İbrahim Kalın

İbrahim Kalın

7.4/10
58 Kişi
·
91
Okunma
·
41
Beğeni
·
1.327
Gösterim
Adı:
İbrahim Kalın
Unvan:
Türk Politikacı, Teolog, Tarihçi, Yazar
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1971
Aslen Erzurum’lu olan Ibrahim Kalin 1971 yilinda Istanbul’da dogdu. Alanya lisesinden mezun olduktan sorna Istanbul Universitesi Tarih Bolumune kayit yaptirdi. 1992 yilinda buradan mezun oldu ve Islam dusuncesi ve felsefe sahasinda yuksek lisans yapmak icin Malezya’ya gitti. 1994 yilinin sonunda Turkiye’ye dondu. “Mulla Sadra’da Hareket-i Cevheriyye Nazariyesi” baslikli yuksek lisans tezini tamamladiktan sonra 1996 yilinda Amerika’da George Washington Universitesinde yine felsefe ve Islam dusuncesi sahasinda doktora calismalarina basladi.

1998 yilinda 3 ay Fransa’da dil egitimi gordu. Kanada, Fransa, Ingiltere, Isvicre, Urdun, Iran, Pakistan, Israil, Bosna, Makedonya ve Hirvatistan gibi ulkelere seyahat etti ve uluslararasi konferanslarda tebligler sundu. Halen Washington DC’de ikamet etmekte ve Mulla Sadra’nin bilgi teorisi ve anti-subjektivist bir epistemolojinin imkani uzerine olan doktora tezini yazmaktadir. Islam felsefesiyle ilgili Ingilizce yayinlanmis makaleleri var. Turkce’de Dergah ve Divan gibi dergilerde yazilar yayinladi. T. Izutsu’nun Islamda Varlik Dusuncesi ve Darkavi’nin Bir Mursid’in Mektuplari adli eserlerini Turkceye kazandirdi. 1992 yilinda evlenen Kalin’in Rumeysa ve Dilruba adinda iki kizi var. Akademik calismalarinin yanisira fotograf sanatiyla ilgileniyor, Washington DC’deki bir muzik grubunda baglama calip ney ufluyor.
"İnsan ancak kendini her şeyi kuşatan varlığın bir parçası olduğunu kavradığı zaman ben-bilgisine ve 'ben' idrâkine kavuşabilir."
Kur'an;
bütün ilahi dinler gibi, insan oluşun asgari şartını
-ahlakilik- olarak tanımlar.
Avrupalılar için Türkler, 'ordusu bulunan bir devlet değil, devleti ele geçirmiş olan bir orduydu'.
İbrahim Kalın
Sayfa 193 - İnsan Yayınları
Adil, katılımcı ve eşitlikçi bir dünya düzeninin anlamı, herkesin aynı şekilde düşünüp yaşaması değil, farklı görüşlerin bir arada var olma iradesini göstermesidir.
...Beni en çok endişelendiren şey, bir gün Müslümanlar Hıristiyanlardan ayırt edilemez hale gelecekler; onlar gibi giyinecekler ve onların yediklerinden ictinâb etmeyecekler...
İbrahim Kalın
Sayfa 188 - İnsan yayınları
Toprak ile düşünce arasında sağlam ve sağlıklı bir ilişki kurmak, düşünce ufkumuzu daraltmak değildir.Tersine toprak, bize köklerimizi hatırlatır;nereden beslendiğimizi gösterir. Fakat her kökün amacı açık bir ufka doğru yönelmek ve yükselmektir. Kökler bizi sınırlamaz, tersine özgürleştirir;zira sağlam kökler sahip olmadan semaya doğru yükselmek mümkün değildir. Kök ile ufuk arasında doğru ve dinamik bir ilişki kurmak, aynı zamanda birey ile topluluk, akıl ile erdem, zihin ile duygu, özgürlük ile disiplin, değişim ile süreklilik arasında doğru ilişkiler kurabilmek demektir.
İbrahim Kalın
Sayfa 463 - İnsan Yayınları
Moğol istilâsı sırasında Dicle'nin günlerce kan ve mürekkep renginde aktığı anlatılır.
İbrahim Kalın
Sayfa 106 - İnsan Yayınları
Tarihinden gocunmayan, coğrafyasından kaçmayan, insanının aklına, irfanına ve vicdanına güvenen bir Türkiye
Yahudiler özellikle müslüman idaresindeki topraklarda büyük özgürlüklere sahiptiler.!!!
BEN (İSLAM) ÖTEKİ (BATI) VE ÖTESİ (ORTAK İYİ)
İbrahim Kalın’ın akademik kariyeri ve bürokratik konumunu düşündüğümde İslam-Batı ilişkilerinin tarihsel serüvenini ve günümüze yansımalarını merak eden biri olarak kitabı ilk gördüğümde hemen sipariş verip, okumaya başladım.
Kitap yazarın daha önce yayınlanan İslam-Batı isimli kitabının genişletilmiş hali. Bahsettiğim merakımı oldukça tatmin etti. Yaklaşık 600 sayfa olmasına rağmen sıkılmadan okudum diyebilirim.
Kitabın bence iki temel konusu var. İlki İslam-Batı medeniyetlerinin tarihsel süreç ile birlikte bizim için ifade ettiği anlamları kavramak diğeri de ontolojik olarak “ben” ve “öteki” arasındaki ilişkileri, kırılmaları, gerilim noktalarını anlamlandırabilmek.
Bu iki konu oldukça derin… Sadece bir iki noktaya temas etmek istiyorum. Gerek birey gerek toplum gerekse devlet ve medeniyet bazında var olabilmek için bir “ben” tasavvuru inşa etmek zorundasınız. Burada ister istemez benin dışındakileri tanımlayan “öteki” kavramı karşınıza çıkıyor. Yani aslında “ötekileştirmeme” mantığı gerçeği yansıtmayan bir romantik faraziyeden ibaret diyebiliriz. Burada önemli olan sizin (birey,toplum,medeniyet…vs) öteki ile ilişkilerinizin nasıl olması gerektiği.. İşte bu da ahlak kavramının konusunu oluşturuyor. Kitapta ahlaktan “ortak iyi” olarak bahsedilmiş diyebiliriz.
İkinci konu yani Avrupa’nın (Batı) İslam Dünyası (Doğu) medeniyetleri ile ilgili kısma gelirsek kitapta altı çizilen bir iki noktaya temas etmek istiyorum. İlk olarak yekpare ve değişmeyen bir İslam dünyası ve Batı’dan söz edemeyiz. Bu iki medeniyet de sürekli birbiriyle etkileşim halinde dinamik yapılardır. İslam-Batı tarihini medeniyetler çatışması tezi mantığıyla sadece savaş ve çekişmelerle dolu değildir. Daha önce bahsettiğim ortak iyiyi inşa, birlikte yaşam kültürü İslam-Batı ilişkilerine insani bir boyut da kazandırmıştır. Kitapta bunca acı ve soruna rağmen bu iyimserlik havasını hissediyorsunuz.
Kapağını da oldukça beğendiğim bu kitabı okurken keşke fasiküller haline getirip okullarda da okutulsa diye düşündüm. Kütüphanenizde olmasını kesinlikle tavsiye ediyorum.
Güzel bir kitap olmuş, arkasında İlber Ortaylı ve Mahmud Erol Kılıç'ın tanıtım yazısı da var. Tavsiye ederim.

