Çoğu insan ismini sever çünkü artık ona alışmıştır. Benliğimizi belirleyen birçok tanımla ilişkimiz böyledir; hasbelkader başımıza gelen bir şeyler, zamanla benliğimizin ayrılmaz parçalarına dönüşür ve biz onlarsız “bir hiç” olacağımızı düşünmeye başlarız.
Binlerce insan “ en güzel, en mutlu, en alımlı en sağlıklı” halleriyle sürekli karşımızda arz-ı endam ediyor. "Mutluluk paylaşmaktır." ilkesini biraz rayından çıkartarak, "Paylaşılmayan şey mutluluk değildir." noktasına doğru evriliyoruz. Her evde olabilecek irili ufaklı tartışmalar neticesinde "sosyal medyaya” kaçıp orada teselli arayan insanlar, gerçeği sanalından ayırt etmekte zorlanan beyinleri nedeniyle sıklıkla "daha iyi alternatiflerin sınırsız olduğu” bir sanal dünyayı gerçek dünyaya tercih etmeye başlayabiliyor.