Dokuz Yüz Katlı İnsan

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.167
Gösterim
Adı:
Dokuz Yüz Katlı İnsan
Baskı tarihi:
Temmuz 2007
Sayfa sayısı:
450
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752560963
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kaknüs Yayınları
Tasavvuf ve Benötesi Psikolojisi (Transpersonal Psikoloji)

"Evet bu sensin! Ama sen sadece bundan ibaret değilsin..."

İsviçre ve Türkiye'de uzun yıllardır uyguladığı psikoterapi seanslarında ruhsal problemlerin envai çeşidine tanık olan Psikiyatr Dr. Merter, Dokuz Yüz Katlı İnsan'da sıradan insanı ansızın pençesine alabilen ruh sıkıntısının, içinde bulunduğumuz benlik düzeyine sıkışıp kalmaktan, bir başka deyişle "yükselmemekten" kaynaklandığını ileri sürüyor.

Kısacası ben, sağlık bir yaşam sürsem, sevdiklerimle huzurlu ilişkiler kursam, yeteneklerimi ortaya koyabileceğim bir işe sahip olsam, düzenli olarak dua ve ibadet etsem bile, bir an geliyor huzursuzlanmaya başlıyorum; kafese kapatılmış bir kaplan gibi "kendi katımda" bir aşağı bir yukarı asabi asabi dolanmaktan kendimi alamıyorum.
Ve bu, varoluşsal anlamda kendimi geliştirememekten kaynaklanıyor. Merter, modern psikolojiden postmodern bilinç katagorileri kuramcılarına ve tasavvuf literatürüne kadar oldukça zengin bir kaynakçaya dayanan eserinde, çok katlı ego/nefs modelini oraya koyuyor ve benötesi (transpersonal) psikolojisinin kendine özgü terapi teknikleri çerçevesinde "yükselmenin sırlarına" işaret ediyor.
(Tanıtım Yazısından)
Amaç yoksa niye ilmi bir kitap yazıyoruz ki?! Bence şiir kitabı yazarsak çok daha iyi! Moda mı olmuş yoksa tasavvuftan yazmak veya herhangi konuların tasavvufta karşılığını bulmak çok rağbet mi kazandırıyor acaba?! Belki de tasavvuf bilmek batılı ilim adamlarına yukardan bakma olanağı sağlıyordur, bilmiyorum?! Ya onların yerinde sen olsaydın, senin yerinde onlar olsaydı?! Kıl gibi titre, şükret!..

Büyük bir sabırla ancak bitirdim. Hevesle, merakla almıştım ve çok iyi de başladı. Sonra gittikçe inanılmaz derecede "kibir kokusu" yaymaya başladı...

Temel sağlam atılmadığında üzerine inşa edilen yapıt da sağlam olmayacaktır. Öncelikle, kitabın psikoloji/psikoterapi cephesinden hareketle yazıldığını belirtmek isterim. Artı tasavvufta eklenerek bu doğrultuda nefs konusu incelenmiş, galibiyet ikinciye verilmiş, insanın maddi boyutu, doğası görmemezlikten gelinmiştir. Ben eminlikle söylemek istiyorum ki, insanın doğası (biyolojisi, fizyolojisi, biyokimyası vb.) dikkate alınmadan ne modern psikoloji/psikoterapi ne de tasavvuf yazılabilir. Yazılsa da işte bunun gibi sağlam temele oturtturulamamış olur. Sadece nefs ve aşamaları, nefs terbiyesi, tasavvufi terimler, anlayışlar dışında kitabı sağlam bulmuyorum ve önermiyorum. Çok şey bilmenin kibriyle detaylara inerek apaçık gerçeklere göz yumma durumu sözkonusudur.

450 sayfalık bu kitabın belkide %50 İbni Arabi ve Mevlana Celaleddin Rumi'den alıntılardır. Ben amacın ne olduğunu anlayamadım ama eğer bu alıntılara açıklık getirmek amaçsa yukarıda anlattıklarımı silmiş olayım. Yine de bu iki büyük şahsiyete olan sonsuz sevgim ve saygım da bu kitabı benim "spoiler"imden kurtaramaz. Onlar da peygamber efendimizin (s.a.v), ümmetin "bulanık" [kaynak hadis olarak Mektubat-ı Rabbani'de] diye ifade ettiği döneminde yaşayıp yazmışlardır.

Psikoterapist tasavvufla ne yapabilir ki?! Tasavvuf bir hedefe varma "yolculuğudur". Hedef ise taklidi imandan tahkiki imana geçiş ve şeriattır. Yazar farkında olarak veya olmayarak psikoterapistlere şu mesajı vermek istemiştir: Şeriat! Ama bunu da başaramamış. Kitabın arka kapağının iç tarafına el yazımla aşağıdaki alıntıyı yazacağım, ne bilmek olur ilerde başkasına verirsem çelişkiye düşerse bunu okur ve der ki, işte 450 sayfanın özeti:

<< Cemiyetteki ruh hastalıklarının sebebi, iman eksikliğidir. >> (Abdülhakim Arvasi)

Sözü fazla uzatmak istemiyorum. Ne mantığı anladım ne de amacı. Umarım siz okurlar benim yapamadığımı yaparsınız; fayadalanır ve ona göre inceleme yazarsınız.
Öğrencim kitabı ilk hediye ettiğinde şunu demişti;
Bir hocam tavsiye etmişti ben de size aldım okursanız sevinirim:))))
Mustafa Merter Hocamı daha önce hiç duymamıştım ve ilk kez bu kitapla tanıştım ve diyorum ki iyi ki tanımışım..
Gerçekten insan okurken iç dünyasına doğru yolculuk yapmaya başlıyor.Hocamızın sonradan tasavvufa karşı olan ilgisi onu o kadar derinden etkilemiş ki kendi dalı olan psikoloji ile tasavvufu mesnevi ve ayetler ile güzel bir şekilde yorumlamış.
Ve kitabın sonunda Kaliforniya Sendromu diye modern bir hastalıktan bahsettmiş.
Ne olduğunu öğrenmek istiyorsanız kitabı okumanız gerek:)))
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (16.051 Oy)19.982 beğeni45.748 okunma3.628 alıntı193.469 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (11.178 Oy)14.000 beğeni36.292 okunma3.812 alıntı154.270 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (8.283 Oy)9.275 beğeni27.685 okunma2.949 alıntı122.131 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.967 Oy)9.237 beğeni30.325 okunma918 alıntı147.071 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.957 Oy)9.490 beğeni26.707 okunma1.832 alıntı136.639 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.778 Oy)9.740 beğeni27.346 okunma2.013 alıntı126.586 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.766 Oy)8.234 beğeni22.389 okunma4.705 alıntı137.542 gösterim
  • İnsan Neyle Yaşar
    8.4/10 (4.495 Oy)4.410 beğeni16.752 okunma1.601 alıntı81.683 gösterim
  • Aşk
    7.7/10 (5.072 Oy)5.737 beğeni19.159 okunma973 alıntı95.857 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (6.319 Oy)6.682 beğeni17.781 okunma3.017 alıntı90.682 gösterim
Kitap konusu itibariyle ağır. 452 sayfasının yarısını anladım. Ama derin bir psikoloji, din ve varlık felsefesi bilgim olmadığı için de anlamamış olabilirim. Okudukça üzerine düşünülmesi gereken bir kitap. Ruhun dikey gelişiminden bahsediyor. Benim gibi çok bilgisi olmayanlar için ağır gelebilir. Buna rağmen anladığım kısmın beni çok sarstığını söyleyebilirim. Yarım da olsa eksik de olsa okumadan anlamayacaktım sanırım "insanın secdeye vardıkça vücudunun ağırlık merkezinin kalbine yaklaştığı"nı.
Yazar Dursun GÜRLEK beyefendinin tavsiyesiyle aldığım bir kitap. Kitabın müellifi Mustafa MERTER, sosyokültürel, sosyoekonomik düzeyi yüksek, mesleği doktorluk olan bir bey. Amerika ve İsviçre'de yaşamış, Dünya'nın birçok yerini görmüş, birçok milletten arkadaşı olmuş, görmüş geçirmiş, entelektüel bir insan. Kitabında, inanç serüvenini anlatıyor. Keyifle okudum.
Evet bu sensin!
Ama sen sadece bundan ibaret değilsin...
Sanırım bu cümleler kitabın özeti.
Her bir satırı merakla okuyacağınıza emin olabilirsiniz.
En güzeli okudukça hayatınıza anlam katacak Ve yaşadıklarınızı akletmenize yardımcı olacak nitelikli bir kitap.
Şifa olsun kalplerimize.
Psikoloji-psikiyatriye özel bir ilgi duyan insanlara önereceğim bir kitap.
Yavaş yavaş, anlayarak okumaya çalıştığım, bazen bırakıp kendi kendimi anlamaya, sorgulamaya çalıştığım, beni yolculuğa çıkaran bir kitap oldu.
Batı’nın psikolojiye dair teorileriyle İslam tasavvufunu sentez etmesi kitabın bana en çok hitap eden noktası oldu diyebilirim.
Okurken altını çizdiğim, dönüp tekrar okuduğum pek çok yer olmasına rağmen pek alıntı yapamıyorum zira öncesi bilinmeden bir-iki cümleyi çekip almak doğru anlaşılması için yeterli olmaz kanaatindeyim.
Velhasıl, kitabın gerçekten çok dolu dolu, harika bir çalışma olduğunu düşünüyorum. Sayın Dr. Mustafa Merter ülkemiz adına kıymetini bilmemiz gereken çok değerli bir insan.
Başta kitabın iyi gittiğini düşündüm psikolojiyle alakalı bir kitap ama sanırım kitaba tutunamadim anlıyorum ama sanki çok Karman çormanmis gibi geldi. Güzel yanı Freud Jung gibi kuramcilardan bahsetmesi ama bilmiyorum sıkıldım birazcık :(