Adından da anlaşılabileceği gibi Avrupa'nın kendi kimliğini diğer milletleri ötekileştirmesi üzerinden oluşturmasını, Avrupalıların genel olarak doğulular ile olan ilişkilerini ve rekabetini irdelemiş. Kitabı okurken sık sık büyük üstad Rene Guenon kitabını okuduğum hissine kapıldım ki zaten Kalın'da çoğu zaman üstaddan alıntılar yapmış. Kitap sayesinde Osmanlı-Batı ilişkileri ile ilgili de çok ilginç ve daha önce bilmediğim detaylar öğrendim.
Kitabı okuyanlar mutlaka Rene Guenon'un Doğu ve Batı adlı eserini okumalılar.
Modern dünya algısının, İslâm dünyasında önemli kırılmalara yol açtığı günümüzde İslâm dünyasının kendi değerlerine dayanan bir gelecek inşa etmesi ancak güçlü bir 'ben' tasavvuru ve 'öteki' algısının ihyasıyla mümkündür.

Bu da ancak İslam-Batı ilişkileri tarihine bütüncül bir perspektifle bakmakla gerçekleşebilecek bir olgudur.

İslam-Batı ilişkileri tarihine bütüncül bir perspektifle bakmayı hedefleyen bu eser "Şanlı bir geçmiş ve güçlü bir 'ben' bilinci" ile "mevcut siyasi, sosyal ve ekonomik daralma" arasında sıkışıp kalmış ve bir çıkış yolu arayan bilinçli zihinlerin ellerinden düşürmemesi gereken bir başucu kitabı niteliğinde.
“Ben, Öteki ve Ötesi – İslam ve Batı İlişkileri Tarihine Giriş” Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın son kitabı. Yazarın akademik arka planı ve çalışmalarının yanı sıra bürokratik görevleri, kamudaki pozisyonu ve içinde yer aldığı uluslararası projeler göz önüne alındığında kendisinden beklediğimiz ve özel ilgiyi hak eden bir kitap.
İbrahim Kalın bir röportajında bu kadar yoğun çalışma evresinde nasıl böyle bir yapıt ortaya koyduğu sorulduğunda müsait olduğu her yer ve zamanda okuyup yazdığını belirtir.
Daha önce yazdığı "İslam ve Batı" adlı kitabının bir nevi genişletilmiş versiyonu olan bu eserinde yazar 'Ben' ve 'Öteki' kavramlarına detaylı bir şekilde perspektif tutmuş.
Öncelikle şunu belirtmem gerekir ki kitabın hacmi gözümüzü korkuyor gibi duruyor ama sakın bir ön yargıya kapılmayın. Yazarın dili o kadar akıcı ki sizi resmen kendine hapsediyor. O ağır tarihi malumatları kendine has üslubuyla sanki karşımızda oturmuş da bizimle sohbet ediyormuş havasında yazmış. İslam ile Batı arasındaki gelgitli duruma bizi de dahil ediyor. Akademik bir kaynak olarak ele alınan kitap sadece akademik ilgisi olanlara değil her okuyucu kitlesine hitap ediyor.
Zengin kaynakçasıyla okuyucusuna ufuk açan yazar, 'Ben' kavramıyla 'Öteki' ve 'Ötesi' kavramı adeta resmediliyor.
Okumaktan keyif alacağız muazzam bir kaynağa sahip olun mutlaka.
İslam ve Batı iki tezat kavram... Hep tezat mıydı? Tezatlaştırıldı mı? Tarihi süreçte bu iki dünya arasında neler yaşandı. Hepsi kısa ve önemli noktalarıyla ele alınmıştır.
