“Kediler büyük acılar çekebilirler ve yaşamları gaddarca sonlandırılabilir. Sözgelimi Meo’nun yaşamı birçok dehşet verici olayla doluydu ve travmatik anılar tetiklendiğinde, zihninde bunlar yeniden canlanıyordu. Gattino yaşamının başında ve büyük ihtimalle sonunda acı çekti. Ama her iki kedi de ‘ıstırap’ çekmek nedir bilirken, ikisinin de ‘trajedi’ hakkında en ufak bir fikiri yoktu. Çektikleri acılara karşın, gözü kara bir coşkuyla yaşadı onlar. Peki ya insanlar böyle yaşayabilir mi? Yoksa insanlık böyle bir yaşam süremeyecek kadar zayıf ve kırılgan mı?
“Kediler insanın anlam arayışını fark edebilselerdi, muhtemelen bunun abesliği karşısında keyifle mırlarlardı. Salt kedi olduklarından dolayı, hayat zaten onlar için yeterince anlam ifade eder. İnsanlar ise, kendi hayatlarını aşan bir anlam aramadan edemezler.”
“İnsan hayatının faniliği ve iflah olmaz yoldan çıkabilirliği ile, her ölümle, her ayrılıkla, her ihanetle, her ihtirasla insanda açılan ölümcül yaralar göz önüne alındığında, insanlığın gelişiminin devam edeceğine, insan doğasının değişmezliğine, rasyonel gerçeklik söylemlerine, objektif iyilik ölçütlerine ve diğer bütün mükemmel yanılsamalara insanların nasıl inanabildikleri beni her daim hayrete düşürmüştür.”
“İnsan olmak, sonuçta mağlup olmaktır; zira hepimiz özenle inşa ettiğimiz benlik bilincimizi, fiziksel gücümüzü, sağlığımızı, bizim için pek değerli itibarımızı ve nihayetinde, hayatlarımızı kaybetmeye yazgılıyız.”