Joy ona, olup biten her şeyin bir sebebi olduğunu; fakat olayların içindeyken bunu göremeyeceğini söylemişti. Şimdi ise her şeyi çok net bir şekilde görebiliyordu.
Miras konusuna gelince, şunu unutma: Bırakacağın en iyi miras senin ismini taşıyan bir bina veya bir mücevher parçası değil, senin varlığından, mutluluğundan ve pozitif davranışlarından etkilenmiş bir dünya bırakabilmektir.
Hayatını pişmanlıklarla geçirme. Geriye dönüp baktığında keşke şunu da yapsaydım diyen insanlardan olma. Kaybedecek hiçbir şeyin yokmuşçasına ve kazanacak çok şeyin varmışçasına yaşa ve çalış. Her zaman iyimser olan ve alacağı hediyeler için heyecan duyan Noel sabahındaki bir çocuk gibi davran. Huzur duyabilmek için strese girme. Kendi otobüsünün başarısını diğerleriyle kıyaslama. Yalnızca kendi yolculuğunun tadını çıkar. Bugün sunuma gireceksin ve o gaz pedalına basacaksın, tadını çıkar ve başar. Onları şaşkına çevirip, sana övgüler yağdırmalarını sağladığında ise yapacağın şey sadece her gün amaçlı ve keyifli bir şekilde yaşamaya ve çalışmaya devam etmek olacak. Bunu hatırlaman çok kolay olacak; çünkü tek yapman gereken beni, muhteşem Joy’u unutmamaktır.
Tekrar dünyaya gelebilselerdi neleri değiştireceklerini sormuşlar. Hemen hepsinin değiştirmek istediği üç şey şunlar:
1. Daha fazla düşünürlerdi. Daha çok dakikanın tadını çıkarırlardı. Daha fazla gün doğumu ve gün batımının keyfini çıkarırlardı. Daha çok eğlenceli vakit geçirirlerdi.
2. Daha fazla risk alır, şanslarını daha çok denerlerdi. Hayat onu sevmeden yaşamak için çok kısa.
3. Onlar öldükten sonra da var olmaya devam edecek bir miras bırakırlardı.
Bir düşünsenize. Öldüğünüz gün, posta kutunuzda bir daha asla cevaplanamayacak olan 30-40 e-posta olacak. Her şeye yetişebilmeniz imkânsız, o hâlde biraz rahatlayın, derin bir nefes alın ve yolculuğun tadını çıkarın.