Buşra️ Balçık

Buşra️ Balçık
@Deppworth
Yazar.
Sanat Tarihçisi
Lisans
Antalya
5 Ağustos 1993
114 okur puanı
Ocak 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
“Erkekler Garner kasabasının bir ütopya olduğunu söylüyorlar. Dünyadaki cennet. Yalansa bile geleneğimizi, bizi, nesillerdir hayatta tutan yaşam biçimimizi reddetmek mümkün değil. Ve doğruysa, ormanın ötesinde, dağların ve ovaların ötesinde ne olabileceğini düşünmek tüylerimi ürpertiyor. Belki bizi buraya bağlayan, bilinmeyene duyduğumuz korkudur. Belki hiç olmazsa bu kadar ortak noktamız var.”
Sayfa 73 - yabancı yayınları
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Michael yanağımdan öpmek için eğildi. “Rüyaların senin olsun,” diye fısıldadı. “Benim rüyalarımda sadece sen varsın.”
Sayfa 70 - yabancı yayınları
“Rüyaların…“ Dedi, yüzümü nazikçe avuçlarına alırken, “sadece sana ait olan tek yer orası. Kimsenin sana dokunamayacağı bir yer. Becerebildiğin sürece rüyalarına sıkı tutun. Çünkü yakında kabuslara dönecekler.” Yanağımdan öpmek için uzandı. “Kimseye güvenme,” diye fısıldadı. “Kendine bile.”
Sayfa 58 - yabancı yayınları
“ Garner kasabasındaki tüm kadınları aynı olmak zorunda; yüzü açıkta bırakarak geriye taranmış, arkada tek bir örgü. Erkekler, kadınların böylece onlardan hiçbir şey saklayamayacağına inanıyorlar, küçümseyen bir ifade, etrafı tarayan bakışlar ya da anlık bir sihir parıltısı. Küçük kızlar için beyaz kurdele, erdem yılı kızlar için kırmızı ve evli kadınlar için de siyah. Masumiyet. Kan. Ölüm. “
Sayfa 18 - yabancı yayınları
Kadınlar Adası
9/10
·320 syf.·
2021 21. kitabı
1617’de norveç’te yaşanmış gerçek bir olaydan esinlenilmiş. Vardo’da denize açılan 40 erkek bir fırtına sonrası ölüyorlar ve arkalarında kadınlarını bırakıyorlar. Bu kadınlar kendi kendine hayat mücadelesi vermek adına erkeklerinin yaptıkları her şeyi yapmaya başlıyorlar. Yani kendi ayakları üzerinde durup geçinmek için canlarını dişlerine takıp çalışıyorlar. Elbette böyle göründüğü gibi gitmiyor her şey. Adaya adanan bir Vekil, tam da cadı avlarının çoğaldığı bu dönemde sözde kadınlara bir düzen getirmek için karısı Ursa ile adanın yakınlarında bir kaleye yerleşiyor. Ursa burada Maren ile tanışıyor ve dostluğu, gerçek sevgiyi öğreniyor. Kocasının yaftalarından ve ona olan kötü davranışlarından canı yanan Ursa adadaki kadınların gücüyle de güç buluyor. • Öyle çok şey yaşanıyor, öyle derin olaylar oluyor ki şaşıp kalıyorsunuz. Her sayfada altı çizilesi cümleler var. Bir kadının güçlü durabilmesi cadılık olarak adlandırılıyor düşünebiliyor musunuz? Can sıkıcı. Ursa ve Maren’ın aynı zamanda ada kadınlarının mücadelesi erkeklerin zoruna gidiyor kısacası. Çünkü onlara göre kadınların ayakta durabilmesi normal bir şey değil. Onlara göre kadının belli kalıpları var. Erkeklerine hizmet. Bu açıdan Kadınlar adası ve Erdem Yılı kitabı bence çok benziyorlar mesela. Çünkü verdikleri mesajlar aynı. Kitap derin mesajlarla dolu sakin sakin ilerleyen bir kitap. Aksiyon ya da büyük olaylar beklemeyin ama okurken kendinizi kitaba verin. Yazarın size söylemek istedikleri var bunu okurken anlayacaksınız. Zamansız bir şey kadın olmak çünkü. Kadın olarak ayakta durmak ise herkesin kabul etmesi gereken bir şey. Kitabın sonu sürprizlerle dolu ayrıca. Beni şaşırtan bir ters köşe ile sonlandı ve bittiğinde
Kadınlar AdasıKiran Millwood Hargrave · İthaki Yayınları · 2021701 okunma