İbrahim Kalın

İbrahim Kalın

YazarÇevirmen
8.5/10
257 Kişi
·
682
Okunma
·
217
Beğeni
·
4013
Gösterim
Adı:
İbrahim Kalın
Unvan:
Türk Politikacı, Teolog, Tarihçi, Yazar
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1971
Aslen Erzurum’lu olan Ibrahim Kalin 1971 yilinda Istanbul’da dogdu. Alanya lisesinden mezun olduktan sorna Istanbul Universitesi Tarih Bolumune kayit yaptirdi. 1992 yilinda buradan mezun oldu ve Islam dusuncesi ve felsefe sahasinda yuksek lisans yapmak icin Malezya’ya gitti. 1994 yilinin sonunda Turkiye’ye dondu. “Mulla Sadra’da Hareket-i Cevheriyye Nazariyesi” baslikli yuksek lisans tezini tamamladiktan sonra 1996 yilinda Amerika’da George Washington Universitesinde yine felsefe ve Islam dusuncesi sahasinda doktora calismalarina basladi.

1998 yilinda 3 ay Fransa’da dil egitimi gordu. Kanada, Fransa, Ingiltere, Isvicre, Urdun, Iran, Pakistan, Israil, Bosna, Makedonya ve Hirvatistan gibi ulkelere seyahat etti ve uluslararasi konferanslarda tebligler sundu. Halen Washington DC’de ikamet etmekte ve Mulla Sadra’nin bilgi teorisi ve anti-subjektivist bir epistemolojinin imkani uzerine olan doktora tezini yazmaktadir. Islam felsefesiyle ilgili Ingilizce yayinlanmis makaleleri var. Turkce’de Dergah ve Divan gibi dergilerde yazilar yayinladi. T. Izutsu’nun Islamda Varlik Dusuncesi ve Darkavi’nin Bir Mursid’in Mektuplari adli eserlerini Turkceye kazandirdi. 1992 yilinda evlenen Kalin’in Rumeysa ve Dilruba adinda iki kizi var. Akademik calismalarinin yanisira fotograf sanatiyla ilgileniyor, Washington DC’deki bir muzik grubunda baglama calip ney ufluyor.
...Beni en çok endişelendiren şey, bir gün müslümanlar, hıristiyanlardan ayırt edilmez hale gelelecekler; onlar gibi giyinecekler ve onların yediklerinden içtinap etmeyecekler.
Gerçekten de son yıllarda Avrupa'daki aşırı sağ, göçmen karşıtı siyasi partiler ve köşe yazarları İslam'ı ve Müslümları şeytan gibi göstermiş ve bunun neticesi de ırkçılığın tehlikeli bir türü olmuştur.
İbrahim Kalın
Sayfa 20 - İnsan Yayınları
Bauman'ın dikkat çektiği gibi modern medeniyet, Holokost'un yeter şartı olmayabilir fakat şüphesiz gerek şartıdır. Ona göre Holokost'u düşünülebilir bir ihtimal haline getiren, modern medeniyetin rasyonel dünyasıydı. Holokost ve diğer modern katliamlar, modernitenin zorunlu sonuçları olarak görülmeyebilir. Fakat soykırım ve benzeri cinayetlerin modern medeniyetin bilkuvve halindeki ihtimallerinden biri olarak tahlil edilmesi kaçınılmazdır.Zira büyük kitlesel katliamlar ve bunların fikri-siyasi çerçevesi ve uygulama mekanizmaları, ancak araçsal aklın sunduğu zihniyet kalıpları ve pratik araçlar sayesinde mümkün olabilirdi.
....
Adil, katılımcı ve eşitlikçi bir dünya düzeninin anlamı, herkesin aynı şekilde düşünüp yaşaması değil, farklı görüşlerin bir arada var olma iradesini göstermesidir.
186 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Kitap tek kelimeyle okunmasıgereklii!!
Kitap Islam ve Batı'nın etkileşiminden birbiri ile olan alışveriş ve didişmesinden bahsediyor

Batının islama yaklaşma şekli dinsel değilde kültürel ve bilimsel fayda amaçlı olduğunda iki tarafında birbirinde faydalandığını

Aslında Batının islam kültürüyle değil müslümanlıkla sıkıntısı olduğunu

Iki tarafında birbirinde aldığı ve verdiği olduğu
Dönem içerisinde

Batının islam'a olan islamofobi hareketleri
Hz. Muhammede olan hakaretleri ve diğer bir şekilde yazılan kitaplarda algıyı müslümanların kötü ve terör odaklı göstediği

Kitap başlangıç olarak genelden özele bir bakışla medeniyet ve kültürler hakkında bilgi vererek asıl konu üzerine getirilmiştir

Terimlerin coğrafi bölge algılarının kime ve neye göre konulduğu...

Islam bilgilinlerine olan saygıları ve onları inkar etmemelerine karşılık aldıkları savunma şudur:

Farabi ve diğer islam alimlerinin müslüman olmaları aslında kendi istekleri dışındadır
Onlar korku ve baskı yüzünden müslümanlığı seçmişlerdir gibisinde kendilerince uydurma şeyler söyleyen batı

Değerli islam alimlerini kitaplarını ders olarak okutulduğu
Şahsen kitaplarına inandiğı ve bilimsellik katında ispat edildiği halde müslümanlara bir önyargıları kırılmadığı gözlemlenir...

Tabi islamı iyi yönden açıklayıp metheden tarafından var olduğunu söylemek gerek
Islama yapilan yanlış atıflar karşılık batı düşünür ve yazarlarınin karşı çıktıği

Kitap konuyu daha objekti ele aldığinı fark ettim

Paylaştığım alıntılarlala daha açıklık getirildiğine inaniyorum

Kitap muazzam derecede bilgi dolu
Kitabı okumanizı tavsiye ederim

Iyi okumalar ...
560 syf.
·Beğendi·9/10
BEN (İSLAM) ÖTEKİ (BATI) VE ÖTESİ (ORTAK İYİ)
İbrahim Kalın’ın akademik kariyeri ve bürokratik konumunu düşündüğümde İslam-Batı ilişkilerinin tarihsel serüvenini ve günümüze yansımalarını merak eden biri olarak kitabı ilk gördüğümde hemen sipariş verip, okumaya başladım.
Kitap yazarın daha önce yayınlanan İslam-Batı isimli kitabının genişletilmiş hali. Bahsettiğim merakımı oldukça tatmin etti. Yaklaşık 600 sayfa olmasına rağmen sıkılmadan okudum diyebilirim.
Kitabın bence iki temel konusu var. İlki İslam-Batı medeniyetlerinin tarihsel süreç ile birlikte bizim için ifade ettiği anlamları kavramak diğeri de ontolojik olarak “ben” ve “öteki” arasındaki ilişkileri, kırılmaları, gerilim noktalarını anlamlandırabilmek.
Bu iki konu oldukça derin… Sadece bir iki noktaya temas etmek istiyorum. Gerek birey gerek toplum gerekse devlet ve medeniyet bazında var olabilmek için bir “ben” tasavvuru inşa etmek zorundasınız. Burada ister istemez benin dışındakileri tanımlayan “öteki” kavramı karşınıza çıkıyor. Yani aslında “ötekileştirmeme” mantığı gerçeği yansıtmayan bir romantik faraziyeden ibaret diyebiliriz. Burada önemli olan sizin (birey,toplum,medeniyet…vs) öteki ile ilişkilerinizin nasıl olması gerektiği.. İşte bu da ahlak kavramının konusunu oluşturuyor. Kitapta ahlaktan “ortak iyi” olarak bahsedilmiş diyebiliriz.
İkinci konu yani Avrupa’nın (Batı) İslam Dünyası (Doğu) medeniyetleri ile ilgili kısma gelirsek kitapta altı çizilen bir iki noktaya temas etmek istiyorum. İlk olarak yekpare ve değişmeyen bir İslam dünyası ve Batı’dan söz edemeyiz. Bu iki medeniyet de sürekli birbiriyle etkileşim halinde dinamik yapılardır. İslam-Batı tarihini medeniyetler çatışması tezi mantığıyla sadece savaş ve çekişmelerle dolu değildir. Daha önce bahsettiğim ortak iyiyi inşa, birlikte yaşam kültürü İslam-Batı ilişkilerine insani bir boyut da kazandırmıştır. Kitapta bunca acı ve soruna rağmen bu iyimserlik havasını hissediyorsunuz.
Kapağını da oldukça beğendiğim bu kitabı okurken keşke fasiküller haline getirip okullarda da okutulsa diye düşündüm. Kütüphanenizde olmasını kesinlikle tavsiye ediyorum.
416 syf.
......
Köklerine sahip çıkmanın önemini ve değerini ifade sadedinde şu satırlara da yer veriyor yazar kitabında. Tolstoy, 19. yüzyılın ikinci yarısında Çeçenlerin efsanevi kahramanı Şeyh Şamil ve Hacı Murat’ın Rus işgaline karşı mücadelesini anlattığı romanı Hacı Murat’a, Rusların “tatar” adını verdiği devedikeni çiçeğinin yaşama arzusunu ve direnme gücünü tasvir ederek başlar. Elindeki çiçek demetine eklemek için yol kenarında gördüğü kan kırmızısı renkte iyice açmış devedikenini kopartmak isteyen Tolstoy, çiçeğin gücü karşısında hayrete düşer. Ellerini kanatma pahasına çiçeği kopartır ama bunun için çiçeği lif lif ayırmak zorunda kalır. İşi bittiğinde elinde demim imrenerek seyrettiği güzel bir çiçek değil, parça parça olmuş ve biraz önceki güzelliğini ve letafetini yitirmiş bir ot parçası kalmıştır. “Ne güçlü bir yaşam arzusu bu!” diye düşünür Tolstoy. “Direnmek için büyük çaba gösterip kolay lokma olmadığını nasıl da ispat etti.” Der. Yoluna devam eden yazarımız birkaç adım sonra bir başka “tatar” yani devedikeni görür. Bu sefer onu olduğu gibi seyreder ve dokunmaz. Bu hadise Tolstoy’un Çeçenlerin köklerine bağlı kalma mücadelesini anlattığı hikâyesinin de ilham kaynağıdır.
304 syf.
Barbar, Modern ve Medeni; bir medeniyetin ancak muayyen bir dünya görüşü, varlık tasavvuru, bilgi anlayışı ve estetik duyuş ile mümkün olabileceğini temellendirmeye çalışıyor. Parçalı yaklaşımların insan ile varlık arasında tutarlı bir ilişki kurulmasına imkân vermeyeceğini söylüyor.

