Bu böyledir. İnsan bir şeyi,geçmişinden bir parçayı, onu yeniden bulmak için şüphesiz, yanında sürükler. Ama dönüp tekrar baktığında gördüğü şey koskoca bir boşluktur; bir yürek darlığı.
Dedem kitabın hacmini ve ismini görünce "Şirin'in düğünü kırk gün kırk gece sürmüş herhalde" diyerek ilk yorumu yaptı . Ama siz aldanmayın bu 600 küsür sayfalık kitapta hiç düğün yok . Yazarın ironisi diyelim. "Şirin'in Düğünü" 2016 Necip Fazıl roman ödülünü kazanmış bir roman . Cihan Aktaş dildeki ustalığı ile haketmişte bence. Modern bir aşk hikayesi olsa da bazı yerlerde hikaye pembe dizi havasına bürünüyor. Mimari eserler , müzikler,resimler,mesnevi, devlet meseleleri,28 Şubat...yok yok bu romanda . Şirin ve Faruk'un aşkını biraz arabesk bulsam da ben romanı sevdim,onca sayfa -edebiyattan taviz vermeden- su gibi akıp geçiyor .
"Başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız
ve devam ediyor başkalarının hınçlarıyla
düşmanı gösteriyorlar, ona saldırıyoruz
siz gidin artık
düşman dağıldı dedikleri bir anda
anlaşılıyor
baştan beri bütün yenik düşenlerle
aynı kışlaktaymışız
incecik yas dumanı herkese ulaşıyor
sevinç günlerine hürya doluştuğumuzda
tek başınayız."
(Sebeb-i Telif/İ.Ö)