Ahmet Günbay Yıldız'ın Yanık Buğdaylar kitabına kısaca değinmek gerekirse yeşildere isimli bir köyde geçiyor. Herşey köyde yaşanan depremden sonra oluyor. Deprem sonrası yaşanan o hengame bir yandan kurtarılmaya çalışılan canlar diğer yanda bunu fırsat bilip her yeri talan etmeye çalışan duygusuz insanlar. Ve depremde onca canı kurtarırken aklını kaybeden Sinan. Olaylar Sinanın aklını kaybetmesi ve köyde artık deli olarak gezmesi hırsızlarınsa deprem de çaldıkları ile sonradan köyün zenginleri olması ile devam ediyor. Haksız yere vurulan yitip giden canlar kısaca kan davası şeklinde devam ediyor olaylar. Ve bu kan davasının ortasında yeşeren umut olan öğretmen olup köye dönen dikçe bütün gidişatı değiştiriyor imanlı göğsü gördüğü eğitim ve karşısında azılı kan davalıları olaylar böyle gidiyor heyecan ihanet dökülen kanlar köyde onca yaşanan gelişmeler hepsi ayrı bir heyecan... Dili sade ve anlaşılır okumanızı tavsiye ederim.
Yanık BuğdaylarAhmed Günbay Yıldız · Timaş Yayınları · 19994,416 okunma
Yazarın okuduğum ilk kitabı ama inanın elimden bırakamadım. Harika bir eser bana göre. İyi ki okudum diyorum. Olaylar kısaca değinmek gerekirse yeşildere isimli bir köyde geçiyor. Herşey köyde yaşanan depremden sonra oluyor. Deprem sonrası yaşanan o hengame bir yandan kurtarılmaya çalışılan canlar diğer yanda bunu fırsat bilip her yeri talan etmeye çalışan duygusuz insanlar. Ve depremde onca canı kurtarırken aklını kaybeden Sinan. Olaylar Sinanın aklını kaybetmesi ve köyde artık deli olarak gezmesi hırsızlarınsa deprem de çaldıkları ile sonradan köyün zenginleri olması ile devam ediyor. Haksız yere vurulan yitip giden canlar kısaca kan davası şeklinde devam ediyor olaylar. Ve bu kan davasının ortasında yeşeren umut olan öğretmen olup köye dönen dikçe bütün gidişatı değiştiriyor imanlı göğsü gördüğü eğitim ve karşısında azılı kan davalıları olaylar böyle gidiyor heyecan ihanet dökülen kanlar köyde onca yaşanan gelişmeler hepsi ayrı bir heyecan...
Keyifle okuyun inşallah...
Bir taşra hikayesi ve kan davası. Tüm köyün adaletsiz, hak yiyen, haram yiyen bir soya itaat etmesi ve bir kişinin karşı çıkmasıyla başlayan dava.
Bu davada çok kanlar aktı. Dikçe Mehmed kahraman gibi savaştı ama yaranamadı. Köylü Dikçe Memed'i en ufak hatasında yerin yedi kat dibine soktu.
Kitabı okurken aklınıza Yaşar Kemal 'in İnce Memed serisi gelebilir. Belki de yazar Yaşar Kemal' den etkilenmiştir.
Kitap güzel lakin olaylar sürekli düğüm-çözüm halinde gidiyor. Bu da kitabın akıcılığını engelliyor.
Bu kitap anneciğimin bir genç kızken okuduğunu ve okurken çok duygulanıp ağladığını söylediği bir kitap olması dolayısıyla benim için çok kıymetliydi. Kütüphane rafında denk gelince okumam gerektiğini düşünüp aldım. Yalnız böyle derin bir anlamı olmasa benim için pek de okunası bir kitap değildi. Yazar, inandığı değerler uğruna fedakarlık yapan bir dava adamının yaşadıklarını anlatmış fakat bana göre olaylar oldukça abartılı, anlatım fazlasıyla sıradan ve gereksiz ifadelerle doldurulmuş. Okurken aynı şeyleri defalarca kez okuduğunuzu düşünüp sıkılabilirsiniz.
Yanık BuğdaylarAhmed Günbay Yıldız · Timaş Yayınları · 19994,416 okunma
Evet bakalım,okuyana kadar kahrımdan öldüğüm kitabın incelemesini yazayım. Ciddi anlamda okurken sinirlerim tavan yaptı durdu. Kitap bir deprem ile başladı. 6 Şubat depremini, depremde yapılan yolsuzluklar, hırsızlıkları hatırlattı. Aşırı sürükleyici bir içeriği var, açıkçası okurken ağzımı bozup küfür ettiğim yerler oldu. Kitap iyisiyle kötüsüyle insanımızın kavgasını, kırsal kesimde yaşanan olaylar zincirini, fitne fesatlığı, birlik bütünlüğün ve inancın önemi gibi konuları ele alıyor. Her ne kadar sinirlerimi alt üst etmiş olsada kitabın sonunun huzurla bitmiş olması içime biraz su serpti. Kırsalda büyümüş biri olarak kitapta anlatılan hikayenin benzerlerini gerçekten duymuş olmam beni daha çok okumaya teşvik etti. İçeriği bana göre çok iyi yazılmış enazindan gereksiz betimlemelerden kaçınmış yerinde güzel bir anlatım olmuş. Sıkılmadan, merakla sonunu getireceğiniz bir kitap. Keyifli okumalar.
Ahmed Günbay YıldızYanık Buğdaylar
Cehaletin Bitmeyen Savaşı: Yanık Buğdaylar
Bu kitap benim için sadece bir roman değil; annemin gençliğinde okuduğu, yıllar sonra benim de aynı heyecanla elime aldığım çok kıymetli bir miras. Okurken hazmetmesi zor bir süreçti. Ancak bitirdiğimde hissettiğim şey sadece bir hikaye değil, insanın içine oturan kocaman bir hayranlık ve asla kabullenemediğim o kör cehaletin bıraktığı acı bir tortu oldu. Emeklerin bir çırpıda silinip atılmasına ne kadar sinirlensem de, başrolün o dik duruşu zihnime kazındı.
Karakterlerin Vakur Duruşu ve Fedakarlık
Kitabın başrolüne kelimenin tam anlamıyla hayran kaldım. Ümitle, sabırla, bıkmadan usanmadan; belki de hiç değmeyecek insanlar için bile bir şeylerin farkına varmalarını sağlamaya çalışması inanılmaz bir irade örneği. Bu nankörlük sarmalında, eşinin de tüm bu saçmalıklara rağmen kocasını anlaması, ona o derin sevgisiyle fedakarlık gösterip hep yanında durması içimi ısıtan nadir detaylardandı.
Özellikle adamın annesinin o muazzam tevekkülü ve gelinine her koşulda sahip çıkıp destek olması, takdir ettiğim en güçlü sahnelerdi. Bu aile bağı ve dik duruş, kitabın en karanlık anlarında bile bir ışık gibi parlıyor.
İyiliğin Unutkanlığı ve Cehaletin Duvarı
Ancak kitabın en çok sinirime dokunan tarafı, o aşılması imkansız görünen cehalet duvarı... Ne kadar çabalarsanız çabalayın, insanların kemikleşmiş "alışılmış" hallerini değiştirmek bir ömre mal oluyor. Yıllarınızı verip bir şeyi düzeltiyorsunuz ama ufacık bir lafla, tek bir fitneyle her şeyi unutup o eski, karanlık dünyalarına dönüyorlar.
İyilik maalesef çok unutkan... O köylülerin takındığı at gözlüğü, sanki ellerinde olmayan bir "cahil alışkanlığına" dönüşmüş. Bunun yanında haksız yere giden canlar, bitmek bilmeyen o anlamsız kan davaları okurken canımı çok sıktı ve
Bu yazardan okuduğum ilk kitap Yanık Buğdaylar. Yazarın kalemini çok beğendim. Kitaptaki cümleler oldukça açık ve anlaşılır. Kitap Anadolu'daki bir köyde geçmekte. Köy hayatını bizlere buram buram hissettiren bu kitabı çok severek okudum. Yaşanılan olaylar, olayların anlatış biçimi insanın kalbine dokunuyor. Olaylar yaşanırken insanı çok etkiliyor ve devamı merak ediliyor.
Yeşildere Köyü'ndeki kan davası haline dönen husumet,kin,intikam konulu;yozlaşmış bir halk üzerindeki Dikçe Mehmet'in çabalama isteğini okuduğumuz kitabı malesef sevemedim.Zincirleme giden kim kimi öldürdü,öldürecek tarzındaki olay akışı neredeyse beni "Okuma Tembelliği(Reading Slump) moduna sokuyordu.Türü sevenlere iyi okumalar
Büyük Yemin isimli eski Türk filmi tadında bir kitap. Sadece sonu mutlu bitiyor ve dini bir tema kullanılarak yazılmış. Akıcı bir kitaptı. Diğer kitaplarına göre bence başarılı
Yanık BuğdaylarAhmed Günbay Yıldız · Timaş Yayınları · 19994,416 okunma
Kitap eski Anadolu'nun kafa yapısını anlatmaktadır. Kimi yerlerinde sinirlendiğiniz, üzüldüğünüz, göz yaşlarını tutamadığınız, bazen anlam veremediğiniz yerleri olabiliyor. Kitabın sonunda ağladığımı da itiraf etmeliyim. Aslında kitap Anadolu'daki hem geçmişin hemde bugünün düşünce yapısını anlatıyor zira anlatılanların yaşandığı köyler, kasabalar, ağalar, paşalar, kan davaları, kin davaları hala yaşanmakta. Vicdanınızı sorgulatacak bir kitap. Kesinlikle tavsiye ediyorum.
Yanık BuğdaylarAhmed Günbay Yıldız · Timaş Yayınları · 19994,416 okunma
1941 yılında Tokat iline bağlı Reşadiye ilçesinin Kızılcaören köyünde dünyaya gelmiştir. Annesi Saniye Hanım, babası Haydar Bey'dir. Öğrenimine köyünde başladı ve on yaşına kadar orada sürdürdü. Daha sonra babasının işi dolayısıyla Ankara'ya yerleşen bir ailenin ferdi olarak, eğitimine burada devam etti.
Bu arada edebiyata ilgi duydu ve şiirler yazdı. Başlangıçta şiir bir tutku haline gelmişken, zamanla edebiyatın diğer dallarına da ilgi duymaya başladı. Hikayeleri ve makaleleri muhtelif dergi ve gazetelerde yayınlandı.
Yazar asıl yükselişini romanla yaptı ve romanda karar kıldı. "Çiçekler Susayınca", "Yanık Buğdaylar" ve "Figan" romanları çeşitli gazetelerde seri halinde yazıldı ve daha sonra kitaplaştırıldı. Bunu diğer romanları takip etti. Eserlerinde Türk toplumunun her kesimini ele aldı ve işledi. İyi ve kötü yönleriyle insan ve toplum arasında etkileşimin ötesindeki sebepleri tespit ederek gözler önüne serdi ve çözüme yönelik ip uçları da verdi.
Türkiye Yazarlar Birliği'nin kurucusu olan yazar, kitaplarının basıldığı Timaş Yayınları'nın da kurucusudur.
Yazarın yurtdışında özellikle Almanya da büyük bir okuyucu kitlesi vardır. Ayrıca yazara dış basının da ilgisi büyüktür.