Ahmet Günbay Yıldız kitaplarında ilahi aşktan bahseden ve İslam'dan uzaklaşan gençlikten yakınır hep. Bu kitabında da örneğini görüyoruz. Kitabın anakonusuna gelecek olursak iki arkadaş arasında başlayan kavganın giderek büyümesi, nefrete dönüşmesi ile başlayan sonunda birisinin kalbinde yeşeren iman tohumları sayesinde kendisini kurtarmaya çalışırken diğeri nefret tohumlarını kalbine gün gün daha fazla eken arkadaşların hayatından bahsediyor. Cihan ve İsmet... Zamanında kitabı çok beğenerek okumuştum. Okumanızı tavsiye ederim. Sonu beklediğinizden daha farklı bitecek olsa da güzel tamamlanmış bir kitap. Keyifli okumalar dilerim.
BoşlukAhmed Günbay Yıldız · Timaş Yayınları · 20232,305 okunma
Kendisine lanse edilen hayat şekliyle, boşluğa itilmiş, amaçsız, gayesiz bir nesil… Ve beklenmedik bir zamanda, olmadık yerde filizlenen tomurcuklar… Elinizdeki kitap, sevgileriyle, nefretleriyle, toplumun sosyal gerçeklerinden bir kesit sunmaktadır
BoşlukAhmed Günbay Yıldız · Timaş Yayınları · 20232,305 okunma
Yazarın okuduğum ilk kitabı. Kalemini çok sevdim. Konusuna gelince; Babaları iş ortağı olan iki genç kavga ederler. Gençlerden biri diğerini bıçaklarken, öbürü taşla kendisini bıçaklayan arkadaşının yüzünü yaralayıp derin bir iz bırakır. Bu olay her iki aile için de sonun başlangıcı olur. Çok güzel bir kitap.
BoşlukAhmed Günbay Yıldız · Timaş Yayınları · 20232,305 okunma
Günümüzde pek çok insanın yaşadığı bunalımlı hayatı ve hayatlarındaki boşlukları çok güzel bir şekilde anlatıyor.
Manevi bir boşluk nasıl güzel anlatılırsa Ahmed Günbay'da öyle anlatmış. Gayet güzel bir roman. her yaştan insanın okuyabileceği bir tür.
Kitabın içerisinde yer alan iki dörtlük: ...Sana garez etti senden büyükler. Çağ değişti deyip çıktı hödükler. Sırtını bekliyor tükenmez yükler. Miraz kaldı sana, çek yavrucağım.Bilmedik ne lazım, sana verecek? Bu kör zihniyetin çilesi çek !Perde arkasına çekildi gerçek. Dal yaralı, ümit kök yavrucağım...
Bir boşluk daha doldu bu kitapla bence
Aile içi eğitimin yetersizliği ve sadece maddiyatla doldurulan gençliğin içine düştüğü boşluğu canlı örneklerle ve oldukça anlaşılır bir dille anlatan güzel bir roman. Tüm gençlerin ve ailelerin bu kitaptan çıkaracağı dersler var. İyi okumalar kitapla kalın.
.
“Senin bana sevdirdiğin başörtüsünün ne kadar da düşmanı varmış. Çıplaklığı medeniyet sayan kafalara bunu anlatamadım Gülten.”
.
“Ahmet Günbay romanı” diye söylenir genelde yazarın kitapları. Romanlarıyla ön plandadır O. Bu kitapta da gördüğüm gibi insanı alıp götüren, sürükleyici romanları mevcut.
.
Kitabın konusu şu şekilde; iki genç arkadaş bir gün kavga ederler ve o kavga yıllar boyunca kini, öfkeyi, intikam duygusunu, aşkı, şefkati yaşatır o eski arkadaşlara. Biri intikam duygusuyla ömür geçirirken, diğeri içindeki boşluk hissinin sebebini bulmaya çalışır senelerce. Diğeri dediğim kişi yüksek tahsiller görür, doktor olur, gün gelir inançsız olur. Ta ki o gün gelene kadar. Kader bu iki arkadaşa sürekli oyunlar oynayacaktır.
.
