Kendimi dışarıdan gelen etkilere karşı koruyabilmek için insan ettiğim kaleler her geçen gün yıkılıyordu. Büyük bir tehlike çok yakınıma kadar gelmişti. Teorilerim varsayımlarım çıkarımlarim beklentilerim bir bir çöküyordu. Bütün bunlara rağmen her şeyin yolunda gittiği şeklinde kendime telkinler verebiliyordum.
Ne garip, insan doğruların ne kadar farkında olurdu olsun kendisini kandırabilme gücünü asla yitirmiyor.
Bir oyundayım da ebe beni unutup gitmiş gibi. Yıllarca oyunun kaldığı yerden devam etmesini bekleyen bir çaresizdim. Sobelenmek pahasına ortaya çıkıyordum ve kimse varlığımı umursamıyordu.
Anlıyorum ki hayat hep beklenmedik şeylerdir.
Kural böyle...
Sen hep yürüyeceksin ve beklenmedik şeylere hazır olmanın çaresini arayacaksın.
İyi de ... Bir şey beklenmiyorsa ona hazırlıklı olmak nasıl olacak ?
Bazı anlarda cesaretim kırılıyor. Bir uçurtmaya gözlerimi ayırmadan uzunca bir süre bakabilecek cesareti bile bulamıyorum kendimde. Uçurtmanın dengesi bozulacak kuyruğu dolanacak ya da ipi kopacak gibi geliyor.