Dokuz Yüz Katlı İnsan

9,1/10  (7 Oy) · 
21 okunma  · 
7 beğeni  · 
834 gösterim
Tasavvuf ve Benötesi Psikolojisi (Transpersonal Psikoloji)

"Evet bu sensin! Ama sen sadece bundan ibaret değilsin..."

İsviçre ve Türkiye'de uzun yıllardır uyguladığı psikoterapi seanslarında ruhsal problemlerin envai çeşidine tanık olan Psikiyatr Dr. Merter, Dokuz Yüz Katlı İnsan'da sıradan insanı ansızın pençesine alabilen ruh sıkıntısının, içinde bulunduğumuz benlik düzeyine sıkışıp kalmaktan, bir başka deyişle "yükselmemekten" kaynaklandığını ileri sürüyor.

Kısacası ben, sağlık bir yaşam sürsem, sevdiklerimle huzurlu ilişkiler kursam, yeteneklerimi ortaya koyabileceğim bir işe sahip olsam, düzenli olarak dua ve ibadet etsem bile, bir an geliyor huzursuzlanmaya başlıyorum; kafese kapatılmış bir kaplan gibi "kendi katımda" bir aşağı bir yukarı asabi asabi dolanmaktan kendimi alamıyorum.
Ve bu, varoluşsal anlamda kendimi geliştirememekten kaynaklanıyor. Merter, modern psikolojiden postmodern bilinç katagorileri kuramcılarına ve tasavvuf literatürüne kadar oldukça zengin bir kaynakçaya dayanan eserinde, çok katlı ego/nefs modelini oraya koyuyor ve benötesi (transpersonal) psikolojisinin kendine özgü terapi teknikleri çerçevesinde "yükselmenin sırlarına" işaret ediyor.
(Tanıtım Yazısından)
  • Baskı Tarihi:
    Temmuz 2007
  • Sayfa Sayısı:
    450
  • ISBN:
    9789752560963
  • Yayınevi:
    Kaknüs Yayınları
  • Kitabın Türü:
Şeyma çelik 
30 Kas 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Kitabı üç yıl önce bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine okumuştum. Hatırladığım kadarıyla kitap psikoloji ile ilgili temel bilgiler içermektedir. Yazar Freud ve Jung'un psikoloji ile ilgili teorilerini anlatırken bunların yanında Mevlana'nın sözlerine de yer vererek modern psikoloji ile tasavvuf karşılaştırması yapıyor.Aynı zamanda birçok din hakkında bilgilerde vermektedir.Bunların yanında yazar kendisinin dini kabul ediş aşamasını ve onu etkileyen dini yönü olan insanları da kitabında anlatmıştır.

Menderes Urhan 
15 Eyl 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Yazar Dursun GÜRLEK beyefendinin tavsiyesiyle aldığım bir kitap. Kitabın müellifi Mustafa MERTER, sosyokültürel, sosyoekonomik düzeyi yüksek, mesleği doktorluk olan bir bey. Amerika ve İsviçre'de yaşamış, Dünya'nın birçok yerini görmüş, birçok milletten arkadaşı olmuş, görmüş geçirmiş, entelektüel bir insan. Kitabında, inanç serüvenini anlatıyor. Keyifle okudum.

Kitaptan 13 Alıntı

Ego-id-süperego
1923'te yayımlanan Ben ve İd (Das Ich und Das Es) adlı kitabında Freud, önce insan nefsini bilinç, bilinç öncesi ve bilinçdışı diye üç kısma ayırmış, daha sonra bu ayrımı anlatım açısından yetersiz bulduğu için bir sonraki aşamada "ben-id-üst benlik" kavramlarını geliştirmiştir. Ben, kişinin nefsiyle ilişkili süreçlerin anlamlı/bağlantılı organizasyonunu; id, bilinçdışında potansiyel olarak var olan içgüdüleri; üst benlik/süperego da toplum ve ana babadan aktarılan değerleri ifade ediyordu.

Dokuz Yüz Katlı İnsan, Mustafa Merter (Sayfa 25 - Kaknüs)Dokuz Yüz Katlı İnsan, Mustafa Merter (Sayfa 25 - Kaknüs)

İnsan sadece şehvani/hayvani nefsten müteşekkil bir varlık olmayıp, sonsuza doğru gelişme potansiyeli olan, çok katlı ilahi bir yapının temsilcisidir.

Dokuz Yüz Katlı İnsan, Mustafa Merter (Sayfa 170 - Kaknüs)Dokuz Yüz Katlı İnsan, Mustafa Merter (Sayfa 170 - Kaknüs)

Allah'la (cc) irtibatını koparmış Batılı insan, alacakaranlık bir dünyada el yordamıyla ilahi hikmeti arıyordu. Ama akıl yetmeyince dara düşen insanlığın, ceyiz sandığından çıkarmaya alışık olduğu çok değerli bir hazinesi vardı: sezgi.

