Narsist, sudaki yansımasını görüp kendi kendine âşık olmuşsa,bu karanlıklar dünyasında zuhur eden "can'ı /gerçek benliği"görüp ona âşık olmak da manevî bir narsizmdir.Bu tehlikeyi bertaraf edecek en etkin panzehir ise "kulluk bilinci" ni idrak edip yaşamaktır.
Bir tiyatro sahnesi düşünün.Biz bu sahnede birbiri ardına değişik roller sergiliyoruz.Bir rolün hükmü bittiğinde ışıklar yavaşça sönüyor ve biz hemen kulisteki odamıza geçip yeni rolümüze uygun elbiseler giyiyoruz.Rolumüze uygun bir makyaj yapıp tekrar sahneye çıkıyoruz.Sahneyi oluşturanlar,bu yeni rolün ne olduğunu bilmiyorlar.Sessizce o karanlık sahneye çıktığımızda, oynayacağımız role göre sanki yeni bir dekor oluşur ve biz, bu yeni dekorun insanlar veya dış etkenler tarafından oluşturulduğunu sanarız!
Freud'a göre aktarım, geçmişin aktivasyonidur.(Geçmişte yaşanan tüm önemli hatıralar,sanki bir projeksiyon makinesinden geçermiş gibi içinde bulunduğumuz ana yansır..
Allah'la (CC) irtibatını koparmış Batılı insan, alacakaranlık bir dünyada el yordamıyla ilahi hikmeti arıyordu.Ama akıl yetmeyince dara düşen insanlığın, çeyiz sandığından çıkarmaya alışık olduğu çok değerli bir hazinesi vardı:sezgi.