Sevdiğim kalembazlardan Milan Kundera, nostaljinin matah bir şey olmadığını anlatırken, kelimenin kökenini hatırlatır. Nostalji kavramının çekirdeği olan "nostos", eski Yunanca "dönüş" anlamına gelir. "Algos" ise "hüzün" demektir.
Dolayısıyla der Kundera, "nostalji, geri dönme arzusundan kaynaklanan ve karşılık bulamayan bir hüzün hatta acı çekme halidir."
Mark Twain'in sevdiğim bir sözü var. Diyor ki:
"Ben 14 yaşımdayken babamın cahil olduğunu zannederdim. Dayanamazdım yakınında durmaya. 21 yaşıma basınca bir de baktım peder ne çok şey biliyor, ne çok şey öğrenmiş yedi senede!"
Önyargılarıyla dalga geçer yazar. Babası değildir zira değişen, kendisidir. Kendi bakış açısı.
İnsanın nefsiyle dalga geçebilmesi bir meziyettir. Lakin ifrada kaçarsak, meziyet olur eziyet.
Daha dün arkadaş olanlar bir bakıyorum rakip kesilmiş. Üstelik senden de taraf olmanı, öteki kızlarla arkadaşlık etmeni istiyorlar. Bu karmaşaya ayak uyduramıyorum.
Hem kızlar koleksiyoncu. Sürekli anı ve duygu biriktiriyor, sonra bunları hiç beklemediğin anda zihinsel çekmecelerinden çıkartıyorlar.