Sonra yumuşadı bakışları, buzlar erimişti sanki. “Babamın kütüphanesi var,aslında kitaba ihtiyacım yok. Ama sanki aradığım şey o koca yığın arasında yokmuş gibi geliyor bana."
"Ne tür bir şey arıyorsun ki sen?"
"Üstüne insan kokusu sinmemiş olanlardan..."
“Nietzsche,” dedi adam kasvetle hırıldayan bir sesle “öldükten
yüzyıllar sonra doğacağına inanırdı. Oysa kaderine çizilen öldükten yüzyıllar sonra gömülmekmiş.”
Çevrenin – daha doğru bir ifadeyle katıksız bir yorum gücüyle konuşan yığının – hakkımdaki söyledikleri tatmin etmiyordu beni. Ben kendimi başka bir geleceğin, başka bir insanına sevdirmek istercesine çalışıyordum.