12 yıl önce bir Ramazan ayında elimden düşmeyen bu kitabı, yine bir Ramazan ayında yeniden okudum. İskender Pala’nın edebî kişiliği benim nazarımda tartışmaya kapalı.
Bu eser, bir Eyüp Sultan romanı olarak tarihî bir arka planda ilerlerken; bir mihmandarın, yani rehberin, sadece bir yolu değil, aynı zamanda bir anlamı, bir inancı ve bir duruşu taşıma çabasını anlatıyor.
Kitapta en çok öne çıkan unsur ise atmosfer ve üslup. Yazar, o eski zaman hissini gerçekten çok güçlü kuruyor. Cümleler özenli, yer yer oldukça etkileyici. Okurken kendinizi bir kültürün içinden geçiyormuş gibi hissediyorsunuz; hatta bazı anlarda yolun kendisi siz oluyorsunuz.
Benim için bu kitap, her şeye rağmen tekrar okunmayı hak eden, kıymetli bir eser. Kesinlikle okunması gerekenler arasında