Katolik kilisesinin nikah töreninde okunan dua da, "Günahla düşmüşüm annemin karnına, günah işlemiş annem bana gebe kalırken" denilmesi bu anlayışın ürünüdür.
Yahudilikte sabah ibadetinde, "Rabbim beni kadın yaratmadığın için sana şükürler olsun! " şeklindeki dua kadına yaklaşımı göstermesi açısından yeterlidir.
Hıristiyanlıkta ise kadın yasak meyveyi Hz. Adem'e yedirip insanın cennetten kovulmasına ve insan neslinin günahkar olmasına sebep olan, bu ilk işlenen günahla sadece şehveti değil günahı da dünyaya sokan, erkeği mahveden baştan çıkaran bir varlık olarak kabul edilmiştir.
Özellikle kilise babalarının kadına dair marjinal görüşleri fıtrata ters tutum ve davranışları, cinsel alandaki yaratılış gerçekliğine aykırı kısıtlamaları ve bundan doğan kültürel yapı, kadını bir başka uca savurarak feminizmin ve kadın haklarının ortaya çıktığı mücadele sürecini tetiklemiş, modernliğin kadın üzerinden okunmasında etkili olmuştur. Ancak kadınlar haklarının peşinden koşarken bir başka aşırılığın kurbanı olmuş ve ev dışındaki bütün etkili güçlerin sömürdüğü bir varlığa dönüşmüştür.
Ekonomide kapitalizm, sosyal alanda sekülerizm, hukuki ve siyasal alanda laisizm, bireysel alanda hedonizm, bilimsel alanda pozitivizm insanı Tanrının tahtına oturtan hümanizm, insanlığı bitirmiş, medeniyetin sonunu getirmiştir. Allah-insan, insan-insan, insan-alem, kadın-erkek arasındaki fıtrat dengesinin yeniden kurulması acil bir zorunluluktur.