Dextr

Dextr
@Dexysr
Mühendis/kamu
Lisans
İstanbul
2 okur puanı
Mart 2026 tarihinde katıldı
Evrenin bize her zaman fısıldadığına inanıyorum. Eğer fısıltıları dinlemezsek haykırışları kesin duyarız. Vurulduğum güb Ruhun yüksek sesle haykırması gibiydi:"Denise, kim olduğunu hatırla!"
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Hepimizin derinliklerinde engin ve birbiriyle bağlantılı iç âlemler vardır. Bu iç âlem, geçmişin, şu anın ve geleceğin büyük bir ışık ve ses orkestrasyonunun içerisinde girdap gibi hareket ettiği bir gerçekliktir. Bin yılın sonuna yaklaştığımız şu sıralarda, bireysel iç evrenlerimiz ve dışarıdaki evren arasındaki zar inceliyor. Artık, uyku kapısından benliğin gizemli gerçekliklerine adım atma ve uzun süredir gizlenmiş olan iç gerçekliklerin farkına varma şansına sahibiz. Her birey, varlığının merkezinde, kalbinin sezgisel meydan okuyuşuna tepki verebilir. Önümüzdeki yıllarda görülecek olan bu meydan okuma, gölgemizle yüzleşmeye, cesaret ve açık gönüllülükle karanlığı aşmaya istekli olmak ve an’ı dolu yaşamak için geçmiş yaşamlarımızda kim olduğumuzla yüzleşmektir. Gölgenizle yüzleşmek için en karanlık yönünüze yapacağınız yolculuğu istemenin ve bunun riskine atılmanın zamanıdır. Sizi Ruh’tan ayıran, gölgenizdir. Yaşamlarımızda kendini belli eden birçok gölge vardır; korku, acı, bunalım, hüzün, kısıtlayıcı inançlar, hastalık ve ölüm. Bu bölgeler genellikle geçmiş yaşamlardan gelir. Yanılsama Duvarı’ndan geçmişin gölgelerinin ötesine olan yolculuk zaman almak zorunda değildir, yalnızca riske girmek gerekiyor. Ve yalnızca riske girenler gerçekten yaşar. İçsel yolculuklarınız yaşamınızdaki dönüm noktaları olabilir ve kökten dönüşümler gerçekleştirebilir.
Sayfa 15
1000Kitap
Mutsuz insanlar, kırk yılda bir, eğlenceli olabilecek olaylar karşısında kendilerini hoşnut edecek bir nokta bulurlar. Bilinçaltlarında böyle davranmalarına neden olan, kendilerinden nefret etmek için harcadıkları enerji ve zaman hakkında ise hiçbir fikirleri yoktur. Mutlu olmama çabası kimi zaman gayet dolaysız ve açıktır. Örneğin çoğu insan en fazla istediği -meslek, kariyer, mal, ilişki vb.- şeyleri tam elde edecekken ellerinden isteyerek kaçırırlar. Ancak bu tip sorunlar hiçbir zaman yalnız başlarına var olmazlar; bu durum -kişi her ne kadar farkında değilse de- yoğun bir kendinden nefret projesinin parçasıdır. Bu, bana bir danışanımı anımsattı; danışanım, evlilik hayatı boyunca periyodik olarak depresyona girmişti. Ama bu süre içinde kolayca orgazm olmuş ve bundan çok zevk duymuştu. Bana gelmeye başladıktan bir yıl sonra bu tamamen değişti. Artık depresyona girmiyordu ama orgazm da olmuyordu. Olay tam başlayacakken, kendini endişeli düşüncelere kaptırıyordu. Böylece zamanını orgazm olup olamayacağı konusunda endişelenmekle geçirmeye başladı. Mary’nin yıllardır kendine zevk veren her şeyi ortadan kaldırdığı, gizli gizli seksten neden zevk aldığı konusunda endişe duyduğu ve sonunda bunu yok etmeyi başardığı ortaya çıktı. Kendinden nefret etme sürecinde, seksten zevk almasına ilişmiş olması çok ilginçti. Ancak hâlâ zevk aldığı bir konu olduğu için kendini depresyonlarla cezalandırma yolunu seçmişti.
1000Kitap
Kumara hastalık derecesinde bağımlı olmak, hastayı kronik mutsuzluğa iter. Bu, alkol, uyuşturucu ve aşırı yemek kadar zararlı bir hastalıktır. Ancak bu bağımlılıkların en temel noktası kendinden nefrettir. Kumar oynayan kişiler, kazanmak isteğinin arkasına saklansalar da esas nokta bu değildir. Kumar hastasının, başarıya tahammülü yoktur. Kendinden ettiği nefreti besleyebilmesi için başarısız olmaya ihtiyacı vardır. Kendisini bağımlı, aciz ve umursamaz bir insan olarak göstermek için kaybetmek üzere oynar. Bu çabası, anlık olarak kendisini rahatlatır ve kendinden nefret etme dinamizmini tatmin eder.
1000Kitap
Dolaylı kendinden nefret, kronik, yayılmacı ve habis bir yapıya sahiptir ve bütün bu özelliklerine karşın fark edilmesi neredeyse her olayda imkansızdır. Dolaysız kendinden nefretin gelip gitmesinin aksine dolaylı kendinden nefret kalıcıdır ve etkisi uzun sürelidir. Daha doğrusu eğer bilinçli olarak durdurulmazsa dolaylı kendinden nefret bir ömür boyu sürebilir. Kendinden nefret duygusu olmayan kişilerde hayatın amacı mutlu olmaktır. Aziz olma arzusu, mazoşizm, içine kapanıklık, bağımlılık, saldırganlık, despotluk, mükemmeliyetçilik, sadizm, intikamcılık, hayattan el etek çekmek gibi nevrotik durumlar hep kendinden nefretin sonuçlarıdır. Karen Horney, insanın gerçek kişiliğinden, yaşamakta olduğu kişiliğinden, nefret ettiği kişiliğinden ve idealize ettiği kişiliğinden söz etmektedir. Gerçek kişiliğimiz, eğer nevrotik değilsek kim olduğumuzdur. Yaşadığımız kişiliğimizse sağlıklı ve nevrotik özelliklerimizin dahil olduğu kişiliğimizdir. Nefret ettiğimiz kişiliğimiz, kendimizi nevrotik bakış açısı ile nasıl gördüğümüzdür. İdealize ettiğimiz kişiliğimizse, imkansızın ve erişilmezin parıltılı hayalidir. Bu erişilemeyecek hayale ulaşamayan kişi kendi kendinden nefret edecektir. Bu çeşitli nevrotik özelliklerin, gururumuzu besleyen kendine özgü kuralları vardır. Kişisel gururumuz için başkalarından ve genel olarak dünyadan beklentilerimiz vardır. Beklentilerimize karşılık alamadığımızda incinen gururumuz kendimizi aşağılamamıza ve böylece daha fazla nefret etmemize neden olur. Burada yine, Horney’in, “insanın gururunu anlamanın, onun nevrotik yapısını anlamaya yardımcı olduğu” görüşüne tamamen katıldığımı belirtmek isterim. Ancak, benim genel ilgi alanım ve üzerinde durmak istediğim konu, kişinin kendisine hoşgörülü davranmayı öğrenmesidir. Horney’in “gerçek kişilik” olarak
Sayfa 54
Alıntı