Avrupai yaşam tarzları, 1970 lerin gençlik anlayışı, aile hayatları ve daha aklıma gelmeyen bir çok konu dini ögeler eşliğinde harmanlanmıştır. Ben cidden beğendim eseri. Tereddütte kalanlara kesinlikle öneriyorum.
BoşlukAhmed Günbay Yıldız · Timaş Yayınları · 20232,305 okunma
Iki gencin inatlaşması ile başlayan hikâyemiz Cihan"in içindeki boşluğu tamamlamak için girdiği arayışlar ve gözünü intikam bürüyen Ismet "in ise intikam planlari ile gelişen olaylar zinciri. Sonu her iki taraf için de hüsran ile son bulsa da herkesin içinden ders çıkarabileceği nitelikte bir eser. Iyi okumalar. Sağlıklı ve huzurlu haftalar dilerim.
“Boşluk” ilk satırından son satırlarına kadar tek kelimeyle “hakikat” romanı.
İlk defa Ahmed Günbay Yıldız Romanı okudum.
Karakterler,duygu yoğunluğu ,olay örgüsü sebebiyle fazlasıyla akıcı bir roman.
Bir solukta okuyacağınız fakat etkisinden uzun süre kurtulamayacağınız bir eser.
Günümüz gençliğine tavsiye edebileceğim en güzel kitap diye düşünüyorum.
Olay Cihan adında bir gencin daha genliğinin baharında ,inanç tohumları yeşerirken ,namaz kılıp hayatı anlamlandırmaya çalışırken ,Sevdiği büyüğü Doktor Vedat abisini kendisine rol model almışken ,babası tarafından (yaftalanıp ,çağ dışı ,gerici bulunup)eğitim görmek üzere yurt dışına gönderilir.
Eğitimini tamamlayıp Doktor olur fakat ,merhamet ve inancın eksikliğiyle ecnebi toprakların kültürüyle bambaşka bir cihana dönüşür.Sabırsız ,ukala havalı bir insan olup çıkar.
Amcasının kızı İsmetin nişanlısı Ebruya aşık olur.Gizlice evlenirler,Şahin adında bir de çocukları olur fakat şiddetli geçimsizlik ve Cihanın kıskanç davranışlarından dolayı boşanırlar.
Cihan İsmetin düşmanlığını kazanır bu vesile ile
Daha sonra boşanmalarının ardından Ebru tekrar İsmet ile evlenir.
Fakat iki aile arasındaki husumetler hiç eksik olmaz.
Cihan defalarca Hapisaneye girip çıkar.
Sonunda bulunduğu şehirden ailesinden sürgün cezası sebebiyle ayrılmak zoru da kalır.
Oğlunu alır uzak bir kasabada kendini dinleme ve bulma imkanı bulur ,içine dönüp yıllar önce içinde filizlenen inanç tohumlarını hatırlar ve dinini yaşamaya başlar.Daha sonra yıllar önce örtüsünü gerici bulduğu için halasının kızı tarafından reddedilen Tuba ile karşılaşır.Tuba o kasabada öğretmenlik yapar.Cihan’ın değişimi Tubayı çok etkiler ve evlenirler.Cihan oğlu Şahin ve Tuba ile mutlu bir evlilik yaşarken Bulunduğu kasabada Doktorluk görevini yeniden icra etmeye başlar.Mutlu
Merhaba,,
Su gibi akıp giden bir Ahmed Günbay Yıldız kitabı...Yazar genellikle kitaplarında ilahi aşkı anlatıyormuş. Bu kitabında da olduğu gibi.
Kitabın sonuna doğru gözyaşlarım da eşlik etti diyebilirim. Keşke gerçekten bulunduğumuz davayı şuan ki olan boş şeylerden daha çok savunabilsek.
Cihan ve Ismet..Iki yakın arkadaştı onlar aslında ama ailelerin sözleri, düşünceleri birbirlerine düşman etti ve bu düşmanlık ömrü hayatı boyunca da devam etti.
İki karakteri de ömrüm boyunca unutmayacağımı, aklımın bir köşesinde kendilerini hatırlatacaklarına eminim. Çünkü eminim ki hepimiz İsmet ve Cihan gibiyiz. Gerçi Cihan gibi olsak ne mutlu...
