Yetişkin bir insanın ruhsal sağlık veya rahatsızlığını tek başına çocukluk dönemi yaşantılarına bağlamak, biraz kolaya kaçmak ve kendimizi aldatmak olmuyor mu acaba?
Hepimiz annelerimizi içimizde bir delik gibi taşırız, büyük ya da küçük, ölü ya da diri, işte bu yüzden yaşayabilmek için bu delikleri doldurmaya çalışırız ya da annelerimizi reddederiz ama o zaman da -becerebildiğimizi düşündüğümüzde- özgürleşme suçluluğuyla yaşamak zorunda kalırız.
Gel gelelim canımızı acıtan ya da canını acıttığımız biri, ilişkiyi çözümlemeden, dürüstçe konuşmadan, insanlık durumunu karşılıklı olarak irdelemeden ölürse sırtlandığımız yük daha da ağırlaşacak. Dürüst bir konuşma, karşılıklı anlama çabası, aydınlatıcı bir sohbet yaşamın anlamsızlığını, boşunalığını, temel varoluşsal durumumuzun sıkıntılarını hafifletir, gücümüz dahilinde olan, elimizden gelen pek az şey var, bu onlardan biri.