerektiriyorsa, toplumsal süreç de insanların tek olmasını ister ve buna "eşitlik" adı verilir.