Kendimi bütün düşüncelerimin saçma olduğuna, kendimi bildim bileli, en baştan beri insan olduğuma inandıracaktım neredeyse. Profesör Andrew Martin olduğuma, diğer her şeyin rüya olduğuna
İnanacaktım.
Evet, neredeyse yapacaktım bunu.
Çok az kalmıştı.
Kadehteki saydam beyaz sıvıya baktım ve bir yudum alıp fermantasyonu tattım. Diğer bir deyişle Dünya üzerindeki yaşamı tattım. Çünkü burada yaşayan her şey fermente oluyor, yaşlanıyor, hastalanıyorum. Ama anladığım kadarıyla olgunluktan çürümeye geçerken tatları enfes olabiliyordu.
Koca insan türünün bir şey yapamadıklarında öne sürdükleri temel bahane zamanlarının olmamasıydı. Aslında zamanları olduğunu anladığınız ana kadar gayet makul bir gerekçe gibi geliyordu kulağa.