Civan bey

Civan bey
@Civanhm0101
İstanbul
Şubat 2023 tarihinde katıldı
Efe ve Zeynep'in acı dolu öyküsü #7
"Unutulmuş Aşkın Kıyısında" Efe, o gece Zeynep’in adını bağırarak uyandı. Bir anlığına, kalbinin derinliklerinde bir acı hissetti, sanki yıllarca görmediği birini kaybetmenin acısını duyar gibi. Hemen yatağından kalktı, elini yüzünü yıkayarak derin bir nefes aldı. Günlük rutini başlamıştı ama bu sabah, her zamankinden farklıydı. Zeynep, her zaman olduğu gibi her gün mutlaka onu arar, yazardı. Bir şekilde onu görmek, ona bir şeyler hatırlatmak için uğrar, içindeki boşluğu biraz olsun doldururmuş gibi olurdu. Ama bu sabah, Zeynep’ten hiçbir iz yoktu. Günler, haftalar, aylar geçti ve Zeynep bir kez bile aramamıştı. Yazmamıştı. Efe, zamanla hastalığının derinleşmesiyle, Zeynep'in adını bile unutmuştu. Ama bir şey vardı, kalbinde bir boşluk, bir özlem, bir beklenti. Sanki hala birini bekliyordu. Bir gün, yine o kaleyi gördü. Efe, gözlerini açtığında, kalenin içinde bir değişiklik olmuştu. O odanın kapısı, bu sefer hiç olmadığı kadar geniş açıktı. İçinde, Zeynep'i gördü. Efe, şaşkınlıkla bakakaldı. Daha önce asla açılmayan bu kapı, şimdi ardına kadar açılmıştı. Ve Zeynep, o odanın köşesinde, hüzünlü ve kederli bir şekilde ağlıyordu. Bir anda, içindeki boşlukta kaybolmuş bir ses yankılandı. "Zeynep!" diye bağırdı Efe, yüksek bir sesle. O anda, gerçek dünyaya uyanmaya başladı. Zeynep’in ismi, ona bir şeyleri hatırlatmıştı. Her ne kadar unutmuş olsa da, Zeynep’i hatırlamıştı. Efe'nin ailesi, endişeyle odasına koştu. "Efem, efem, bir şey mi hatırladın?" diye sordular. Efe gözlerinden yaşlar süzülen bir şekilde, "Evet… Evet!" dedi. "Zeynep… Zeynep nerede?" diye sorarak ailesine bakmaya başladı. Ailesi, üzülerek gözlerini kaçırdı. "Zeynep’i uzun zamandır biz de görmüyoruz. Gelmiyor, aramıyor. Telefonu kapalı. Belki de yeni bir hayat kurmak istiyordur, bilemiyoruz," dediler. Ama
Reklam
Efe ve Zeynep'in acı dolu öyküsü #6
"Kale ve Boşluk" Efe, gün geçtikçe zihnindeki karışıklıkla birlikte daha da kaybolduğunu hissediyordu. Zeynep’i hatırlamak, sanki üzerine çökmüş ağır bir sis gibiydi. Gözleri, her hatırlama çabasında, kalbinden istemsizce süzülen yaşlarla doluyordu. Ama her hatırlayamadığı an, içindeki boşluğu büyütüyor, sanki her kaybolan anı, bir parçayı daha koparıyordu. Bir gece, derin bir uykuya daldığında, beyninde sonsuz bir boşluk belirdi. Her şey kararmıştı, sadece bir duvar gibi çevreleyen