Konusuna gelirsek (SPOİLER OLABILIR);
Tam olarak dönemi bilmiyorum fakat telgraf mevcut diyebilirim. İnsanların yanlış batılılaşma ve özenmesini anlatan bir dönem. Cihan ve İsmetin aileleri ortaklardır. Maddiyat olarak da güçlüler. Cihan herkesin uzak olduğu İslamiyete yakın olmaya çalışarak ibadet etmek için can atar. Fakat çok üzücü ki bunu gizli gizli yapar.
Çünkü medeniyet bu tür şeylere izin vermezmiş. Cihan bir sabah, sabah namazı kılarken babası görür ve oğluna hiddetle ne yaptığını sorar. Oğlu yaptığı ibadeti savunur fakat karşılığın da "Gerici!" Damgası yer.
Düşünebiliyor musunuz? İbadetini yaptığın için kendi babandan "Gerici!" Damgasını yiyorsun. Ne kadar acınası bir dönem. Aslında bizim dönemimize benziyor.
İnsanlar LGBT kavramını savunmanın bir medeniyet olduğunu düşünüyorlar. Hele Z kuşağı dediğimiz benim de içinde olduğum dönem. Bunları savunmanın ve daha burda sayamadığım bir çok şeyi medeniyet algılayan koca bir nesil.
Oysa "Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavardır!" Diyor Mehmet Akif Ersoy....
Her neyse tekrar kitaba dönücek olursam, Cihan ve İsmet'in arasında bir kavga oluyor. Cihan'ın öfkesine yenik düşüp
Okuyup etkisinde kaldığım romanlardan biri. Kitabı elime aldım ve bırakamadım. Çok akıcı ve sürekleyici bir kitap. Kitabı ağlayarak kapattığım doğrudur :)
BoşlukAhmed Günbay Yıldız · Timaş Yayınları · 20232,305 okunma
Bu kitabın benim için manevi değeri paha biçilemez. İlkokulda hasta olan, okula hiç gelmeyen bir arkadaşım sadece 5 gün tanışıklığımız olduğu halde bana hediye etmişti. Şuan yaşadığından dahi bihaberim. Yalnız öyle bir eser ki hayatla bağlantınızı kesiyorsunuz. "Anlatılmaz yaşanır." derler ya hani tam da öyle bir kitap. Bana öyle bir kitapla tanışma fırsatı sunduğu için arkadaşıma minnettarım.
BoşlukAhmed Günbay Yıldız · Timaş Yayınları · 20232,305 okunma
1941 yılında Tokat iline bağlı Reşadiye ilçesinin Kızılcaören köyünde dünyaya gelmiştir. Annesi Saniye Hanım, babası Haydar Bey'dir. Öğrenimine köyünde başladı ve on yaşına kadar orada sürdürdü. Daha sonra babasının işi dolayısıyla Ankara'ya yerleşen bir ailenin ferdi olarak, eğitimine burada devam etti.
Bu arada edebiyata ilgi duydu ve şiirler yazdı. Başlangıçta şiir bir tutku haline gelmişken, zamanla edebiyatın diğer dallarına da ilgi duymaya başladı. Hikayeleri ve makaleleri muhtelif dergi ve gazetelerde yayınlandı.
Yazar asıl yükselişini romanla yaptı ve romanda karar kıldı. "Çiçekler Susayınca", "Yanık Buğdaylar" ve "Figan" romanları çeşitli gazetelerde seri halinde yazıldı ve daha sonra kitaplaştırıldı. Bunu diğer romanları takip etti. Eserlerinde Türk toplumunun her kesimini ele aldı ve işledi. İyi ve kötü yönleriyle insan ve toplum arasında etkileşimin ötesindeki sebepleri tespit ederek gözler önüne serdi ve çözüme yönelik ip uçları da verdi.
Türkiye Yazarlar Birliği'nin kurucusu olan yazar, kitaplarının basıldığı Timaş Yayınları'nın da kurucusudur.
Yazarın yurtdışında özellikle Almanya da büyük bir okuyucu kitlesi vardır. Ayrıca yazara dış basının da ilgisi büyüktür.