“İnsanlar delidir!” dedim. “Neyi niçin yaptıklarını bilmezler. Beyinlerinde bir diktatör vardır, onları hormonları yönetir ama bunun farkında olmazlar, kendi iradeleriyle davrandıklarını sanırlar.
“Çok ilginç.” Uzunca bir zaman düşündükten sonra tekrarladı: “Çok ilginç.” Aklı karışmış gibiydi. “Hayvanların bile egosu ve duyguları var” dedi. Sonra kendi kendine mırıldanarak ekledi: “Duyuları olan ama duyguları olmayan bir adam, kimseye dokunamıyor, aşk ve nefret duyamıyor, egosu yok ve hayvanlarla konuştuğuna inanıyor. Bu hikâye, cinayetten daha ilginç bir hale geldi.”
“İkisi birbiriyle bağlantılı” dedim. “İnsanların duyguları olmasaydı cinayet de olmazdı. Kabil Habil’i öldürmezdi. Katil her kimse o da Arzu’yu öldürmezdi.”
Şaşkınca “Bunun için mi bu kadar çok kitap okuyorsunuz?” diye sordu.
“Evet” dedim. “İnanın bana, hayatın tek gerçek yanı kurgudur, yani hikâyelerde anlatılanlardır.”