D.G.

D.G.
@DGY_
Gözüm, aklım, fikrim var deme hepsini öldür senin çöl gibi gördüğün O göl diyorsa göldür.
Tüm duyuların merkezi olan beynin acı hissetmeyen tek organ olması ona hep garip gelmişti. Ama şimdi o gerçeğe şükrediyordu. Yaşamında zaten çok fazla ızdırap çekmişti; o son anında gereğinden fazla acı olmamasını minnetle karşıladı.
Reklam
Ama siz inananlar… Siz daha büyük bir ikiyüzlülük yapıyorsunuz. O’nun öğretilerinden hangilerini izleyeceğinizi açık büfeden meze seçer gibi alıp, ‘nabza göre din’ uyguluyorsunuz. Ve tüm o şeyle yaşarken de, kendinizi Tanrı’nın bağışlayıcı olduğuna, O’nun emirlerine karşı gelmiş olmanıza gerçekten aldırmayacağına ikna ediyorsunuz. Üstelik Tanrı’nın öfkesine ve en küçük bir pervasızlığın intikamını alacağına dair İncil’de o kadar çok kanıt varken.”
Öldüğünüz zaman her şeyin bittiğine inanıyorsunuz. Dünyanız, yaşamınız, bilinciniz yok olup gidiyor. Ama inançsızların çoğu yine de, sanki ölümden sonra bir yaşama inanır gibi yaparak yaşıyor. Reddettikleri bir dinin dayattığı etik yasaya uyarak yapıyorlar bunu: Yalan söyleme. Hile yapma. Çalma. Vesaire.” Yirmi beş kişinin çoğu çeşitli şekilde başını salladı. “İyi, ama neden? Ölümden sonra hiçbir şey yoksa o zaman ‘iyi insan’ olma çabaları neden? Mümkün olan her türlü aşırı zevkin içinde kaybolmalarını engelleyen ne? Evet, bazıları o tür şeylerin peşinde koşuyor. Ama şunu bilin ki, inançsızların çoğu içten içe duyulan korkuyla yaşar. Korku içinde, ama asla doğru yoldan ayrılmadan.”
Aklını korumasını sağlayan tek şey, tünelin ucunda bir ışık olduğunu bilmesiydi. Ve şimdi o ışık biraz daha yakındı.
Ona zarar vereceğimizi söylemeni istiyorum. Onu...” Jill sonraki sözcükleri söylemek için cesaret toplar gibi duraksadı. “Onu öldüreceğimizi söylemeni bekliyorum.” “Hayır,” dedi Laszlo başını sallayarak. “Onu öldürmek doğru değil.” “Onun bize yaptıkları doğru muydu, yani?” “Elbette değildi.” “Yaptığı yanlışsa biz neden ona doğru davranmak zorundayız?” “Çünkü öyle yapmazsak, biz de onun kadar kötü oluruz.” “Kimin umurunda ki bu?” “Benim umurumda. Ve bir gün senin de olacak.”
Reklam