Kur'an'ın sayfalarını çevirmek yetmiyordu, manasına inmeden, dönmeden, dönüşmeden ne kadar okursan oku, dilini bilmediğin bir insanla sohbet etmek gibiydi. Kirlenmemek için su dökmek gibidir. Oysa insanın mana denen o mücella aynaya
ihtiyacı vardır. Ruh bir mana yurdundan aşağıların aşağısına inmiş, o mana yurduna ulaşmanın yolunu arıyordur.
eğer rehberin dilini bilmezse o basamakları, vadileri, tehlikeli
geçitleri nasıl aşacak?
Cahil kişi ilimsiz bilim olmadığı halde, bilimiyle ilime meydan okuyor. Bilimle cehaletlerini örtbas ederken, diğer
yandan şehadetin ötesini aramayı iman etmeyi redediyorlar.
Allah, 'Ey iman edenler, iman edin!' ayetiyle insanı akletmeye çağırıyor. Yaratan'ı akletmek, gözün haddine değildir, hele aklın haddine hiç değildir. İnsan, gönlüyle akleder.
Bu yağmur sanatkârını düşündürtmüyorsa, acizliğini, muhtaç
oluşunu kabul ettirmiyorsa, o yağmur bir tufan olur, boğar, helak eder insanı.