Dokuz Yüz Katlı İnsan

8,4/10  (16 Oy) · 
40 okunma  · 
16 beğeni  · 
1.003 gösterim
Tasavvuf ve Benötesi Psikolojisi (Transpersonal Psikoloji)

"Evet bu sensin! Ama sen sadece bundan ibaret değilsin..."

İsviçre ve Türkiye'de uzun yıllardır uyguladığı psikoterapi seanslarında ruhsal problemlerin envai çeşidine tanık olan Psikiyatr Dr. Merter, Dokuz Yüz Katlı İnsan'da sıradan insanı ansızın pençesine alabilen ruh sıkıntısının, içinde bulunduğumuz benlik düzeyine sıkışıp kalmaktan, bir başka deyişle "yükselmemekten" kaynaklandığını ileri sürüyor.

Kısacası ben, sağlık bir yaşam sürsem, sevdiklerimle huzurlu ilişkiler kursam, yeteneklerimi ortaya koyabileceğim bir işe sahip olsam, düzenli olarak dua ve ibadet etsem bile, bir an geliyor huzursuzlanmaya başlıyorum; kafese kapatılmış bir kaplan gibi "kendi katımda" bir aşağı bir yukarı asabi asabi dolanmaktan kendimi alamıyorum.
Ve bu, varoluşsal anlamda kendimi geliştirememekten kaynaklanıyor. Merter, modern psikolojiden postmodern bilinç katagorileri kuramcılarına ve tasavvuf literatürüne kadar oldukça zengin bir kaynakçaya dayanan eserinde, çok katlı ego/nefs modelini oraya koyuyor ve benötesi (transpersonal) psikolojisinin kendine özgü terapi teknikleri çerçevesinde "yükselmenin sırlarına" işaret ediyor.
(Tanıtım Yazısından)
  • Baskı Tarihi:
    Temmuz 2007
  • Sayfa Sayısı:
    450
  • ISBN:
    9789752560963
  • Yayınevi:
    Kaknüs Yayınları
  • Kitabın Türü:
Ferman Mamedov 
 27 Şub 01:16 · Kitabı okudu · 22 günde

Amaç yoksa niye ilmi bir kitap yazıyoruz ki?! Bence şiir kitabı yazarsak çok daha iyi! Moda mı olmuş yoksa tasavvuftan yazmak veya herhangi konuların tasavvufta karşılığını bulmak çok rağbet mi kazandırıyor acaba?! Belki de tasavvuf bilmek batılı ilim adamlarına yukardan bakma olanağı sağlıyordur, bilmiyorum?! Ya onların yerinde sen olsaydın, senin yerinde onlar olsaydı?! Kıl gibi titre, şükret!..

Büyük bir sabırla ancak bitirdim. Hevesle, merakla almıştım ve çok iyi de başladı. Sonra gittikçe inanılmaz derecede "kibir kokusu" yaymaya başladı...

Temel sağlam atılmadığında üzerine inşa edilen yapıt da sağlam olmayacaktır. Öncelikle, kitabın psikoloji/psikoterapi cephesinden hareketle yazıldığını belirtmek isterim. Artı tasavvufta eklenerek bu doğrultuda nefs konusu incelenmiş, galibiyet ikinciye verilmiş, insanın maddi boyutu, doğası görmemezlikten gelinmiştir. Ben eminlikle söylemek istiyorum ki, insanın doğası (biyolojisi, fizyolojisi, biyokimyası vb.) dikkate alınmadan ne modern psikoloji/psikoterapi ne de tasavvuf yazılabilir. Yazılsa da işte bunun gibi sağlam temele oturtturulamamış olur. Sadece nefs ve aşamaları, nefs terbiyesi, tasavvufi terimler, anlayışlar dışında kitabı sağlam bulmuyorum ve önermiyorum. Çok şey bilmenin kibriyle detaylara inerek apaçık gerçeklere göz yumma durumu sözkonusudur.

450 sayfalık bu kitabın belkide %50 İbni Arabi ve Mevlana Celaleddin Rumi'den alıntılardır. Ben amacın ne olduğunu anlayamadım ama eğer bu alıntılara açıklık getirmek amaçsa yukarıda anlattıklarımı silmiş olayım. Yine de bu iki büyük şahsiyete olan sonsuz sevgim ve saygım da bu kitabı benim "spoiler"imden kurtaramaz. Onlar da peygamber efendimizin (s.a.v), ümmetin "bulanık" [kaynak hadis olarak Mektubat-ı Rabbani'de] diye ifade ettiği döneminde yaşayıp yazmışlardır.