karanlık bir alan vardı. Bu boşluğa düştü, kaybolmuş bir dünya gibi, sanki hiçbir şeyin anlamı yoktu. Ama derinlerden gelen bir çağrı gibi, Efe’nin içinde bir şeyler kıpırdamaya başladı. Kendisini bulması gereken bir şeyin olduğunu hissediyordu. Bir anda, gözlerini açtığında kendisini devasa bir kalenin önünde buldu. Kalenin görkemi, karanlık duvarları, sanki ona bir çıkış yolu göstermektense, onu içine çekmek için bekliyordu. Kalenin kapısının önünde, eski harflerle yazılmış bir yazı vardı. Efe, zorlanarak okudu: “Bu kale, söyleyeceğin bir sözle açılır. O söz, hayatında büyük bir anlam taşıyacaktır.” Efe’nin ağzından, şaşkınca ve derin bir içsel hisle bir kelime döküldü. “Aşk.” O anda, kalenin kapısı gıcırdayarak açıldı. Efe, içeri girdi. Kalenin içi devasa, her odası birbirinden farklıydı ama bir şeyler vardı. Her odanın kapısı, yaklaştıkça bir adım daha uzaklaşıyor, zincirlerle kilitleniyordu. O kadar çok oda vardı ki, her biri birer birer kapanıyor, birer birer Efe’yi dışarıda bırakıyordu. Fakat bir oda vardı, diğerlerinden çok farklıydı. Efe, o odaya yaklaşmaya çalıştıkça, kapısı sanki her adımda biraz daha geriye gidiyordu. O odanın üzerinde, kırılması zor zincirler vardı, içinden dışarıya doğru ise kanlı hançerler saplanıyordu. O hançerlerin kanı, bir iz gibi dışarıya doğru
Efe ve Zeynep'in acı dolu öyküsü #5
"Bir Kıvılcım" Zeynep bir anda çökmüş, yere düşerken bile gözlerinde bulanık bir ifadeyle çevresine bakıyor. Efe, panikle Zeynep'in yanına koşuyor ve onu nazikçe kucaklıyor. Zeynep'in yorgun, üzgün bakışları Efe'nin kalbini sıkıştırıyor. O an Efe, bir şeyleri hatırlamasa da, derinlerde, bir yerde, Zeynep’e olan sevgisi yeniden parlıyor. İçinde, bir zamanlar sahip olduğu aşka dair küçücük bir kıvılcım yanmaya başlıyor. Efe, Zeynep’in elini tutarken, zorlanarak ama kararlı bir şekilde, “Seni seviyorum,” diyor. Bu sözler, Efe için bir alışkanlık gibi, ama yine de bir sıcaklık taşıyor. Zeynep’in gözleri, Efe’nin söylediklerini duyuyor, ama bu kez cevap veremiyor. Aralarındaki mesafe, hastalıkla birlikte daha da büyümüştür. Zeynep, Efe'nin bu sözleriyle her şeyin eskisi gibi olmasını beklerken, içindeki boşluk daha da derinleşiyor. O an, Zeynep gözlerini kapatıp bir süre susuyor. Efe’nin sıcaklığı, biraz olsun ona huzur veriyor, ama kalbinde bir yıkım var. Efe’nin sözcükleri, hatırlamadan söylediği bir şey olsa da, Zeynep’in kalbinde uzun süre yer edecek bir boşluk bırakıyor.