Yazara göre evrenin yapısından yaşadığımız mahalleye, bilim ve teknolojiden giydiğimiz kıyafete, siyasi düzenden çoğulculuğa, hukuktan sanata her alanda bütüncül ve tutarlı bir tasavvura sahip olmak akıl ve erdeme dayalı, insancıl ve sürdürülebilir bir medeniyetin vazgeçilmez şartı olarak görülüyor.

Bunun için de büyük varlık dairesinin farklı mertebeleri arasında doğru ve otantik ilişkiler kurmak ve adalet kelimesinin etimolojisinin hatırlattığı gibi her şeyi yerli yerine koymak gerekiyor.

Yer ile gök, akıl ile aşkınlık, insan ile varlık, parça ile bütün arasında çatışma bulunduğu müddetçe medeniyetten bahsetmek mümkün görünmüyor.

Barış için başımızı göğe çevirmek ve büyük resmi görmeyi yeniden öğrenmek zorunda olduğumuz hatırlatılıyor.
186 syf.
·33 günde·Beğendi·8/10
Fakültede İslam Medeniyeti dersinde bir dönem bu kitabı kaynak olarak kullanmıştık.
Doğu ve Batı arasındaki dini ve siyasi çatışma nedenleri, uzlaşmalar ve bunların doğurduğu sonuçlar çok güzel açıklanmış.
Bu iki medeniyetin nasıl iç içe geçtiğini nerelerde kesin çizgilerle ayrıldığını görüyoruz.
İslam'ı Batı'ya olan etkisini daha önce hiç duymayanlar için güvenilir bir kaynak olduğunu düşünüyorum. Derste işlediğimizden hatırladığım kadarıyla birkaç tarih yanlışlığı dışında bir sorun yoktu kitapta.
İslam bir varlık dini. Tasavvufunu, fıkhını, kelamını yani her araştırma alanını varlık temeline kurar Islam. Rastgele değildir Ibn Sina'dan Molla Sadra'ya her feylesof ya da âlimin bu konu üzerinde düşünmesi. Eğer benim gibi Islâm düşüncesi-felsefesi gibi alanlara aşinaysanız, varlığa materyalist bakıştan sıkılıp alternatif bir arayıştaysanız, işte o kitap bu kitap. Hem uzak-yakın doğudan birçok örneği, tanıdık isimlerin varlık-Allah anlayışı ile karşılaştırması, hem asla anlaşılmaz gibi görünen karşıt-olmayan düalist durumları pek sarih, sade açıklaması, ve ayrıca Islam dünyasında bir edebi/ilmi birikim olan şiiri de asla es geçmemesi, konuya hakimiyeti.... daha çok methederim bu kitabi, zannımca hak ediyor. Lütfen okuyun.
186 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Kendimi bir zaman tünelinde buldum desem, mübalağa etmiş olmam diye düşünüyorum. Ciltler dolusu bilgiyi, bu kadar küçük hacimli bir kitaba sığdırmak her yiğidin harcı değil..

İslam’ın tarih sahnesine çıkışı, orta çağ, Haçlı seferleri, Endülüs, Reform, Avrupa , Rönesans, Oryantalizm... ne ararsanız içinde bulabileceğiniz cinsten bir kitap..