Psikoterapist tasavvufla ne yapabilir ki?! Tasavvuf bir hedefe varma "yolculuğudur". Hedef ise taklidi imandan tahkiki imana geçiş ve şeriattır. Yazar farkında olarak veya olmayarak psikoterapistlere şu mesajı vermek istemiştir: Şeriat! Ama bunu da başaramamış. Kitabın arka kapağının iç tarafına el yazımla aşağıdaki alıntıyı yazacağım, ne bilmek olur ilerde başkasına verirsem çelişkiye düşerse bunu okur ve der ki, işte 450 sayfanın özeti:

<< Cemiyetteki ruh hastalıklarının sebebi, iman eksikliğidir. >> (Abdülhakim Arvasi)

Sözü fazla uzatmak istemiyorum. Ne mantığı anladım ne de amacı. Umarım siz okurlar benim yapamadığımı yaparsınız; fayadalanır ve ona göre inceleme yazarsınız.

Menderes Urhan 
15 Eyl 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Yazar Dursun GÜRLEK beyefendinin tavsiyesiyle aldığım bir kitap. Kitabın müellifi Mustafa MERTER, sosyokültürel, sosyoekonomik düzeyi yüksek, mesleği doktorluk olan bir bey. Amerika ve İsviçre'de yaşamış, Dünya'nın birçok yerini görmüş, birçok milletten arkadaşı olmuş, görmüş geçirmiş, entelektüel bir insan. Kitabında, inanç serüvenini anlatıyor. Keyifle okudum.

Zeynep Işık 
24 Haz 04:30 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Kitap konusu itibariyle ağır. 452 sayfasının yarısını anladım. Ama derin bir psikoloji, din ve varlık felsefesi bilgim olmadığı için de anlamamış olabilirim. Okudukça üzerine düşünülmesi gereken bir kitap. Ruhun dikey gelişiminden bahsediyor. Benim gibi çok bilgisi olmayanlar için ağır gelebilir. Buna rağmen anladığım kısmın beni çok sarstığını söyleyebilirim. Yarım da olsa eksik de olsa okumadan anlamayacaktım sanırım "insanın secdeye vardıkça vücudunun ağırlık merkezinin kalbine yaklaştığı"nı.

Kitaptan 16 Alıntı

Ego-id-süperego
1923'te yayımlanan Ben ve İd (Das Ich und Das Es) adlı kitabında Freud, önce insan nefsini bilinç, bilinç öncesi ve bilinçdışı diye üç kısma ayırmış, daha sonra bu ayrımı anlatım açısından yetersiz bulduğu için bir sonraki aşamada "ben-id-üst benlik" kavramlarını geliştirmiştir. Ben, kişinin nefsiyle ilişkili süreçlerin anlamlı/bağlantılı organizasyonunu; id, bilinçdışında potansiyel olarak var olan içgüdüleri; üst benlik/süperego da toplum ve ana babadan aktarılan değerleri ifade ediyordu.

Dokuz Yüz Katlı İnsan, Mustafa Merter (Sayfa 25 - Kaknüs)Dokuz Yüz Katlı İnsan, Mustafa Merter (Sayfa 25 - Kaknüs)

İnsan sadece şehvani/hayvani nefsten müteşekkil bir varlık olmayıp, sonsuza doğru gelişme potansiyeli olan, çok katlı ilahi bir yapının temsilcisidir.

Dokuz Yüz Katlı İnsan, Mustafa Merter (Sayfa 170 - Kaknüs)Dokuz Yüz Katlı İnsan, Mustafa Merter (Sayfa 170 - Kaknüs)

Nuru, tüm enerjilerin aslı olarak telakki edebiliriz. Bu ilahi enerjinin yoğunlaştığı boyutumuz ise gönlümüzdür.

Dokuz Yüz Katlı İnsan, Mustafa Merter (Sayfa 179 - Kaknüs)Dokuz Yüz Katlı İnsan, Mustafa Merter (Sayfa 179 - Kaknüs)

Gölge varlık olarak tanımlanan insanın maddi "gerçekliği" derununda "en-Nur" esmasını mı taşımaktadır? Derinliğine doğru nüfus edildiğinde, tüm maddi alemin özü, "nur"dan mı müteşekkildir? [Yazar]

Aynı şekilde mümkün olan varlıkların aslı da aydınlık değildir, çünkü onlar sabit bir görünüm arz etseler de aslında yokturlar (ma'dum), varlık değildirler. Çünkü varlık nurdur.
İbni Arabi (ks) 136

Dokuz Yüz Katlı İnsan, Mustafa Merter (Sayfa 179 - Kaknüs)Dokuz Yüz Katlı İnsan, Mustafa Merter (Sayfa 179 - Kaknüs)

En'am suresinin 103. ayetinde, “Hiçbir beşeri görüş ve tasavvur O'nu kuşatamaz” denmektedir.

