...”İnsanoğlu dış görünüş ve protokolden başka bir şey düşünmeyen, yıllarca zihinsel ve fiziksel kuvvetini kendini geliştirmek için harcayıp, masada daha yüksek bir mevkiye oturabilmek için çırpınan bir varlık .”
Altı hafta sonra öleceğinizi bilseniz ve bu ölümün sevmiş olduğunuz, hayatınızı paylaştığınız karınız, üç yaşındaki küçük kızınızdan ve annenizden ayrılmanıza sebep olmasıyla bir daha onlarla vakit geçiremeyeceğiniz. İdamın küçücük kızınızın büyüdüğünde sizi hiç hatırlamamasına sebep olması. Hayatta ailenizle, sevdiklerinizle ne kadar anlamlı ve onlarla ne güzel zamanlar geçirdiğinizi Vıctor Hugo - Bir İdam Mahkûmunun Son Günü kitabı ile anlayabilirsiniz. İdam edileceğini öğrendikten sonra bir çok şeyi sorgulayan ve hapishanede ölüceği günün gelmesini beklerken küçük bir kağıda hislerini, korkusunu yazan bir mahkum. Ölümüne inanmakta güçlük çektiğini gösteren "Bu ölecek olanın ben olduğu doğru mu?" Sorusunu sorarak aslında ölümünün gerçekliğinden şüphe duyduğu görülüyor. Ben çok beğendim insanın korkularıyla yaşama umudunu bu şekilde yazarın okuyucuya aktarımı çok iyiydi.