“Ey Rabbimiz! Unuttuk yahut yanıldık ise, bizi tutup sorguya çekme! Ey Rabbimiz! Bizden önceki (ümmet)lere yüklediğin gibi, üstümüze ağır bir yük yükleme! Ey Rabbimiz! Takat getiremeyeceğimizi, bize yükleme! Bizden (sâdır olan günahları) sil, bağışla! Bizi affet! Bize rahmetinle muamele buyur! Sen bizim Mevlamızsın! Artık, kâfirler güruhuna karşı da, bize yardım et!” (Bakara, 2/285-286)
Hakiki bir Müslüman,
üslubuna ve ağzından çıkacak tüm sözlere dikkat
edeceği gibi parmaklarıyla yazdıklarına da dikkat
etmelidir. İnsanlarda bir hata, kusur ve yanlış görse
bunu ifşa etmeyi değil örtmeyi ve gidermeyi amaçlamalı, mahremiyete dikkat edip harama
bakmaktan sakınmalıdır.
En büyük takipçimizin Cenab-ı Allah olduğunun şuuru içinde takipçi sayımızı artırmaya çalışmak yerine Rabbimizin rızası ve hoşnutluğunu kazanmak doğru ve gerçekçi bir yaklaşım olacaktır.
(Bkz. Ekmel Geçer, Medya ve İletişim Psikolojisi, DİB yay., Ankara, 2020)
Sosyal medyada kendisi olmak zordur. Sanal dünya, insanı olduğundan farklı davranma konusunda âdeta teşvik etmektedir. Diğerlerinden farklı olmak ve hep daha güzel, hep daha mutlu, hep daha başarılı olmak
âdeta kutsanır bu mecralarda. Bu uğurda değerler esner, ölçüler aşılır.