Bu noktada karşımıza "düşüncenin duygusu" adını verdiğim durum çıkar. Düşünceler soyut, somut, bilimsel, matematiksel, felsefi, dini, şiirsel vb. olabilir. Fakat her birinin aynı zamanda bir duygusu vardır. Bizde bıraktığı etki, farklı şekillerde tezahür edebilir. Bu düşünce yakın, uzak, sıcak, soğuk, dar, geniş, sakinleştirici, kışkırtıcı, bütünleştirici, parçalayıcı olabilir. Düşüncenin duygusu, onun ufkudur. Bir başka ifadeyle bizi taşıdığı yerdir.
Hümanist ontolojilerin temel hatası, varlığın külli hakikatini insandaki tezahürüne indirgemesi ve göklere isyan etmiş insanı varlığın merkezine koyması.
Önceliğimiz malumat edinmek değil, var olmayı ve bilmeyi anlamlı kılan bir kavrayış düzeyine ulaşmak. Bize "bilgi çağı" diye dayatılan enformatik enkaz çağında daha fazla malumata değil, hikmete ihtiyacımız var.