Bir gün bir hâkim, evine beklenmedik bir saatte döner. Kapıdan içeri girdiğinde karşısında korkunç bir manzara vardır: karısı, bir başka adamla birlikte yakalanır.
Hâkim hiçbir şey olmamış gibi sakin görünür. Soğukkanlılıkla kadına döner:
"Giyinin... ve mutfağa gelin."
Kadın korku içinde söyleneni yapar. Mutfakta, hâkim önüne iki yumurta koyar:
"Bunları kır" der.
Kadın itaat eder, yumurtaları kırar. Bunun üzerine hâkim, soğuk bir sesle şunu söyler:
"Ben bu yumurtaları yiyene kadar ikiniz de bu evi terk etmiş olun."
Onlar başlarını öne eğerek evden çıkar giderler. Hâkim yumurtaları sessizce yer, ardından önüne bakarak derin bir nefes alır.
Aradan yıllar geçer. Hâkim artık eski günleri geride bırakmış, görevine devam etmektedir. Bir gün mahkeme salonuna yeni bir dava gelir. Sanık kürsüsünde gördüğü yüz, geçmişten çok iyi tanıdığı o adamdır. O gün karısıyla yakaladığı adam...
Suç dosyası açıktır: Adam, bir kadını öldürmüştür. Üstelik öldürdüğü kadın, hâkimin eski karısıdır. Çünkü o da aynı şekilde adamı aldatmıştır.
Salonda buz gibi bir sessizlik olur. Hâkim başını kaldırır, gözlerini sanığın gözlerine diker ve yavaşça sorar: "İki yumurta kırdırtamadın mı?"
Tolstoy yanıldığı bir konu ateizm'de kader yoktur "Tercih" vardır. tam tersi inançlı insanlar kadere inanır. Yoksulluğun sebebi asgari ücret adı altında dayatılan modern kölelliktir.