Bugün biri daha kaybetmenin hüzünü yaşıyorum.
Sevdiğim, içimde bir yeri olan değerli birini.
Her ölüm acıtır derlerdi ya, ama bu sefer farklı.
Sanki bir şey içimden sökülüp gitti, geriye sessiz bir boşluk kaldı.
Bir cenazeye bile gidememek kadar ağır bir şey var mı bu hayatta?
Orada olamamak, son bir kez vedalaşamamak…
İnsanın içine işleyen bir eksiklik bu.
Ne bir çiçek bırakabildim, ne bir dua okuyabildim.
Sadece uzaklardan, elimden hiçbir şey gelmeden düşündüm.
Ve sustum saatlerce.
Bugün bir kez daha lanet ettim bu uzaklığa, bu düzene, bu çarka, bu devlet düzenine.
Bizi sevdiklerimizden ayıran şu görünmez duvarlara, boylu boyunca uzanan sınırlara.
Ben yine bir haberle yıkıldım, yine bir fotoğrafla teselli bulmaya çalıştım. Çünkü sevdiklerim yoktu yanımda, acımı paylaşan…
Oysa sadece sarılmak istiyordum, bir veda etmek, belki de sessizce ağlamak başında.
Ama bu bile fazla geldi hayata.
Bir fotoğrafın içine sığan bir ömür, bir sesin yankısında kalan hatıra…
Ben sadece oturdum, sessiz bir hıçkırık gibi içimden koptu her şey.
Kimse duymadı, çünkü sınırlar vardı sevdiklerimle aramızda…
Sürgün, sadece bir yerden gitmek değil, içinden kopmaktır aslında.
Her kayıpta biraz daha eksiliyorum, biraz daha sessizleşiyorum.
Ama yine de kalbimde bir şey kalıyor, bir inat, bir anı, bir umut kırıntısı.
Belki bir gün bu uzaklık biter.
Belki bir gün aynı toprakta, aynı gökyüzü altında buluşuruz.
Bugün yorgunum.
Ama hala hatırlıyorum.
Ve hatırlamak bile bazen yaşamak kadar ağır geliyor…
Ruhun şad olsun değerli insan #yıldırım