Daha giriş cümlelerinden itibaren hayran bırakan pek az kitaba rastlamışızdır. Bence tespitleriyle bakış açısıyla tam da öyle bir kitap. Hocalarımızın önerdiği pek çok kitap yalnızca okuyup geçmek içindir sanki, dikkate almaz hele sınav için okumuşsak hemen sonrasında sileriz zihnimizden. Ben de esasen sınav için almıştım elime. Şimdi ise İbrahim Kalın'ın herhangi bir siyasi olmanın ötesindeki yerini gördüğümü söylemem sanıyorum fazla büyük bir cümle olmayacaktır. Kitabı okurken olmasa da (ciddili ciddili okuyunuz) şimdi güzel bir türkü de iyi gider hani ibrahim kalının sesinden. selametle...
https://www.youtube.com/watch?v=Q-Gb66kXZ7k
Bu da ağırlar zümresinden. Yazarı Cumhurbaşkanının sözcüsü olan bey. Epey bilgili birisi. Şimdi üşeniyorum kalkıp hangi okulları okuduğuna bakmaya ama kitapta yazıyor. Zorlanmayan varsa okusun derim biraz ilerlemiştim üzerinde çok durmak gerekiyor. Ama ben...
Kitap herkesin anlayabilecegi bir dille sade ve net cumlelerle yazilmis felsefe tarih sosyoloji ve kronoljik isleyis cok guzel ben buyuk bir zevkle notlar alarak okudum herkese tavsiye ederi.
Ansiklopedik sistematiği göz önünde bulundurulduğunda temiz bir çalışma. Siyasal ve iktisadi etkilerin inceden geçilmesi düşünülmeli. İslam-doğu kavramı bulanık kalmış...
“Öylesine” okuyamayacağınız öylesine güzel bir kitap. Sayfa sayısı dolayısıyla kitaba başladığınızda biraz tedirgin edebilir ancak dili oldukça şade bir kitap. Batı ile Doğu arasındaki ‘öteki’ kavramının aslında birbirimize karşı ‘ötekileştir’ilmenin temeli olduğunu çok açık bir şekilde anlatıyor Kalın.

Yazarın biyografisi

Adı:
İbrahim Kalın
Unvan:
Türk Politikacı, Teolog, Tarihçi, Yazar
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1971
Aslen Erzurum’lu olan Ibrahim Kalin 1971 yilinda Istanbul’da dogdu. Alanya lisesinden mezun olduktan sorna Istanbul Universitesi Tarih Bolumune kayit yaptirdi. 1992 yilinda buradan mezun oldu ve Islam dusuncesi ve felsefe sahasinda yuksek lisans yapmak icin Malezya’ya gitti. 1994 yilinin sonunda Turkiye’ye dondu. “Mulla Sadra’da Hareket-i Cevheriyye Nazariyesi” baslikli yuksek lisans tezini tamamladiktan sonra 1996 yilinda Amerika’da George Washington Universitesinde yine felsefe ve Islam dusuncesi sahasinda doktora calismalarina basladi.

1998 yilinda 3 ay Fransa’da dil egitimi gordu. Kanada, Fransa, Ingiltere, Isvicre, Urdun, Iran, Pakistan, Israil, Bosna, Makedonya ve Hirvatistan gibi ulkelere seyahat etti ve uluslararasi konferanslarda tebligler sundu. Halen Washington DC’de ikamet etmekte ve Mulla Sadra’nin bilgi teorisi ve anti-subjektivist bir epistemolojinin imkani uzerine olan doktora tezini yazmaktadir. Islam felsefesiyle ilgili Ingilizce yayinlanmis makaleleri var. Turkce’de Dergah ve Divan gibi dergilerde yazilar yayinladi. T. Izutsu’nun Islamda Varlik Dusuncesi ve Darkavi’nin Bir Mursid’in Mektuplari adli eserlerini Turkceye kazandirdi. 1992 yilinda evlenen Kalin’in Rumeysa ve Dilruba adinda iki kizi var. Akademik calismalarinin yanisira fotograf sanatiyla ilgileniyor, Washington DC’deki bir muzik grubunda baglama calip ney ufluyor.

Yazar istatistikleri

  • 41 okur beğendi.
  • 91 okur okudu.
  • 26 okur okuyor.
  • 169 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları