Yazarın bu kitabı ' Türk Sineması ' kuşağındaki o bildiğimiz filmleri andırıyor..
Zengin bir Ağa...,Kin,nefret...,intikam,değişik bakış açısı,üniversiteli genç...ve dahası en yakın sinemalarda ( pardon ) kitapçılarda...
Tavsiye eder, iyi okumalar dilerim.
Kitabın ilk sayfalarında şöyle bir cümle dikkatimi çekti;
"kıt malumat , sağlıklı davranışlardan mahrum eder insanı"
.
.
biz insanlar genelde birinden bir şey duyduk mu araştırmadan ona körü körüne inanırız ve hatta net bir bilgiymiş gibi kendinden emin bir şekilde yayarız araştırmayı okumayı seven bir toplum değiliz .
kişinin her duyduğunu söylemesi günah olarak yeter kitapta anlatılmak istenen tam olarak bu .
.
.
çocuk doğar ergenlik çağına gelene kadar ailesi fikri üzere yaşar ama ergenlikten ve onunla beraber aldığı eğitimlerden sonra hala daha ailesinin güçlü bir takım husumet ve yersiz kin vb . yanlış davranışları devam ettiriyorsa zenginin fakirden üstün görüp mazlumun yanında olması gerekirken zalimin sırtını sıvazlıyorsa o da hüsrana uğramış demektir .
Kin , bünye'de hançer ucu gibidir kıpırdadıkça batar .. '
İki ailenin dramı öyküsü anlatılmaktadır ailelerin birbirine olan husumetini çocuklar da aşılamaya çalışıyorlar ama çocuklar aldıkları eğitimler ve hayata geniş açıdan bakarak bu husumetin yersiz ve cahilce bir şey olduğunun kanısına varırlar ve iki hasım çocukları bu kir ve pas tutmuş kin tabakasını kırarak evlenirler ..
insan sevgi dolu olmalı '
hayatta eğer bir suçlu arıyorsak aynaya bakmamız yeterli olacaktır diye düşünüyorum." sular kendisini temizleyerek akarlar' herkes kendi kapısının önünü temizlerse her yer temiz olur kitabın son sayfasında şu vurgulu cümleyi aktararak incelememe son vermek istiyorum kötülükler insanların çocuklarına bıraktığı en haksız ve en acımasız mirastır . '
Kitabın ilk sayfalarında şöyle bir cümle dikkatimi çekti;
"Kıt malumat, sağlıklı davranışlardan mahrum eder insanı."
Biz insanlar, genelde yapımızda şöyle birşey vardır;
Birinden birşey duyduk mu araştırmadan ona körü körüne inanırız ve hatta net bir bilgiymiş gibi kendinden emin bir şekilde yayarız.
Araştırmayı ve okumayı seven bir toplum değiliz.
" Kişinin her duyduğunu söylemesi günah olarak yeter" yanılmıyorsam h.ş.
Kitapta anlatılmak istenen bu.
Çocuk doğar ergenlik çağına gelene kadar ailesi fikri üzere yaşar, ama ergenlikten, ve bununla beraber aldığı eğitimlerden sonra halen daha ailesinin güttüğü birtakım husumet ve yersiz kin vb. Yanlış davranışları devam ettiriyorsa, zengini fakirden üstün görüp, mazlumun yanında olması gerekirken zalimin sırtını sıvazlıyorsa, o da hüsrana uğramış demektir.
Kin, bünyede hançer ucu gibidir. Kıpırdadıkça batar.
İki ailenin dram öyküsü anlatılmaktadır.
Ailelerin birbirine olan husumetini çocuklarada aşılamaya çalışıyorlar ama çocuklar aldıkları eğitimler ve hayata geniş açıdan bakarak bu husumetin yersiz ve cahilce birşey olduğu kanısına varırlar ve iki hasım çocukları bu kir ve pas tutmuş kin tabakasını kırarak evlenirler.
İnsan sevgi dolu olmalı.
Hayatta eğer bir suçlu arıyorsak, aynaya bakmamız yeterli olacaktır diye düşünüyorum.
Sular kendisini temizleyerek akarlar.
Herkes kendi kapısının önünü temizlese, her yer temiz olur.
Kitabın son sayfasında şu etkili cümleyi aktararak incelememe son vermek istiyorum.
Kötülükler insanların çocuklarına bıraktıkları en haksız ve en acımasız bir mirastır.
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı, geçmişte annemin okuduğu yazarlardan biriymiş o yüzden okumak için daha çok üstünde durdum.