Efe ve Zeynep'in acı dolu öyküsü #4
"Beni Unutma" Efe, Zeynep’e dönüp gözlerinde hiçbir tanıdıklık olmadan bakarken, Zeynep şaşkınlıkla gülümseyerek onun şaka yaptığını sandı. Ama Efe'nin yüzündeki boş bakışlar, bu oyunun bir parçası değilmiş gibi, gitgide daha soğuk ve tanıdık olmayan birine dönüştü. "Sen... sen kimsin?" diye fısıldadı Efe, kelimeler ağzından istemsizce dökülürken. Zeynep'in gülümsemesi donup kaldı; kalbine saplanan bu cümleyle yüzündeki o sevgi dolu ifade bir anda hüzne büründü. Efe’nin elini sıkıca tuttu, gözleri yaşlarla dolmuştu. Şaka olmadığını anlamaya başladığında, kalbindeki o ağır boşluk giderek büyüyordu. "Efe… bu ben, Zeynep," dedi, sesi titreyerek. Efe, sanki karşısındaki bu genç kadının ona bu kadar acıyla bakmasının nedenini anlayamıyormuş gibiydi. Kendi gözlerinden süzülen yaşları bile fark etmiyordu. İçinde tanımlayamadığı bir boşluk vardı, ama o boşlukta bir şeylerin eksik olduğunu, uzaklarda yitip gittiğini seziyordu. Zeynep, kendini hatırlatmaya çalışsa da her kelimesi boşlukta kayboldu; Efe onu tanımıyordu. Sonunda Zeynep çaresizce Efe'nin ailesini aradı ve olanları anlattı. Apar topar gelen ailesini Efe tanıdı, ama anılarında bir şeyler eksikti. Sanki hayatının son birkaç yılı silinmişti, o yılların içinde yer alan her şey gibi… Zeynep de. Hastaneye götürdüler. Doktor, bunun hastalığın doğal bir sonucu olduğunu, durumun düzelmeyeceğini ve Efe'nin her anı tetikleyebilecek duygusal ya da fiziksel stresten uzak durması gerektiğini söyledi. Efe'nin ailesi, tetikleyici şeyleri dikkatle ortadan kaldırmak için her önlemi aldı. Fakat Zeynep pes etmedi. Efe'nin kendisini hatırlaması için tam bir yıl boyunca her gün onunla dışarı çıktı, gezdiler, Efe’nin en sevdiği yerleri dolaştılar. Onların en çok gittikleri tepede, gökyüzüne bakarak birlikte kurdukları hayalleri anlatmaya
Efe ve Zeynep'in acı dolu öyküsü #3
Aşk ve Unutuluş Efe ve Zeynep’in üniversitede başlayan aşkı, ikisinin de hayatında derin izler bırakmıştı. Zeynep’in yanında, Efe her şeyi daha canlı hissediyordu; sanki hayatını sarıp sarmalayan o kasvetli bulutlar, Zeynep’in gülüşüyle dağılıyordu. Birlikte kampüste yürüyüşler yapar, kütüphanede uzun saatler geçirir, ders çıkışlarında en sevdikleri kafeye uğrayıp kahve içerlerdi. Gittikleri her yer, ikisinin birlikte kurduğu özel bir dünyaya dönüşmüştü. Efe, Zeynep’in yanında kendini en saf, en gerçek haliyle buluyordu. Zeynep ona sonsuz bir huzur veriyordu; onu sadece olduğu gibi kabul eden değil, zorluklarına ve kırılganlıklarına rağmen yanında kalacak biri olarak görüyordu. Günler birbirini kovaladıkça Efe’nin kalbindeki sevgi büyüdü; Zeynep’i kaybetmek bir an olsun aklından geçmiyordu. Hatta ikisi de evliliği bile düşünmeye başlamışlardı. Bir ömür boyu yan yana olma fikri, Efe’nin içinde derin bir mutluluk uyandırıyordu. Bir bahar günü kampüsün en sevdiği çimenlik alanda uzanmış, baş başa gökyüzüne bakarak konuşuyorlardı. Gözlerini mavi gökyüzünden Zeynep’e çevirdi Efe, "Biliyor musun," dedi gülümseyerek, "bir gün evlenirsek, bu anı hatırlayalım istiyorum. Böyle, aynı burada, bu çimenlerin üzerinde yine birlikte olalım." Zeynep gözlerinde sevgi dolu bir bakışla, “O kadar çok anı biriktiriyoruz ki, sanki her biri sonsuza dek bizimle kalacak gibi geliyor,” dedi. Sonra başını Efe’nin omzuna yasladı, ikisi birlikte yıldızları hayal ederek gözlerini kapattılar. Ancak o anda, Efe’nin zihninde bir şeyler değişmeye başladı. Görüntüler sanki bir sisin ardına saklanıyor, her şey bulanıklaşıyordu. Kendi içinde kaybolmuş gibi hissetti. Yanında uzanan Zeynep’e döndü ve bir an için onu tanıyamadı. Kalbi hızla çarpmaya başladı. İçindeki derin bir boşluk hisse
Reklam