Sen gittin ya benden baharı da alıp,
Güller soldu,renkler yitti,umut bitti,
Güneş ara verdi çiğdemle raksına,
Kalem yazmadı şiir, vuslattan başka
Sen gittin ya dualar hep senden yana...
Dumanlar sana doğru, ışık yok oldu,
Gözümde hep gri, hep mavi durdu,
Hülyalar sana döndü, emeller sana...
Seni tanıyamadılar ey Güneşim!
"Ben" ruhuyla göremediler seni;
Samimi niyaza karşı mütevazi,
Şarlatanlara karşı kibirli...
Seni tanıyamadılar ey can suyum,
"Ben" gönlüyle göremediler;
Tende can, canda canan oluşunu,
Kelamıma mana oluşunu...
''O kapı mı ki bana açılan, sen misin beni içeri alacak olan ey akıl? Vurdum gitti kilidine anahtarı... Anahtar dediğim ben, açar mı sana seni? Bak yine sendeyim, ulurum itler gibi: aç, aç, aç,!.. Gireyim içeri, aç! Anahtar sende dersin... Ne ben anahtar ne sen kilit...Ne kapı bırakırım sana ne duvar... Yeter ki sen de aç...Ben hasretine dilenirim sen hala bana kapıyı aç.''
''Benim Şems'imin zikir anlayışı nasıldır.?'' '' Zikir, Allah'ı anmaktır. Zikir sadece dil ile yapılır diyenler, Allah'ı tanımamış demektir. Zikir yüreğin tesbihidir. Esma, kainata yayılmıştır. Dağa bakmak da zikirdir. Taş da zikreder. bakıra vuran çekiş de zikreder. Bir yetimin başını okşamak, yerdeki taşı kimseye zarar dokunmasın niyeti ile kaldırmak, bir hayvanın susuzluğuna çare bulmak da zikirdir. Birisini Allah için sevmek, eline tesbih alıp bin defa Allah demesinden daha tatminkar zikirdir.''