Bu bilgileri daha hacimli okumak istiyorsak “Ben öteki ve ötesi” ni okumalıyız..

Selam ve dua ile...
304 syf.
·168 günde·Beğendi·10/10
Kitap gerçekten bir bilgi hazinesiydi.
Her cümlesini çizmiş olabilirim içi dopdolu bir eser . Arkadaş grubumla birlikte incelemesini yaptığımız eserlerden biri gerçektende içeriğinde çok güzel bilgiler barındırıyor.
Medeniyet nedir nasıl olmalıdır. Her acıdan incelenmiş ve doğu batı tüm bilginlerin sözleri düşünceleri ve görüşleri ışığında harika bir yolculuğa çıkartıyor sizi . Okurken bir iki yer hariç gayet akıcı bu kadar zor ve anlaşılması güç konuları bu kadar güzel harmanlanmış olması bence şahane olmuş.

Kitabın sonundaki şu cümlelerle incelememi bitireyim. Keza yazılacak çok şey var da benim bu kitabi incelemeye kelimelerim yetmez iyisimi siz hepsini okuyun derim .
Son söz olarak :
Barış için başımızı göğe çevirmek ve büyük resmi görmeyi yeniden öğrenmek zorundayız.
Bir ağacın derin köklere sahip olmasını sağlayan enerji ,semadan mütemadiyen gelen ışıktır. Ağacın kökleri gerçekte köktedir. Gök ile bağını koparanin kökleri kurumaya mahkumdur.
Hulasa-yı kelam , yolculuğun henüz başındayız.
Iyi okumalar
Muhakkak okunmalı :)
128 syf.
uzun zamandır takip ettiğim İbrahim Kalın beni bu eseriyle adeta mest etti.
Allah’ın insanları diğer büyün varlıklardan ayıran özelliği akıldır perde ve mana bu cümleye yakışır bir şekilde yazılmış.İbrahim Bey düşüncelerini ayetlerle destekleyip ayrıca zengin dipnotlarla sizi kendine çekiyor ortaya attığı soru verdiği cevap ve savunma zenginliği hayran bıraktıyor kendine.İbrahim Kalını kitaptan öncede tanıt ve takip ederdim fakat kitaptan sonra bütün kitaplarını alma kararı aldım doğru kitap bizi kurtara bilir çok okumak değil kurtuluş efendim incelememi okuduğunuz için teşekkürler iyi okumalar:)

Yazarın biyografisi

Adı:
İbrahim Kalın
Unvan:
Türk Politikacı, Teolog, Tarihçi, Yazar
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1971
Aslen Erzurum’lu olan Ibrahim Kalin 1971 yilinda Istanbul’da dogdu. Alanya lisesinden mezun olduktan sorna Istanbul Universitesi Tarih Bolumune kayit yaptirdi. 1992 yilinda buradan mezun oldu ve Islam dusuncesi ve felsefe sahasinda yuksek lisans yapmak icin Malezya’ya gitti. 1994 yilinin sonunda Turkiye’ye dondu. “Mulla Sadra’da Hareket-i Cevheriyye Nazariyesi” baslikli yuksek lisans tezini tamamladiktan sonra 1996 yilinda Amerika’da George Washington Universitesinde yine felsefe ve Islam dusuncesi sahasinda doktora calismalarina basladi.

1998 yilinda 3 ay Fransa’da dil egitimi gordu. Kanada, Fransa, Ingiltere, Isvicre, Urdun, Iran, Pakistan, Israil, Bosna, Makedonya ve Hirvatistan gibi ulkelere seyahat etti ve uluslararasi konferanslarda tebligler sundu. Halen Washington DC’de ikamet etmekte ve Mulla Sadra’nin bilgi teorisi ve anti-subjektivist bir epistemolojinin imkani uzerine olan doktora tezini yazmaktadir. Islam felsefesiyle ilgili Ingilizce yayinlanmis makaleleri var. Turkce’de Dergah ve Divan gibi dergilerde yazilar yayinladi. T. Izutsu’nun Islamda Varlik Dusuncesi ve Darkavi’nin Bir Mursid’in Mektuplari adli eserlerini Turkceye kazandirdi. 1992 yilinda evlenen Kalin’in Rumeysa ve Dilruba adinda iki kizi var. Akademik calismalarinin yanisira fotograf sanatiyla ilgileniyor, Washington DC’deki bir muzik grubunda baglama calip ney ufluyor.

Yazar istatistikleri

  • 217 okur beğendi.
  • 682 okur okudu.
  • 111 okur okuyor.
  • 868 okur okuyacak.
  • 26 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları