“Kişi, sevdiği ile beraberdir.”(Buhârî, Edeb, 96) Aslında birçok kez duyduğu bu müjdeli haber kendisine doğrudan verilince o sahâbi öyle heyecanlandı öyle sevindi ki bir taraftan gözyaşlarını silip bir taraftan da “Ya Resulallah! Yani ben… Şimdi… Seni… Cennette burada gördüğüm gibi görebilecek miyim?” Hz. Peygamber de “Evet Sevbân. Kişi sevdiği ile beraberdir.” sözünü yineledi.
Kazan yanına varma, karası bulaşır. Böyledir bu işler, kimin yamacına varırsan ona benzersin. Kime özenirsen, onunla aynı türküyü söylersin. Sirayet eder elbette, çokça vakit geçirdiğin ortamlar huyuna. Başkaca alışkanlıklar aşılar, başkaca sular karışır suyuna. Dupduru akanların yanına gidersen berrakça akarsın. Işıl ışıl bakanların yanına gidersen temizce bakarsın. Bazen böyledir hayat, kim olduğun kadar, kiminle olduğun da önemli. Ne olduğun kadar, nerede
olduğun da pek değerli. Güzelin yanına varırsan, hep güzellik bulaşır. İyinin yanına varırsan, iyiliğin iyilikle yarışır.
İnsanı tanımak, dünyaya bakmak, gelişmeleri takip etmek; onları okumak, yorumlamak ve anlamak için kurmaca metinler iyi birer imkândır. Tanımlamak için tanımak gerekir. Tanımı siz yapmazsanız sizin yerinize başkaları sizi tanımlamaya başlar. O zaman şöyle
soralım: Sizi kimin tanımlamasını istersiniz?
Nasip diye bir şey vardır. Buna iman etmek kişiyi huzura götürür. Olmayınca olmaz işte, olamaz. Yeni
bir sayfa açmayı bilmek gerek. Beyaz, bomboş bir
sayfada yeni başlangıç yapmak gerek.