Hayatınızı sorgulamaya başladıysanız eğer ve birşeyler sizi eskisi kadar heyecanlandırıp mutlu etmiyorsa çoğu zaman ruhunuzun bunaldığını hissediyorsanız demek oluyorki bu noktada ruhunuz yükselme arayışındadır.İnsan bu dünyaya asıl geliş amacını unuttuğu takdirde artık sadece canının istediği şeyler ile ilgilenmeye başlar ve canının istediği şeyleri yemek, istediği yerleri gezmek, alışveriş yapmak vs bunlar ile ruhunu doyurmaya çalışır Bir zaman sonra onlarda sıkıcı gelir çünkü ruhu aynı yerde sıkışıp kalmıştır yükselmek ister. Bu sefer kişi ruhu rahatlatmak adına yoldan sapar daha uçuk bir hayat yaşamaya başlar alkol gece hayatı vs. nefs ise daha aşağı mertebeye doğru inişe geçer. Ve ruhun bunalımı artar.Sonrasında ise dünyada hergün biraz daha artan pisikolojik hastalıklar, aşırı dozdan ölüm cinayet vakıaları.. İş içinden çıkılmaz bir hal alır.Çünkü insanın ruhu yaratılış itibarı ile hergün biraz daha yükselişte olmak ister insan onu aynı yerde kalmaya zorladıkça ruhun bunalımı artar.Dünyaya gelen her varlık yaratıcısını tanımak ve ona yakınlaşmak ister. Ve asıl huzuru yaratıcısı ile iletişimde olduğu anda hisseder.Saatlerce meditasyon yapan bir rahip alkol alan bir bağımlı alışveriş tutkunu bir insan eğlence merkezindeki bir kişi bunlar hep aynı arayıştadır.Ruhları yapmış oldukları şeyler ile azıcıkda olsa huzur bulsun isterler.Ama huzuru yanlış yolda ararlar.Gerçek huzuru biz ancak yüce rabbimizin bize göstermiş olduğu yolda bulabiliriz.Ve nefis ile mücadele ile dolu olan bu zorlu yolda bize yol gösterecek kamil bir irşad ediciye ihtiyacımız var.
Psıkolojı ve tasavvuf ilgilileri için çok özenle yazılmış bir kitap. Duyguları manevı olgularla duşunceye dökmüş. Derın bır içsel degerlendırme yapılmıs uhrevı boyutlarda. İlk 100sayfası terımsel ıfadeler cumleler bılgı ıcerıklı. Sonrası o bılgıler ışık tuttugu gozlem ve yorum gucu.. kalemınıze sağlık..manevıyatınız daım olsun..
Psikoloji sevenler için mükemmel bir kitap , ders kitabı niteliğinde neredeyse , bence hakettiğinden daha az puan almış gözüküyor , tabi ki kitap içeriği olarak maneviyata karşı ya da çok sevmeyen arkadaşlar beğenmeyebilirler , bura da anlatılan manevi terapi yi sadece bir yöntem olarak okurlar ise , kendi düşünce tarzlarındaki psikoloji eğitim kitabı olma yönünde de bence yol alabilecek bir kitap , yani demek istemem şu ki eğer bazı şeylere takılmıyorsanız bu kitabı beğenmeme ihtimaliniz Yok, zaten yazarın da hayatını okuduğunuz zaman , çok ilginçtir ve tüm önyargılarınızdan kurtulacaksınız , yazar aileden yanı soy isminden de anlaşılacağı üzere (Merter semti) baya bolluk içersinden gelmiştir daha detaylı arıyanlar araştırabilirler , yazar zaten her yöntemi denemiş ve her yöntemi de anlatıyor ,
Şimdiden iyi okumalar ,
1923'te yayımlanan Ben ve İd (Das Ich und Das Es) adlı kitabında Freud, önce insan nefsini bilinç, bilinç öncesi ve bilinçdışı diye üç kısma ayırmış, daha sonra bu ayrımı anlatım açısından yetersiz bulduğu için bir sonraki aşamada "ben-id-üst benlik" kavramlarını geliştirmiştir. Ben, kişinin nefsiyle ilişkili süreçlerin anlamlı/bağlantılı organizasyonunu; id, bilinçdışında potansiyel olarak var olan içgüdüleri; üst benlik/süperego da toplum ve ana babadan aktarılan değerleri ifade ediyordu.
İnsan sadece şehvani/hayvani nefsten müteşekkil bir varlık olmayıp, sonsuza doğru gelişme potansiyeli olan, çok katlı ilahi bir yapının temsilcisidir.
Nuru, tüm enerjilerin aslı olarak telakki edebiliriz. Bu ilahi enerjinin yoğunlaştığı boyutumuz ise gönlümüzdür.
Gölge varlık olarak tanımlanan insanın maddi "gerçekliği" derununda "en-Nur" esmasını mı taşımaktadır? Derinliğine doğru nüfus edildiğinde, tüm maddi alemin özü, "nur"dan mı müteşekkildir? [Yazar]

