Arapların Gözüyle Haçlı SeferleriAmin Maalouf

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.085
Gösterim
Adı:
Arapların Gözüyle Haçlı Seferleri
Baskı tarihi:
1998
Sayfa sayısı:
357
Format:
Karton kapak
ISBN:
9755450920
Kitabın türü:
Çeviri:
Mehmet Ali Kılıçbay
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Telos Yayınları
Arapların Gözüyle Haçlı Seferleri, iki yüzyıl (1096-1291) süren Haçlı Seferlerini ve Orta Doğudaki Frenk işgalini, anlatırken, bu bölgenin güncel durumuna da ışık tutuyor. 1096 yılında başlayan seferlerde Türk, Kürt, Arap emirlerinin kişisel eğilimlerini, kültür yapılarını, zaaflarını görüp, Haçlıların Orta Doğuda iki yüzyıl kalışlarının hikmetini anlatıyor.Sİ
Amin Maalouf'un bazı romanlarını severek okumuş birisi olarak, onun Ortadoğu coğrafyasına ne kadar hakim olduğunu az buçuk görmüştüm,fakat kendisinin tarihçi yönünün de bu kadar derin olduğunu bilmiyordum.Kitapta; bin yıl önce yaşanmış haçlı seferlerini tarih anlatıcıları aracılığıyla ve yorumlarla bizlere aktarmaya çalışmış. Kitapta beni yoran ya da hoşuma gitmeyen yön ise kendini tekrarlayan durumlar ya da olayların tekdüzeliği.Okumam biraz uzun sürdü ama yine de tecrübe etmeye değerdi.İyi okumalar...
Bizans İmparatorluğu’nun 11.yüzyılın ikinci yarısından itibaren karşı karşıya kaldığı tehlikenin farkındalığıyla başlayan Avrupa akınları “Haçlı Seferleri”nin temelinde yer alıyor. Kuşkusuz Kudüs’ü ele geçirmek ve kudretli, yüce Müslümanları Ortadoğu’dan kovmak fikriyle beraber…
Avrupalıların dar bakış açısıyla yeterince kitap yazıldı, tarih zayıf akıllılar tarafından yalan yanlış ezberlendi. İşte bu kitabı benzerlerinden ayıran şey, ezberci tarihe bir karşı çıkış sergiliyor oluşu.
Amin Maalouf’un bu kitabını okuyun ki, Avrupalıların bakış açısı tarihi gerçekliği yansıtıyor mu, yoksa çoğu yalandan ibaret düşünceler yığını mı, anlayabilin.
Bir tarihi roman edasıyla yazılmış eseri soluğunuzu tutarak okuyacaksınız.
Arap tarihçiler gözünden haçlı seferlerini kaleme alması itibariyle müstesna bir eser. Haçlı seferleri döneminde İslam coğrafyasının içinde bulunduğu durumu gördüğünüzde ise üzülmemek elde değil.
"Frenkler kutsal kenti, kırk gün süren bir kuşatmanın ardından, H.492 yılının 22 Şaban'ında (15 Temmuz 1099), bir cuma günü ele geçirmişlerdi. Ne zaman bu konu açılsa muhacirler titremeye başlıyor ve zırhlar içinde, yalınkılıç sokaklara dağılan, erkekleri, kadınları ve çocukları boğazlayan, evleri yağmalayıp camileri talan eden o sarışın savaşçılar hala gözlerinin önündeymişçesine bakışları donuyor."
1099 Ağustos'unda Kudüs düştüğünde yani Kadı Ebu Said el-Herevi, "Kılıçlar savaş ateşini körüklerken insanın kullanabileceği en kötü silah gözyaşı dökmektir." diye haykırıyordu. Yıl 2018 Müslümanlar devam eden savaşa karşı hala gözyaşı döküyorlar. Değişen fazlaca bir durum söz konusu değil yani.

"Arapların Gözünden Haçlı Seferleri" öyle bir kitap ki; etkileyiciliği anlattığı dönemle hala aynı özellikleri yaşıyor olmamızdan kaynaklanıyor. Öyle bir panaroma sunuyor ki kitap, Müslüman dünyasında yaşanan iç çekişmeleri, siyasi kavgaları tarihi kaynaklarıyla aktarıyor. Mesela Bağdat'ın otuz ay içinde sekiz kez el değiştirdiğini aktaran yazar, "ve tüm bunlar Batılı istilacılar fethettikleri topraklardaki varlıklarını sağlamlaştırırken yaşanmıştı." diyor. Bugün yaşananlar da bu cümledeki durumdan farklı değil ne yazık ki.

Amin Maalouf'un akıcı dili ise kitabı sıkıcı tarih kitapları kategorisinden çıkarıyor. Gazeteci Taha Kılınç kitap için "elimde bir yetki ve yaptırım gücü olsa, 'Arapların Gözüyle Haçlı Seferleri'ni her Müslüman'a mutlaka okuturdum. Milli eğitim bakanı olsam, okullarda bu kitabın okutulmasını zorunlu tutardım. “Kudüs’e karşı görevlerimiz” listemin ilk sıralarında bu kitabın mutlaka okunması yer alıyor çünkü." diyor.

Ne kadar doğru ve yerinde bir tespit, bundan böyle benden kitap tavsiyesi isteyen herkese ilk olarak "Arapların Gözünden Haçlı Seferleri"ni önereceğim. Sizlere de naçizane önerimdir...
Yazarın tarih üzerine kitaplarinin olduğunu bolmezdim, ancak tarihe bakış açısı vererek herhangi bir oryantalist bir hava vermeden gerçekleri dogulularin gözüyle belirledigi makalelerden oluşan guzel bir kitaptir.

Farklı bir bakış arayanlara iyi gelir... Keyifle.
Nureddin Zenginin nasil bir korkusuz/cengaver komutan oldugunu bir de bu yazardan dinlemek gerekir. Birlik ve beraberligin kardeslikten, ayni degerleri paylasmaktan ziyade (uzulerek soylemek gerekirki ) cikarlarin hangi tarafa yakin olmasi ile alakali oldugunu tarih kitablarinda cokca gormek mumkundur. Iste bu kitapda bunlari birebir anlatmaktadir.
Kitap disaridan bakildiginda sıkıcı bir arastirma kitabi gibi gorunuyor fakat kitabin ilk sayfasindan itibaren tarafsiz bir roman havasi yaratiyor insana.adeta kitabin icine girip buyuleniyorsunuz.amin maalouf un okudugum en iyi kitaplarindan biri.
Arap dunyasina ait kisiler selahattin eyyubi olsun Zengiler olsun bunlar gibi tarihe adi kazinmis bi cok komutan nin yasaminindan bilgi veriyor kronolojik olarak yasananlari inceliyor roman havasinda. en onemliside donemin vakanuvistlerini kaynak olarak sunuyor.
buyuk bir bilgi kaynagi herkesin okumasi gereken bir kitap lisede ogrenilen ve sadece ismini bildigimiz hacli seferleri hakkinda olaganustu bir kitap.
Not: Gercekten yanlı bir anlatim söz konusu degil ki donemin yoneticilerinin birlik ve beraberlikten uzak olusunu net bir bicimde onumuze seriyor.
Amin Maalouf'un bir çok kitabını severek okumuş biri ve Haçlı Seferlerini de merak eden birisi olarak kitabi beğenerek okudum. Yazarın ilk kitabı olduğunu duyduğumda ise gercekten iyi bir arastırmacı olduğunu belirtmeden geçmek istemiyorum. Kitaba gelirsek hristiyan ama o coğrafyayi cok iyi bilen bir yazarın tarafsız bir bakış açıyla Haçlı seferlerinin Araplar ve İslam Coğrafyası uzerine yansımılarını ele alıyor. Bir tarih kitabi gibi ancak anlatım bir roman havasında ve diğer kitaplarında bulduğum o tadı kesinlikle aldığımı rahatlıkla söyleyebilirim. Haçlı seferlerinde aslında din adı altında çıkar çatısmalarinin ve iktidar kavgalarinin ve kisisel hırsların ön plana çıktığı bir durum söz konusu zira Frenkler ve Araplar yer yer çikar icin ittifak yapip kendi salsanatini koruma derdinde elbette savaslarin sonucu yapilan katliamlar masum insanlarin kacinilmaz sonucu maalesef. Kazanan tarafa gelirsek elbette Frenkler yani Batililar olmustu çünkü bu kacinilmaz etkilesim sonucu o donemde bir cok alanda batınin cok ilersinde olan İslam cografyasindaki bilgileri Arap bilginlerinden ve Arap kitaplarindan alarak gelistirmislerdir. Haçlı Seferlerini merak edenler icin hem roman tadinda hem de gercekten emek verilerek yazilan bu arastirma kitabi Amin Maalouf un essiz anlatimiyla bu alanda değerli bir yapit olarak karsimiza çıkiyor iyi okumalar.
Yazarın bizde en az bilinen kitabı ancak dünya çapında ünlenmesine yol açan kitabıdır. Bence bu coğrafyada yaşıyorsanız okunması gereken güzel bir kitap..
Amin Maalouf yazdığı muhteşem romanların dışında tarihi bir konuyu bir edebiyatçı olarak ele alıyor. Derslerde öğrendiğimiz bilgilerin çok ötesinde, çok farklı bir bakış açısı ile okuyoruz tarihi. En önemlisi de tarafsızlığını eser boyunca korumayı başarmış olmasıdır..
Özellikle tarihi meselelerde kitabî bilgilerin görsellerle desteklenmesi anlatıların zihnimde yerleşmesi adına bir artı olmuştur her zaman. Bu kitabın ardından da "Cennetin Krallığı" filmini seyrederken bu durumun ne kadar doğru olduğunu bir kez daha görmüş oldum.
Öncelikle kitaba ve yazara bakalım... Okuduğum ikinci Amin Maalouf kitabıydı ve öyle gözüküyor ki devamı gelecek, gelmesi de gerekiyor :) Romanlarıyla bildiğim Amin Maalouf'tan bir tarih kitabı okumak gerçekten harika oldu.
Biliriz ki tarih çok tartışılan bir alandır. Milletlerin var olma savaşı tarih üzerinden yapılır dersek yanlış olmaz. Devletler başarısızlık yaşadıklarında buna karşı başarılarını ön plana çıkardıkları, "düşmanları" yerdikleri, bir var olma savaşına girerler ve bunu tarih aracılığıyla yaparlar. İşte okuyacağınız kitap bu "tarih" anlayışını yansıtmıyor. Özellikle buna hazırlıklı olun. Açıkçası Arapların gözünden denmesinde ve Arap tarihçilerden alıntılar olması nedeniyle yanlı bir tarih izlenimi bırakan kitap okudukça bu fikirden vazgeçmemi sağladı.
Kılıçarslan ile başlayan hikayede Kudüs, Hatay, Bağdat
... pek çok yerin el değiştirmesi anlatılırken Müslüman devlet adamları ve beylerin birlik olmamasında, yapılan entrikalarda üzülüp ; Kudüs'ün fethi dahil kazanılan zaferlerde kendinizden geçiyorsunuz. Bu aslında kitabın roman akıcılığında olmasından da kaynaklanıyor. Müslüman yöneticiler hakkındaki bilgilerde yeri geldiğinde kabullenemememin de gene bu savunmacı tarih anlayışımızla ilgili olduğunu düşündüm.
Cennetin Krallığı da tam bu objektiflik üzerine izleyip, hasarlı tarih anlayışımızı düzeltebilecek bir film. Hümanizm, Hristiyanlık üzerinden Haçlıların kutsanması, Müslümanlığın yanlı bakış açısından uzak verilişi, Yahudilik dahil çok yönlü bilgilelerle donanacağınız film ile kitap zannımca birbirini tamamlıyor.
Şunu da belirtmeli ki kitabı okumadan önce bir Selçuklu ve o dönemdeki beyliklerle ilgili okumalar yapılması gerekiyor kesinlikle. Aksi halde sıkılma durumunun da gözden kaçırılmaması gerekiyor.
Hangi Müslüman, kıyamet gününde Yaratıcısına "Kudüs için çarpıştım" veya daha da iyisi "Kudüs için şehit düştüm"
diyebilmeyi istemez ki?
Bir müneccimin bir gün, eğer Kutsal Kente girerse bir gözünü kaybedeceğini söylediği Selahaddin ona şu cevabı vermiştir: "Orayı ele geçirmek için iki gözü mü birden kaybetmeye hazırım".
Ne kadar çok kan döküldü! Ne kadar çok güzel kız, tatlı çehrelerini utançtan elleriyle örtmek zorunda
kaldı!
İbnü'l Kalanasi'nin burada söz ettiği "Sultan Kılıç Arslan", istilacılar geldiğinde henüz on yedisinde bile değildir. Onların yaklaştığını ilk haber alan Müslüman yönetici olan gözleri hafifç çekik bu genç Türk sultanı, hem onlara ilk bozgunu yaşatacak, hem de ürkütücü şövalyeler karşısında ilk yenilgiyi tadan hükümdar olacaktır.
Mezhep bölünmesi Müslümanlar arasında amansız mücadelelere yol açmaktan bir an bile geri kalmamıştır. Selahaddin gibi devlet adamlarının gözünde bile, Şiilere karşı girişilen mücadele en az Frenklere karşı veriler savaş kadar önemlidir. İslam'ın başına musallat olan tüm belalardan hep "zındıklar" sorumlu tutulur ve Frenk istilasının da onların entrikalarına bağlanmasında şaşırtıcı bir yan yoktur.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Arapların Gözüyle Haçlı Seferleri
Baskı tarihi:
1998
Sayfa sayısı:
357
Format:
Karton kapak
ISBN:
9755450920
Kitabın türü:
Çeviri:
Mehmet Ali Kılıçbay
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Telos Yayınları
Arapların Gözüyle Haçlı Seferleri, iki yüzyıl (1096-1291) süren Haçlı Seferlerini ve Orta Doğudaki Frenk işgalini, anlatırken, bu bölgenin güncel durumuna da ışık tutuyor. 1096 yılında başlayan seferlerde Türk, Kürt, Arap emirlerinin kişisel eğilimlerini, kültür yapılarını, zaaflarını görüp, Haçlıların Orta Doğuda iki yüzyıl kalışlarının hikmetini anlatıyor.Sİ

Kitabı okuyanlar 171 okur

  • Mücahit Pala
  • Şevval Ekici
  • ~ Merve Yıldırım ~
  • Ali Muhiddin Özel
  • Cem İplikçi
  • Nilda Türe
  • Tttty yyyyyy
  • Doğu Kayra Bakışkan
  • Hüseyin Ersöz
  • Özgür Coşkun

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.5
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%7.1
25-34 Yaş
%31.8
35-44 Yaş
%38.8
45-54 Yaş
%16.5
55-64 Yaş
%2.4
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%24.2
Erkek
%75.8

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%42.4 (25)
9
%27.1 (16)
8
%13.6 (8)
7
%11.9 (7)
6
%5.1 (3)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0