Dedi ki " Karmakarışık saçma sapan ruh haline büründüğümüz zamanlar vardır belkide gitmek eylemine hastayız , gözümüz o yüzden uzaklarda kimbilir . Konuşacak binlerce şey varken susmak ne tür direniştir bilemiyorum , düşünsene yatağın üzerindesin ve dünyanın oluşumundan rafadan yumurtanın yapılışına kadar konusabilirsin .
Belkide herşeyden uzaklaşıp kendi ruhunun çığlıklarını duymak istiyorsun . Sahi kaç yaşındayım ne zamandır bu evrendeyim bilmiyorum ama yorgunum . Bunca yorgunluğun arasında aslında ruhumuzu özgür hissediyoruz susarak , gerçekten özgür mu peki ruhumuz , peki ya içimizdeki sesler içimizdeki ben !...
Nasıl seveceğimizi bilemiyoruz . Korkuyoruz !.. kendi içimizde hissedemeceğimiz şeyleri hissetmeye başlıyoruz bir anda kısaca herşeyi hissetmissin de artık hissedemeyecek gibi .
Korkularımı bilecek kadar birine güvenmek ve ona sığınmak istiyorum . Birşeyleri özlüyorum bilemiyorum nedir , bir yerleri düşlüyorum sanki hep var ben hep ordayım . Orayı bulursam sanki evimi bulacağım " !..