Ali

Ali
@Derdo2147
İzmir
11 okur puanı
Şubat 2020 tarihinde katıldı
Hasar
bu ara durmadan kanım kaynıyor karla karışık yağmura bekliyorum biri gelsin ve bunu açıklasın bana: çocuk mu ayin mi bu kendini dişleyen gövde huysuz çaput, buruk tef, telaşsız dengbej burda boyuna çukur ve incinmiş evlerden bahsediliyor el yordamıyla anlatılıyor evin avluya canı sıkılmış hali öyleydi, ondan uzun ediyorum bu erken ve unutkan sözleri: burdaydım! burası çatık zamanda ısrar burası çukur, hem taş hem telaş kime nemlensen kendi kendine zaten ıslak babadan kalma oyuk babadan kalma surat aslında burası özenle hasar: hayat ince, devlet dalgın, sabır sıkılgan ortasından yırtılan, yırtıldığı yerden usulca dikilen dikkat: yarısı dua üç kardeş dört kuyuyduk biz o avluda parçalı bulut annem, bir oyuk biçimiydi babam kendiliğinden ikiz yağış, biri diğerine kesin hasar Seyyidhan Kömürcü
1000Kitap
Reklam
Bozkır
Burada bir boşluğa kapı yaptılar beni kansız düşmüş yapraklarla desteklendi eşiğim. Bu kırık buğdayların, bu sararmış otların arasında kıpırdasam hemen anlaşılıyor, kaç uçurum çıktığım ve kaç gökten indiğim. Ali Ayçil
1000Kitap

Ali

, bir kitap okudu
Puan vermedi·261 syf.·
2020 333. kitabı
Ahmed Günbay Yıldız
8.5/10 · 929 okunma
Hem Yaralı Hem Yakını Bir Yaralının Hem yaralı hem yakını bir yaralının kırıldı kuş sesinden direkleri dünyanın, kaldım eşikte sübyan kaldım cümle ovayla temmuzun köklerinde, yaşlanmış ağaçlara dert oldum. Kimi görsem dedim işte burdayım, iki ince boynumun arasında kimi görsem dilim buruk, kelimeler ölümlü, sesim anadan üryan.Yürüdüm benle birlik ağır bir halk yürüdü suya baktı ağırdı, güze düştü ağırdı, yola vurdu ağırdı. Bir sabah dünya boşken kalkıp sordum kendime: neyin var taşınacak? şu kırık dal sesinden, şu tökezleyen ırmak gürültüsünden başka neyin var sen gidince aklı sende kalacak! Şehirden Erzurum kitaplardan Krişna üzerime uzattım gerneştikçe yorgun düşen evleri, hiç yaşlanmadı akşam hiç yaşlanmadı bana bütün ana dillerden kar toplayan çocuklar. Kurutulup saklanmış bir hayatım yok diye beni boşladı kışlak indim aşağılara, ilk seferde dürülmüş sancak gibi açık kaldı maceram.Hangi kavşakta dursam çatallı bir acıyım. dağınık bir toy yeri, emanet bir elbise, bir ince kopuz sesi. Yok yerlere yön oldum; her hayrata okuttum bu şaşkın kitabeyi ki çözülsün insanların insanlara dokunduğu sınırda neden ellerim çolak ve neden baktığımda büyüyor ölü balık gözleri.Yurtsuz Marek* beni çiz benden başka göçmen yok boştu varlığın evi iki ince boynumla salındım ortalıkta. Bak nasıl da oturuyor üstüme sararmış otlakların uzaktan görünüşü trampetler çalınca toz kalkan bir kasaba gibi duruyor yüzüm soyuldu her bir yanım günlere yapışmaktan, hâlâ sütten kesilmedi bu yara.*Marek Brzozowski. Göç temasını işleyen Polonyalı bir ressam. Ali Ayçil
1000Kitap