Hayat bu ya, elbet sorun olur hani, o sorunları çözme gayreti verirmiş. İnsanın bu hayatta kendine yapabileceği en büyük iyilik sevgiyi yeniden tanımlamak, gerçek sevgiyi öğrenmekmiş.
(Gerçek sevgiyi öğrenmek dileğiyle)
Benim o sevmek diye bildiğim, kendimi bütünüyle sana adamam ve neredeyse seni ve kendimi bile feda edebileceğim narsisistik bir kırılmaymış meğer. Benim o sevmek diye bildiğim ve içinde elbette biraz da acı olması gerektiğini düşündüğüm şey annemin gözlerinde öğrendiğimmiş. Sevmek zerre acı vermemiş, tüm güzellikleri büyütür kalbini genişletirmiş insanın.
Bir keresinde bana, "insan aynaları kırmadan kendini göremez" demiştin.
Şimdi kitaplıktan Anna Karenina 'yı çeksem fırlatsam şu karşımdaki aynaya, tuzla buz olsa cam, şu kahve bukleli saçlarımla, hazin hazin bakan gözlerimle sırt ağrılarımla ellerindeki sızıyla hemoglobin 10, b12 yerlerde yine aynı ben işte değişen ne?
İdealle gerçek arasında beklentiyle hüsran arasında takıntıyla vazgeçmek arasında kilometrelerce mesafe var. Bu mesafe bazen kararlı bir adım kadar kısa bazen karanlığa sarılmak kadar uçsuz bucaksız. Şimdi söyle, sonsuz aşk, objet petit a değil de ne?