.
geride kaldım ama
gittim mi Santa Marialı fahişelere?
yemin ederim ki hayır!
kanayan yaralar
para karşılığında sevişerek kapanabilseydi
dünyanın herhangi bir kerhanesindeki
herhangi bir fahişe
şimdiye kadar ölümsüzlüğü icat ederdi
.
Jan Ender Can
benimle konuşmayı çok mu istiyorsun?
yaklaşan yağmura bak
geçip gittiğinde
solup giden çiçeklerden
kalbim hakkındaki her şeyi öğreneceksin
henüz erken, henüz nisan, henüz çok erken
şimdi sorsan
sana anlatacağım her şey sonbahardır
yaklaşan yağmura bak
iyi düşün, çocuksun
çölün ıslanmaya yetmeyecek
ama susarsak
belki zamanla her şey değişir
Jan Ender Can
babası erken ölen her çocuk gibi
dinsel şeyleri düşünmeyi
benden daha çocuk olanlara bıraktım
aşka,devlete ve sağ elimde tuttuğum şu kaleme
artık inanmıyorum
avucumdaki hiçliğe
alkollün bana verdiği piçliğe
ve asla olmayacak olanın
benden aldığı gözyaşına
artık alıştım
kimseye kırgın değilim
susuyorum
ve susuyorsam
kelimeleri insanlardan daha çok
sevdiğim için susuyorum
Jan Ender Can
Nuh gemisine almadı beni. Tektim çünkü.
Çokluğu tehdit eden teklikti tekliğim, tekilliğim. Nuh’unkine inat.
Oysa gemiye binebilmenin ilk ve biricik koşuluydu çift olmak.
Bu nedenle her türden birer çift alındı gemiye.
Sürekliliği sağlamak için. Türün sürekliliğini.
Türkçede iki kişi çok kişidir.
Kendimle başım belada.
Yine gemi dışındaydım.
Suların ortasında.
Birazdan suların üzerine çökeceği bir kıyıda.
Suyun içinde.
Tek başına.
Artık sahilsizim.
Dücane Cündioğlu