Kitapta özellikle dikkatimi çeken konu, mutsuzluğumuzun kaynağını çoğu zaman bir insana ya da bir duruma bağlama eğilimimizdi. Hayatımızda hem insanlar hem de olaylar yer almalı, evet. Ama birine fazla yer verirsek, bu dengenin bozulması kaçınılmaz oluyor ve bu da bize zarar verebiliyor.
Kitapta “duymak” ve “dinlemek” arasındaki fark da çok güzel anlatılmış. Bazen birini dinleriz ama aslında onu duymayız, yani anlamayız. Bu da karşı tarafı mutsuz eder çünkü insanlar çoğu zaman anlaşılmak ve duyulmak ister; sadece cevap verilmesini beklemezler. Bu farkındalık bana çok şey kattı.
Susmak ve konuşmak, yerinde kullanıldığında çok kıymetli eylemler. Ama her şeyin bir zamanı var. Anlamak için dinlemek gerekiyor. Karşımızdakini susturmak ya da hemen yanıtlamak yerine, gerçekten ne dediğini kavramaya çalışmak gerek.
Ayrıca sahte mutluluğun getirdiği zararlara da değinilmiş. Bu kısımlar da oldukça düşündürücüydü. Mutluluk kadar mutsuzluk da hayatın bir parçası ve ikisi de aynı ciddiyetle ele alınmalı.
Her ne kadar gençler için yazılmış gibi görünse de, bu kitabın her yaştan insanın okuyabileceği ve kendinden bir şeyler bulabileceği bir kitap olduğunu düşünüyorum. Dili sade ama düşündürdükleri derin. Kısacası okuduğuma çok memnun oldum ve tavsiye ederim.