Keşke yazarlarımız biraz daha true crime izleselermiş ve bu kadar bilgisiz bir şekilde bu kadar uzun bir romanı yazma cesareti göstermeselermiş. Mantık hatalarını not almaya daha kitabın başlarında karar verdim çünkü uzun bir liste olacağa benziyor.
-Daha ilk olay yerimizde Joona geldiğinde tavandan damlayan kanı görüyor. Bu kan bu kadar süre nasıl damlayabilir?
-Evelyn bulunduğunda kaldığı ıssız yerde elindeki tüfeği nasıl ilk defa gördüğü yabancı adama sorgusuz sualsiz verdi? Bunu hiçbir kadın yapmaz, intihar etmek istese bile.
-Kitap boyunca tecrübeli uzmanlarımızın olayları anlaması çok uzun sürüyor.
-Kitaptaki iletişim problemi hem olayların yaşandığı çağa göre hem de teknik nedenlerle çok mantıksız. İşin kötü yanı ise önemli olayların yaşanması bu sözde problemden kaynaklanıyor. Örneğin Joona müdürü dahil pek çok meslektaşının yakınında seri katilimizi kovalarken telsiz yerine telefonla haberleşiyor.
-Ağır yaralı seri katilimiz hasta yatağında yarı baygınken kendini hipnoz eden doktorun adresini buluyor da polislerimiz doktoru sadece telefonla çaldırıp kapatarak korumaya çalışıyor.
-Seri katilimizin yoğun bakım odasında neşter bulunan dolabın ne işi var asla anlamadım, zahmet olmasın diye ameliyathanede mi yatırıyorlar çocuğu? Ayrıca ailesini katleden katil olduğuna dair somut delil bulduktan sonra ve daha önce yatağından kalktığı bilindiği halde neden yatağa kelepçelenmedi?
-Yine ağır yaralı katilimiz adam bıçaklayıp bir tekeri ateş edilmiş arabayla gittiği doktorun evinde Benjamin’i bayıltıp sürüyerek kaçırabiliyor. Ateşli gripte bile bu performansı göstermek imkansız.
Bu noktada yani 200. sayfada daha fazla devam edemeyeceğime karar verdim. Kalitesiz işlerle zamanımı boşa harcamak istemiyorum.