Aynı şekilde mümkün olan varlıkların aslı da aydınlık değildir, çünkü onlar sabit bir görünüm arz etseler de aslında yokturlar (ma'dum), varlık değildirler. Çünkü varlık nurdur.
İbni Arabi (ks) 136
En'am suresinin 103. ayetinde, “Hiçbir beşeri görüş ve tasavvur O'nu kuşatamaz” denmektedir.
Allah'la (cc) irtibatını koparmış Batılı insan, alacakaranlık bir dünyada el yordamıyla ilahi hikmeti arıyordu. Ama akıl yetmeyince dara düşen insanlığın, ceyiz sandığından çıkarmaya alışık olduğu çok değerli bir hazinesi vardı: sezgi.

Sezgi ve ilham, romantizm harekatı ile ön plana çıktı. Şaşırtıcı biçimde insanın, görünmeyen bilinçdışı bir denizde yüzdüğü keşfolundu. Sanki, asırlardır deniz kenarında yaşayan insan, ilk kez bir denizaltı alemi olduğunu idrak ediyordu! Sanki diyorum, çünki orijinal mesajları sonradan insanlar tarafından tahrif edilmemiş ilahi kaynaklı bütün dinler, aslında sistematik bir şekilde insanlığı bu "denizaltı alemi", yani bilinçdışı ile temas ettirmek istemişlerdi. Bu açıdan bakıldığında dinin bir tanımı da "bilincin bilinçdışı alanları entegre edecek şekilde genişlemesidir" diyebiliriz. E. Fromm Zen ve Psikoanaliz kitabında "Psikoanaliz de aynı amacı güder, ancak metotları değişiktir" der. (6)
Fechner'in [*] Freud'cu psikanalize miras bıraktığı en uç spekülasyon, yok etme sürecinin, meydana getirme sürecinden daha asil bir prensip olduğu görüşüydü.(9) "Her şeyin başı kaos ve yok etmedir; yok etme kendisini yok ettiğinde varlık meydana çıkar" felsefesi savunuluyordu!

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Dokuz Yüz Katlı İnsan
Baskı tarihi:
Temmuz 2007
Sayfa sayısı:
450
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752560963
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kaknüs Yayınları
Tasavvuf ve Benötesi Psikolojisi (Transpersonal Psikoloji)

"Evet bu sensin! Ama sen sadece bundan ibaret değilsin..."

İsviçre ve Türkiye'de uzun yıllardır uyguladığı psikoterapi seanslarında ruhsal problemlerin envai çeşidine tanık olan Psikiyatr Dr. Merter, Dokuz Yüz Katlı İnsan'da sıradan insanı ansızın pençesine alabilen ruh sıkıntısının, içinde bulunduğumuz benlik düzeyine sıkışıp kalmaktan, bir başka deyişle "yükselmemekten" kaynaklandığını ileri sürüyor.

Kısacası ben, sağlık bir yaşam sürsem, sevdiklerimle huzurlu ilişkiler kursam, yeteneklerimi ortaya koyabileceğim bir işe sahip olsam, düzenli olarak dua ve ibadet etsem bile, bir an geliyor huzursuzlanmaya başlıyorum; kafese kapatılmış bir kaplan gibi "kendi katımda" bir aşağı bir yukarı asabi asabi dolanmaktan kendimi alamıyorum.
Ve bu, varoluşsal anlamda kendimi geliştirememekten kaynaklanıyor. Merter, modern psikolojiden postmodern bilinç katagorileri kuramcılarına ve tasavvuf literatürüne kadar oldukça zengin bir kaynakçaya dayanan eserinde, çok katlı ego/nefs modelini oraya koyuyor ve benötesi (transpersonal) psikolojisinin kendine özgü terapi teknikleri çerçevesinde "yükselmenin sırlarına" işaret ediyor.
(Tanıtım Yazısından)

Kitabı okuyanlar 105 okur

  • Tamer Sağcan
  • Mina
  • Necip Emre Yılmaz
  • Deniz Derler
  • F. Karayazı
  • Yasin Genç
  • Salihan
  • Elvide Demirkol
  • Mercan
  • Ali Aktaş

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%11.9
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%21.4
25-34 Yaş
%28.6
35-44 Yaş
%31
45-54 Yaş
%4.8
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%2.4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%67.2
Erkek
%32.8

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%35.6 (16)
9
%24.4 (11)
8
%20 (9)
7
%11.1 (5)
6
%2.2 (1)
5
%2.2 (1)
4
%2.2 (1)
3
%0
2
%0
1
%2.2 (1)

Kitabın sıralamaları