Terör insanları öldürürken değişimsizlik de insanların ruhlarını öldürdü. Ne korkunç bir zaman dilimiydi yaşadığımız! Kırlarda ölüm, dağlarda ölüm, kentlerde ölüm, değişemeyen kafalar yüzünden de okullarda, kurumlarda manevi ölüm. Siyasi çözüm bulunamadığı için ve karşılıklı inatlaşma sonucu ne çok genç adam öldü, ne çok ana yüreği yandı, ne çok çocuk babasız, genç kadın kocasız kaldı.
Kan döküldü de ne oldu? Kazancı ne oldu kan dökenlerin? Bir sürü ölü, bir sürü yaralı, yığınla acı hatıra... Dünya hızla değişiyor, bu değişime ayak uyduramayanların vay haline! Tüm direnenler sonunda değişimi kabul etmek zorunda kalacaklar. Yoksa insanlar da milletler de dinler de çağın dışına düşecek. Bu değişimde şiddet yok, kan dökmek yok! Konuşmak, uzlaşmak, anlaşmak var.
Din elden gitmişmiş, Müslüman kadınlar edeplerini kaybetmişlermiş, Cumhuriyet ahlaksızlık getirmişmiş. Biri bunları sıralamaya başladı mıydı durup düşüneceksin, gül kızım. Bu lafların altında çok cinikler yatar. Bunu söyleyenin kendine göre bir hesabı vardır. Şeyh Said din elden gitti diye bas bas bağırırken ezanlar da okunuyor, namazlar da kılınıyor, cumalar da tıklım tıkış doluyordu. Ahlaksızlık dersen her devirde var. Dinin elden gittiği filan yokmuş yani.