Genel olarak bir olay oluyor ve bu olay uzun vakitler etkisini sürdürüyor intikam, kin, nefret anlatılıyor. Baş karakterimiz yakup gerçekten çok efendi ve imrenilecek cinsten bir karaktere sahip yaşadıklarına rağmen diğerleri gibi intikam duygusuna sahip değil ve Allaha sığınan bir genç, sırf onu tanımak için bile okumaya değer, babasının o kadar acılar çekmesine çok uzüldüm ve hayallerini gerçekleştiremeden ölmesine , annesi Maya'yada çok sinir ve öfke duydum bu nasıl bir anne ki çocuğunu bırakacak kadar acımasız olabilir.
Genel olarak toparlarsak türk filmi tadında bir roman, pek sevmem bu tarzı ama yine de okuduğum için memnunum yeni bir hayat ve bakış açısı gördüm. Eski dönemdeki bazı gündem sorunlarına da değinmiş bu hoşuma gitti ve o zamanları az da olsa anlamak beni hoşnut etti.
İçinde islami betimlemelerde hoştu.
Kısacası bitirdiğimde derin bir etki bırakmasa da iyiydi kafa dağıtmak için okunabilir.
Gönül YarasıAhmed Günbay Yıldız · Timaş Yayınları · 2012930 okunma
Cok zaman oldu ben okuyali, fakat kitabin ismi aklima geldikce huzunlenirim , esini yariyolda birakip zengin bir adamla evlenen bir kadin, ortada kalmis bir cocugun mucadele dolu hayat hikayesiydi
Gönül YarasıAhmed Günbay Yıldız · Timaş Yayınları · 2012930 okunma
Kitap oldukça akıcı ve heyecan vericiydi , sevgiyle , sağlıklı düşünmekle herşeyin farkında olup yanlış şeylerden kacinabilecegini anlıyoruz bu kitapta
Gönül YarasıAhmed Günbay Yıldız · Timaş Yayınları · 2012930 okunma
Kolay okunan Yeşilcam'a yakışır bir hikaye .. fakat hikaye ve kurgu güzel olsa da duyguları tam yansıtamamış zanlımca .. yüzeysel kalmış duygular ... Okusun mu diye soran olursa elinizde varsa neden olmasın yoksa siz bilirsiniz
Hayırlı geceler dilerim 1k ailesi :)
Öncelikle çok sevdiğim bir yazarın bir kitabını daha bitirmiş bulunmaktayım. Bu yazara olan hevesim sevgili annemden kalan en güzel şey. Her kitabını çok severek ve isteyerek okuduğumu söylemek istiyorum. Her konuyu o kadar güzel ele alıp bu kadar akıcı olmasını sağlayan bir yazar. Yine en içtenliği ile olması gereken ahlakı ve dini çok güzel işlemiş bu eserindede. Her kitabı yaşanmışlık barındıyor ve içinizde bir yerlere dokunuyor. Konu başlığına gelirsek eğer en çok göze çarpan "NAMUS" ve bir çocuğun anne sevgisinden yoksun ve babasının annesine olan kindarlığı ile büyümekte olması. Bir baba evladının yanında iken bu kadar yok olabilir. Kendi kendine yetiştirmiş, ahlakı öğrenmiş birey yakup. Yalnızlığı oldukça yaşamış, çevresinden sevgi görmeyerek büyümüş bir birey. Okumanızı tavsiye edeceğim bir eser olmuş. O kadar akıcı ki, en güzel yanıda İslama, ahlaka her kitabın da yer veriyor olması bu yazarın.
1941 yılında Tokat iline bağlı Reşadiye ilçesinin Kızılcaören köyünde dünyaya gelmiştir. Annesi Saniye Hanım, babası Haydar Bey'dir. Öğrenimine köyünde başladı ve on yaşına kadar orada sürdürdü. Daha sonra babasının işi dolayısıyla Ankara'ya yerleşen bir ailenin ferdi olarak, eğitimine burada devam etti.
Bu arada edebiyata ilgi duydu ve şiirler yazdı. Başlangıçta şiir bir tutku haline gelmişken, zamanla edebiyatın diğer dallarına da ilgi duymaya başladı. Hikayeleri ve makaleleri muhtelif dergi ve gazetelerde yayınlandı.
Yazar asıl yükselişini romanla yaptı ve romanda karar kıldı. "Çiçekler Susayınca", "Yanık Buğdaylar" ve "Figan" romanları çeşitli gazetelerde seri halinde yazıldı ve daha sonra kitaplaştırıldı. Bunu diğer romanları takip etti. Eserlerinde Türk toplumunun her kesimini ele aldı ve işledi. İyi ve kötü yönleriyle insan ve toplum arasında etkileşimin ötesindeki sebepleri tespit ederek gözler önüne serdi ve çözüme yönelik ip uçları da verdi.
Türkiye Yazarlar Birliği'nin kurucusu olan yazar, kitaplarının basıldığı Timaş Yayınları'nın da kurucusudur.
Yazarın yurtdışında özellikle Almanya da büyük bir okuyucu kitlesi vardır. Ayrıca yazara dış basının da ilgisi büyüktür.