Dokuz Yüz Katlı İnsan, Mustafa Merter (Sayfa 256 - Kaknüs)Dokuz Yüz Katlı İnsan, Mustafa Merter (Sayfa 256 - Kaknüs)

Allah'la (cc) irtibatını koparmış Batılı insan, alacakaranlık bir dünyada el yordamıyla ilahi hikmeti arıyordu. Ama akıl yetmeyince dara düşen insanlığın, ceyiz sandığından çıkarmaya alışık olduğu çok değerli bir hazinesi vardı: sezgi.

Sezgi ve ilham, romantizm harekatı ile ön plana çıktı. Şaşırtıcı biçimde insanın, görünmeyen bilinçdışı bir denizde yüzdüğü keşfolundu. Sanki, asırlardır deniz kenarında yaşayan insan, ilk kez bir denizaltı alemi olduğunu idrak ediyordu! Sanki diyorum, çünki orijinal mesajları sonradan insanlar tarafından tahrif edilmemiş ilahi kaynaklı bütün dinler, aslında sistematik bir şekilde insanlığı bu "denizaltı alemi", yani bilinçdışı ile temas ettirmek istemişlerdi. Bu açıdan bakıldığında dinin bir tanımı da "bilincin bilinçdışı alanları entegre edecek şekilde genişlemesidir" diyebiliriz. E. Fromm Zen ve Psikoanaliz kitabında "Psikoanaliz de aynı amacı güder, ancak metotları değişiktir" der. (6)

Dokuz Yüz Katlı İnsan, Mustafa Merter (Sayfa 19 - Kaknüs)Dokuz Yüz Katlı İnsan, Mustafa Merter (Sayfa 19 - Kaknüs)

Fechner'in [*] Freud'cu psikanalize miras bıraktığı en uç spekülasyon, yok etme sürecinin, meydana getirme sürecinden daha asil bir prensip olduğu görüşüydü.(9) "Her şeyin başı kaos ve yok etmedir; yok etme kendisini yok ettiğinde varlık meydana çıkar" felsefesi savunuluyordu!

Dokuz Yüz Katlı İnsan, Mustafa Merter (Sayfa 21 - Kaknüs)Dokuz Yüz Katlı İnsan, Mustafa Merter (Sayfa 21 - Kaknüs)

Rahmani ilham ile zulmani ilham arasında ayrım yapabilmenin asgari şartı Kur'an ve sünnet-i Resulullah'a (sav) göre yaşanan İslam dinidir. Secde ile doruk noktasına ulaşan "kulluk bilinci" bizlere sürekli kim olduğumuzu hatırlatır, kendi kendine tapmayı, yani spiritüal/manevi narsisizmi önler.

Dokuz Yüz Katlı İnsan, Mustafa Merter (Sayfa 198 - Kaknüs)Dokuz Yüz Katlı İnsan, Mustafa Merter (Sayfa 198 - Kaknüs)
Berrin Ataman 
11 Tem 22:16 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Son Samuray filminin son sahnesinde, havada beyaz kiraz çiçekleri uçuşurken, son nefesini veren insan...
İniş, çıkış,
kaçış, kovalayış,
günlerden bir gün,
ömrün sonu...
Rüzgârda uçuşuyor,
kiraz çiçekleri,
Kusursuz, muhteşem...
Samuray Katsumoto rolünü oynayan Ken Watanabe'in gözlerindeki ifade, ölümcül yaralarla kanayan vücudu, gittikçe yavaşlayan kalp atışları, gözlerinin önünden bir anda gelip geçen hayatı ve kusursuz bir ahenkle uçuşan kiraz çiçekleri... Ve Katsumoto'nun son sözleri: "Kusursuz, muhteşem..."

Dokuz Yüz Katlı İnsan, Mustafa Merter (Sayfa 171 - Kaknüs Psikoloji)Dokuz Yüz Katlı İnsan, Mustafa Merter (Sayfa 171 - Kaknüs Psikoloji)
Şimal 
 09 Şub 17:01 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bağımlılığın her türlüsünü, ontolojik yükselme, yani bir üst kata çıkma ümidini yitirip acıya dayanabilmek için kendi kendini uyuşturma mecburiyeti olarak görebilirsek bu insanların acısını daha yoğun hissedebiliriz.
Bir kattan diğer üst kata çıkmak mümkün olmazsa içinde bulunulan kat ne kadar mükemmel döşenmiş olsa, şartlar ne kadar da ideal görünse de huzur giderek kaybolur.

Dokuz Yüz Katlı İnsan, Mustafa MerterDokuz Yüz Katlı İnsan, Mustafa Merter
2 /