Sezgi ve ilham, romantizm harekatı ile ön plana çıktı. Şaşırtıcı biçimde insanın, görünmeyen bilinçdışı bir denizde yüzdüğü keşfolundu. Sanki, asırlardır deniz kenarında yaşayan insan, ilk kez bir denizaltı alemi olduğunu idrak ediyordu! Sanki diyorum, çünki orijinal mesajları sonradan insanlar tarafından tahrif edilmemiş ilahi kaynaklı bütün dinler, aslında sistematik bir şekilde insanlığı bu "denizaltı alemi", yani bilinçdışı ile temas ettirmek istemişlerdi. Bu açıdan bakıldığında dinin bir tanımı da "bilincin bilinçdışı alanları entegre edecek şekilde genişlemesidir" diyebiliriz. E. Fromm Zen ve Psikoanaliz kitabında "Psikoanaliz de aynı amacı güder, ancak metotları değişiktir" der. (6)

Dokuz Yüz Katlı İnsan, Mustafa Merter (Sayfa 19 - Kaknüs)Dokuz Yüz Katlı İnsan, Mustafa Merter (Sayfa 19 - Kaknüs)

Nuru, tüm enerjilerin aslı olarak telakki edebiliriz. Bu ilahi enerjinin yoğunlaştığı boyutumuz ise gönlümüzdür.

Dokuz Yüz Katlı İnsan, Mustafa Merter (Sayfa 179 - Kaknüs)Dokuz Yüz Katlı İnsan, Mustafa Merter (Sayfa 179 - Kaknüs)

Fechner'in [*] Freud'cu psikanalize miras bıraktığı en uç spekülasyon, yok etme sürecinin, meydana getirme sürecinden daha asil bir prensip olduğu görüşüydü.(9) "Her şeyin başı kaos ve yok etmedir; yok etme kendisini yok ettiğinde varlık meydana çıkar" felsefesi savunuluyordu!

Dokuz Yüz Katlı İnsan, Mustafa Merter (Sayfa 21 - Kaknüs)Dokuz Yüz Katlı İnsan, Mustafa Merter (Sayfa 21 - Kaknüs)

Gölge varlık olarak tanımlanan insanın maddi "gerçekliği" durununda "en-Nur" esmasını mı taşımaktadır? Derinliğine doğru nüfus edildiğinde, tüm maddi alemin özü, "nur"dan mı müteşekkildir? [Yazar]

Aynı şekilde mümkün olan varlıkların aslı da aydınlık değildir, çünkü onlar sabit bir görünüm arz etseler de aslında yokturlar (ma'dum), varlık değildirler. Çünkü varlık nurdur.
İbni Arabi (ks) 136

Dokuz Yüz Katlı İnsan, Mustafa Merter (Sayfa 179 - Kaknüs)Dokuz Yüz Katlı İnsan, Mustafa Merter (Sayfa 179 - Kaknüs)
Şimal 
 09 Şub 17:01 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bağımlılığın her türlüsünü, ontolojik yükselme, yani bir üst kata çıkma ümidini yitirip acıya dayanabilmek için kendi kendini uyuşturma mecburiyeti olarak görebilirsek bu insanların acısını daha yoğun hissedebiliriz.
Bir kattan diğer üst kata çıkmak mümkün olmazsa içinde bulunulan kat ne kadar mükemmel döşenmiş olsa, şartlar ne kadar da ideal görünse de huzur giderek kaybolur.

Dokuz Yüz Katlı İnsan, Mustafa MerterDokuz Yüz Katlı İnsan, Mustafa Merter
ksk skrn 
25 Tem 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bir tiyatro sahnesi düşünün. Biz bu sahnede birbiri ardına değişik roller sergiliyoruz. Bir rolün hükmü bittiğinde ışıklar yavaşça sönüyor ve biz hemen kulisteki odamıza geçip yeni rolümüze uygun elbiseler giyiyoruz. Rolümüze uygun bir makyaj yapıp tekrar sahneye çıkıyoruz. Sahneyi oluşturanlar, bu yeni rolün ne olduğunu bilmiyorlar. Sessizce o karanlık sahneye çıktığımızda, oynayacağımız role göre sanki yeni bir dekor oluşur ve biz, bu yeni dekorun insanlar veya dış etkenler tarafından oluşturulduğunu sanarız!
...
Gerçek olarak algıladığımız bu yeni dekor, aslında bizim yansıtmamızdan ve kurgumuzdan ibarettir.
...
İşte İnsan hayatı rolden role, limandan limana uzanan bir yolculuktur.

Dokuz Yüz Katlı İnsan, Mustafa Merter (Sayfa 66)Dokuz Yüz Katlı İnsan, Mustafa Merter (Sayfa 66)
ksk skrn 
30 Tem 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

,... içimizde bir yerlerde bilge bir sanatkar gizli ve bu sanatkar her gece bizlere birbirinden değişik oyunlar sunuyor. Amacı, içinde bulunduğumuz hayat sahnesinin sadece bir oyundan ibaret olduğunu ve bu sahnede bizi temsil eden kişilerin sadece birer oyuncu olduğunu bizlere göstermek.

Dokuz Yüz Katlı İnsan, Mustafa Merter (Sayfa 329)Dokuz Yüz Katlı İnsan, Mustafa Merter (Sayfa 329)
Şimal 
09 Şub 16:55 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Her insan, hayatının belirli dönemlerinde 'üst katlara yönelik bilinç sıçramaları' yaşayabilir ama anlamlarını pek çözemez. Böylece dar bir bilinç alanını temsil eden katta, yani muhteşem bir sarayın en alt katlarında bütün hayatını geçirebilir.. Zaman zaman diğer katları hissedebilse de İlahi kurallara uygun yaşamazsa oraya varamaz!!

Dokuz Yüz Katlı İnsan, Mustafa MerterDokuz Yüz Katlı İnsan, Mustafa Merter
2 /