Adı:
Yanık Buğdaylar
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
380
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757544111
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Her şey bir depremle başladı. Şiddetli bir yer sarsıntısının sebeb olduğu bir felaket... Ve felaketten pay alanlarla çıkar sağlayanlar.

İyi ile kötünün bitmeyen kavgasına ayna tutan bu romanda bize ait izler bulurken, bazı şeyleri yeniden keşfetmenin de tadını yaşayacaksınız.

Bir asra yakın dönemdir içinde bulunduğumuz sosyal atmosferin ve olguların minyatürünü sunan bu romanı bir solukta okuyacaksınız.
(Arka Kapak)
Ahmed Günbay Yıldız'ın okuduğum ilk kitabı ama son olmayacağı kesin.Bir kan davası hikayesi ama sadece o değil.Hakk'ın, hakikatin yanında olmanın ne kadar önemli olduğunu anlatan insanı saran bir hikaye.Bir solukta bitti resmen.Keşke bitmeseydi.
Bi kaç sene önce okuduğum köy hayatını ve kan davasını anlatan muhteşem bi eser gerçekten kitabın içindeymişim hissine kapıldım o kadar güzeldi ki 1 gece de bitirdim ve keşke bitmeseydi dediğim eserlerden biriydi tek kelimeyle anlatacak olursam muhteşem bi eser
Dostluk, kardeşlik, sevgi, sadakat, özlem, gurbet bu romanı okurken hepsini damarlarınızda hissediyorsunuz, çok güzel bir roman kitaptaki karakterlerle vedalaşmanız pek kolay olmayacak.
Ahmed Günbay Yıldız lise yıllarımın unutulmazları arasında konuları neredeyse tıpatıp aynı olsa da mesajı dine yönelmek olduğu için sevdiğim bir yazardır kendisi.
Yanık Buğdaylar da bana göre en iyi kitabıdır. Olaylar bir depremle başlar. Depremde göçük altında kalan insanları kurtarmak adına mallarını çalan Çivi Salih ile Çil Rasim giderek köyün zengini olmuşlar ve halkı iki koldan sömürmeye başlamışlardır. Sinan ise deprem zamanı insanların çığlıklarından delirmiştir. Deli Sinan Çivi Salih ile Çil Rasim'in samanlıkta yakar. Herkes bu işi Abdülkadir'in arkadaşı Bekir'den şüphelenir. Böylece Eğilmezler ile Abdülkadir arasındaki savaş başlamış olur. Eğilmezler babalarının intikamını almak için Bekir'i öldürürler. Abdülkadir ile Çivi Salih'in büyük oğlu Budak Hasan birbirlerini köy meydanında öldürürler. Andülkadir'in ailesi kimsesiz kalmıştır. Abdülkadir'in büyük oğlu Murat'ı eğilmezlerden Şakir köy meydanında öldürür. Dikçe Mehmet küçük yaşta olmasına rağmen abisinin katili Şakir'i yaralar, Keçi Selim'i de bacağından vurarak sakat bırakır. Dikçe mahkemede suçsuz bulunarak serbest bırakılır. Dikçe bir zengin tarafından şehirde okutulur. Yedi yıl sonra Dikçe Mehmet köyüne öğretmen olarak döner. Herkes silahların tekrar çekileceğini beklerken o köyünü kalkındırmak için küfre karşı mücadeleye kendisini adar. Çevresinde onu destekleyen insanlarda yavaş yavaş artmaya başlar. Kara Ali, Cemo, Pir Dede, Garip gibi herkes Dikçe'ye ılımlı bakar. Eğilmezler ise köydeki egemenliklerinin gitmesinden kaygılanarak Dikçe'ye karşı düşmanlıkları iyice artar. Köyde Dikçe'ye karşı fitne tohumları atarlar ama bunda da başarısız olurlar. Yeşildere köyü gitgide kalkınır, içinde bulunduğu küfürden uzaklaşır. Hatice Ana yiğeni gül ile dikçe Mehmet'i evlendirir. Dikçe düşmanı Kerim'in oğlunu okutmak için çabalar. Bu durumu Kerim hazmedemez. Diğer kardeşleri ile dikçe'yi yok etmeyi düşünürler ama her defasında da karşılarına bir engel çıkar. Dikçe'nin bir oğlu olur adını ölen abisi Murat'ın ismini koyar. Dikçe oğluyla dere kenarını dolaşırken Kerim ve Keçi Selim yüzünden çocuğunu dereye düşürür, Küçük Murat suda boğularak can verir. Üstüne üstelik Kerim Dikçe oğlunu suda boğdu diye jandarmaya şikayet eder, dikçe hapise atılır. Dikçe hapiste eğilmezler'in hepsini öldüreceğim diye yemin eder. Dikçe hapisteyken Kerim doğru yolu bulur, kötülüklerinden vazgeçer. Dikçe hapisten çıkışında köy meydanında karşılar ve ondan af diler. Göğsünü Dikçe'nin namlusuna dayar, Dikçe affetmek Allah'a mahsus diyerek Kerim'i vurmaz. Dikçe'nin annesi Hatice Kadın da Dikçe hapisteyken ölmüştür. Yeşildere köyü eski karanlık günlerinden çıkmış, kötü alışkanlıklarından sıyrılmış, işine gücüne ailesine sahip çıkar olmuştur. Dikçe'nin karşı köye tayini çıkar. Dikçe Gül'ü de alarak davasını yerine getirebilmenin verdiği gururla köyden gider.

Gerçekten okunması gerekir..:)
Ahmed günbay yıldız; şüphesiz ki kalemi kuvvetli fazlasıyla başarılı bir yazar. Kitap da bir şaheser bana göre. Halk ağzıyla yazılmış kitaplar benim için her zaman ayrı bir yerdedir. ayrı bir şevk aldığım, bizden birşeyler bulduğum yegane bir eser olma özelliğini taşır ve aynı zamanda başka bir hava vardır bu yapıtlarda. Konusu bir kan davası ama konuyu sadece bununla ifade etmek eksik kalır. Kardeşliğin sadece aynı karından çıkmakla olmadığını, arkadaş kelimesinin gerçek manasını, sevginin en saf, en yalın, katıksız bir şekle bürünüp nasılda ınsanları birbirine bağladığını, hatta ve hatta sadece eş,dost,akraba değil insanın düşmanına bile yeri geldiğinde sevecenlikle yaklaştığını anlatan bir kitaptı ve kesinlikle çok fazla şey öğrenebileceğimiz,hakkın adaletin nasıl da tecellı ettiğini görebileceğimiz bir anlatıma sahipti. İçindeki tasvirler, betimlemeler çok iyiydi. Ben daha fazla bişey söyleyerek kitabın büyüsünü bozmak istemiyorum. Alın ve içinize işlicek bu kitabı okuyun.
Gercekten okunması gereken bir kitap.Çok akıcı ve sürükleyici herkese tavsiye ederim. Bir sonra ki sayfada acaba ne olacak diye meraklandırıyor. Bir kan davası meselesi anlatılıyor.
Gerçekten etkileyici bulduğum ve gerçek dünyayı olduğu gibi yansıtan kitaplardan. Kendini geliştirmenin, iyiliğin ve yürekliliğin, en önemlisi de iman gücünün daima önde geleceğini anlatan bir kitap. En kötü kişi bile düzelebilir. En acımasız insanın bile gözlerinden merhamet damlaları akabilir. Herkes okumalı ve ders almalıdır efendim.
Kitapevinde dolanırken yaşlı sevimli bir amca kitapları karıştırıyordu bende yan raftaki kitaplardan inceliyordum Derin bir ahhhh çekti bu kitap çok güzel kızım al oku dedi ben okurken birkaç kez ağladım dedi tavsiye edilen kitapları severim Ama arkasını okur incelerim genelde incelemedim uzattığı kitabı aldım .hemen metroda başlayan yanık buğdayların dumanı sardı sarmaladı beni kan davasını anlatan sürkleyici bir roman akıcı meraklandırıcı olmasıda cabası ...Amca okurken ağlamış ben ağlamadım ama içimi acıtan yerler olmadı değil ....
1950-1960'lı yıllarının Türkiye'sini anlatan yazar dönemin manevi çöküşünü ele almış. Genel itibariyle roman çok hoşuma gitti. Romanın sevmediğim yönü ise imla kurallarına çokta özen gösterilmemesi. Belki sadece benim okuduğum baskı ile alakalı bir şeydir bilemiyorum ama kitabı okurken dikkatimi çok dağıtıyordu. Fakat açıkçası roman imla dışında oldukça iyi olay bütünlüğünün sağlandığı bir roman tabi eski dönemleri anlatıyor olması günümüz gençliğinin bazen ilgisini çekemiyor. Ancak bence herkesin bilmesi gereken bir dönem ele alındığından okunması gereken bir roman.
Anadolu da yaşanan kan davalarını ve bunlar yüzünden mahvolan hayatları anlatan güzel bir kitap. Yazar o yörenin diliyle konuşup adeta sizi olayların içine çekiyor. İnsan yaşamında ahlakın ve islamin önemini anlatan bu kitabı mutlaka herkes okumalı.
Ahmet Günay yıldız dili anlatımı ve özellikle duyguları yansitisi kitabı bir solukta bitirmeyi sağlayan bir olay bir kitabını bitordiginizde diğer bir romanına geçmek için sabırsızlanıyorum diyeceğimiz bir kitap
Hep olacak ve devam edecek olan; iyi ve kötünün mücadelesi. Duru bir dil ve akıcı bir anlatım. Kurgusu ve sürükleyiciliği tam kıvamında. Abartıya kaçmadan, zorlu dünyamızın tarifi yapılmış. Bir daha bir daha ....Okunmalı.
"Ve insan kendi içinde, kendi nefsi ile yaptığı muharebede mağlûp olursa...
İşte harplerin en amansızına mağlup olmuş bir zavallı olurdu."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yanık Buğdaylar
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
380
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757544111
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Her şey bir depremle başladı. Şiddetli bir yer sarsıntısının sebeb olduğu bir felaket... Ve felaketten pay alanlarla çıkar sağlayanlar.

İyi ile kötünün bitmeyen kavgasına ayna tutan bu romanda bize ait izler bulurken, bazı şeyleri yeniden keşfetmenin de tadını yaşayacaksınız.

Bir asra yakın dönemdir içinde bulunduğumuz sosyal atmosferin ve olguların minyatürünü sunan bu romanı bir solukta okuyacaksınız.
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 675 okur

  • Merve Caylak
  • e.noyan
  • Serpil Alp
  • Cansu Ercan
  • AYNUR
  • Jayhoun
  • RUKİYE GÜLCAN
  • ilayda koçer
  • Ali Karabudak
  • Bahar Gök Barman

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.7
14-17 Yaş
%5.8
18-24 Yaş
%25.5
25-34 Yaş
%30.9
35-44 Yaş
%23.2
45-54 Yaş
%10
55-64 Yaş
%1.2
65+ Yaş
%0.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%72.2
Erkek
%27.8

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%28.6 (32)
9
%21.4 (24)
8
%29.5 (33)
7
%10.7 (12)
6
%1.8 (2)
5
%3.6 (4)
4
%1.8 (2)
3
%0.9 (1)
2
%0
1
%1.8 (2)

Kitabın sıralamaları